Sevginar Uygun

Tükenmeye mahkum...

Tükenmeye mahkûmdur; gerçek amacına, aslına ihanet eden her şey…
İçimde bir sıkıntı kaç gündür… Yaşananlar mı, yaşanamayanlar mı daha çok insanı geriyor kararsız kaldım doğrusu… Her birimiz sahip olduğumuz hayatları yaşıyoruz, en iyi şekilde yaşamaya çalışıyoruz; ne kadar başardığımız değişir tabi. En doğrusunu yapmaya çalışırken, en berbat hatalara imza atmışlığımız vardır her birimizin… Bugün sevindiğimiz şeylerin bir süre sonra bizi kahredişi de yaşamımızın etkileyici temel taşları arasındadır. Alın buna ilişkin en taze örnek siyasetten; bütün gözler ve beklentilerin odaklandığı anda atadığı ilçe başkanını 5 gün sonra “Biz sizi iyi araştırmadan, karar vermişiz” bundan sebep ‘dün verdiğimiz kararın bugün arkasında duramayacağız' diyen İYİ Parti'nin Silivri'de yaşattıkları… Hastane müdürü ile siyasete yeni hazırlık girişimleri inşallah kötü bir şaka olarak kalır… Gerçi bu kadar kötü bir başlangıçtan sonra işleri düzeltmek, daha da batırmaktan kolaydır diye düşünüyorum…
Kötü sürprizlerden daha yorucu şeyler var maalesef… Bir şey söyleyeceğiz, ‘şunlar buraya çeker', ‘bunlar böyle yorumlar', isim vererek yazdığınız bunu kaldıramaz, isimsiz ifade ettiğinizde üzerlerine lüzumsuz yere alınacaklarla al başına belayı!
Hani insan ağladığında ‘bir sebepten değil, birikmişlikten' denir ya…
Bende de bu ara epey şey biriktirdim demek ki!? Gerçi huyum kurusun ‘birikim' denince hiç doğru yerinden anladığım ve davrandığım olmadı ne yazık ki!
Adına ‘siyaset' deyip, ‘güç savaşı' yapanlar, halka hizmet yerine iktidar gücünü kendi emellerine vakfedişlerin sessiz tanıklığı bir yerden sonra sadece yormuyor, acıtıyor da…
Tek bunlar olsa çoktan hayata dair umudumuzu yitirirdik muhtemelen…
Allah'tan arada güzel anlar ve insanlar da varlığını hissettiriyor ki nefes alıyoruz…
*Suna Göçengil'in ilçe kongresi için Silivri'nin her köşesine bizzat davet için ekibiyle gidişi hoşuma gitti.
*Saadet Gencoğlu'nun İBB meclisinde Silivri adına söz alışındaki zarafeti beğendim…
*Hafta başından bu yana kabul günü modunu sürdüren Işıklar'ın azmini düşündükçe, pes etmemek gerektiğine dair görüşüm tazelendi.
*Rıfat Kutlu'yu izlerken, Allah'ın dağına göre kar verdiği gerçeğini anımsadım.
*Halide Avlu'nun anaç ve toparlayıcı siyaset yaklaşımı; iyileştirici…
*İYİ Parti; biz nasıl bakarsak bakalım, görmek istediklerimize rağmen her yapının mimarı olduğu kendi gerçeğini onun dışında kimsenin kökten değiştiremeyeceğine bir kez daha ikna oldum.
* Aliş Eren'i, Recep Akıncı'nın Başkan vekili olarak tanıdık… Şimdi Şoförler Odası Başkanlığına aday. Adaylık açıklamasındaki nezaket çok hoşuma gitti… Genelde hedeflenen yerdeki isim kötülenir, kendine yer açmak için.
Düşünüyorum da mutlu, umutlu olmak için de birçok nedenim varken kapıldığım karamsarlığı güneşin gündüzlerimizde daha az yer almasına bağlayıp konuyu ve haftayı kapatalım…
Başladığımız noktaya gelecek olursak; aslına ihanet eden her şeyin tükenmeye mahkûm oluşuna… Olduğumuz ve olmak istediğimiz insan arasında uçurum büyüdükçe oradan geçip kurtulma şansımız azalır. Olmamız gerekenden ne kadar uzaklaşırsak aslımızdan kopmamız ve gerçek varoluş sebebimizi yitirmemiz o denli kolay olur…
‘Ben siyasetçi görünür rantçı olacağım', ‘gazeteci görünüp şantajcı olacağım', ‘dürüst görünüp, üçkağıtçılık yapacağım' vs diye düşünürseniz en çok kendinizi kandırırsınız. Bu yolda elde ettiğinizi sandığınız şeylerin, kaybettiklerinizin yanında esamesi bile okunmaz…

YORUM YAP