Sevginar Sali

İmdaaat diye bağırasım var!

Yerelde otların boyu, genelde CHP'nin hali derken insanın bazen gerçekten "İmdaaat!" diye bağırası geliyor.
Özellikle Park ve Bahçeler ile Fen İşleri faaliyetleri ile ilgili tepkiler isyana dönüşmeden gereken yapılır umarım. Pazartesi günü Başkan Bey'in personel toplantısı kimsenin gözünü korkutmamış gibi. Herkes değil belki ama en azından bir muhtar aradığında aktarılan mevzuyla ilgili “Personelden bilgi aldım yapılmış” demek yerine kalkıp da olay mahaline gidip durumu bizzat görmeyi de biraz denese mi Başkan Bey? Şoförü, makam aracı var bir de işleri takip isteği olsa bazı şeyler yoluna girecek gibi. Artık asfalt yol isteyen de kalmadı, bir süredir ‘mıcır dökülse' diyorlardı şimdi, “Greyder gelip çukuru düzlesin yeter”e kadar indirgenmiş beklentiler. Bu durumu Silivri'yi yönetmekle yetkilendirilmiş kişiler de kendine bir dert etse mi ufaktan? İkinci dönem falan derdiniz kalmamış olabilir de kendinize milleti sövdürmeyin hiç değilse.
Özellikle MHP İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz'ın yaptığı toplantı sonrasında muhtarlar adına üzülsem mi, kızsam mı bilemedim. Eksiklikleri anlatsalar şikayet olarak algılanıyor, sussalar köyler kaynıyor…
‘Vatandaş medyaya şikayet ediyor, muhtara tepki gösteriyor Başkan Bey'i görünce öpülmek için yanağını uzatıyor' diyordum o durumların da değişiklik arz ettiğini son Gümüşyaka Halk Pazarında yaşananlardan anlamış olduk.
Sahilde pıtrak gibi çoğalan kondu büfeler ile ilgili yasal işlemler bir yandan artış faaliyetleri diğer yandan!
Sahilde lavabosu olan ve olmayan işletmeler arsındaki sinir harbi biçilmeyen otlardan evvel alev alırsa şaşmayın. Bir işletmenin yıllardır lavabo ve tuvaletsiz hizmet verme saçmalığı, ruhsat şartlarını yerine getirenlere ağırlaştırılmış müebbet cezası misali.
Bora Başkan'ın son mecliste söylediği bir cümle günlerdin aklımda yankılanıyor: “Vatandaşın dediği olur.” O olsa olsa seçimde olur. Sonra size verilen kamu yetkisini tanımlayan yasalar ve kurallardan bağımsız hareket ederseniz yönetmekle yükümlü olduğunuz yer Arapsaçına döner. Dahası da var yasalar ile başınız derde girer; suç oluşur, görev suistimalleri vs. Kaldı ki vatandaşın sizden her istediğine bugüne kadar “Olur” dedikleriniz yasal değilse bir CİMER şikayetine bakar, ektiğiniz fırtına tsunamiye döner.
Başkan Bey'in kimseye “hayır”, “olmaz”, “yapamayız” demediği de artık kanıksanmış durumda. Olacak şeylerin, hatta olması gerekenlerin sözle belirtildikten sonra da asla gerçekleşmediğini önemli bir çoğunluk idrak etmiş.
Silivri Trakya'nın da İstanbul'un da incisi. Sahil bu ilçenin vitrini. Başkan Bey öpme, sarılma faaliyetlerinden kalan zamanlarda bile olsa aksayan hizmet noktalarına odaklanmayı biraz daha ertelerse “Dönülmez akşamın ufkundayım...” şarkısı koro halinde seslendirilir.
Tarihinin en yüksek oyuyla seçilip, sırtladığı yüksek beklentinin farkına varmamamın hoyratlığı başarısızlık nidalarını çoğaltıyor.
“Çok severdik biz bu çocuğu. Başkan oldu kendinden nefret ettirdi” diyen büyüğümüzün sözlerini düşünüyorum. İnsan bunu kendine niye yapar, niçin müdahale etmez şaşkınlığına cevap bulamıyorum.
Zamana bırakılan acı soğur, sevinç biter ama sorunlar çoğalır, derinleşir.
Keneler, yılanlar, sivrisinekleri yazmıyorum bile, yangın tehlikesi yazın yönetim krizlerini tetikler. Şu ot muhabbetine acil müdahale edin, hazır asfalt istemekten yılmış insanların yollarından bir greyder geçirin başka ihsan istemez!
Silivri'nin sorunu esasen ne otlar ne çukurlar ne de sahildeki düzensizlikler... Bunların hepsi çözülebilir meseleler. Asıl sorun, vatandaşın yönetenlerin gördüğünü düşündüğü sorunları görmezden geldiğine inanmaya başlamasıdır.
Siyasette eleştiri yorucudur ama umutsuzluk ölümcüldür. Bugün insanlar hâlâ şikâyet ediyorsa, muhtarını arıyorsa, sosyal medyada yazıyorsa aslında çözüm bekliyor demektir. Kötü olan vatandaşın bağırması değil, susmasıdır. Çünkü siyaset hizmet eksikliğini belki affeder ama hayal kırıklığının telafisi çok zor olur.

YORUM YAP