Dün Konuşan Gazete'nin yeni bölümünde Silivri'nin Tarihi Belediye Binası'nı anlattım. Ancak programı çektikten sonra önemli bir ayrıntıyı öğrendim ve önce bir düzeltme yaparak hakkı teslim etmek istiyorum.
Silivri'nin ilk belediye binasının rekonstrüksiyon yoluyla yeniden kente kazandırılması fikri, programda ifade ettiğim gibi ilk kez Özcan Işıklar döneminde değil, 2004-2009 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Hüseyin Turan döneminde ortaya atılmış.
Ardından Özcan Işıklar döneminde de gündemde kalan proje, Volkan Yılmaz'ın belediye başkanlığı döneminde İstanbul Valiliği'nin desteğiyle yatırım programına alındı, ödeneği çıktı ve 2024 yerel seçimlerine aylar kala temeli atıldı. Bugün ise Bora Balcıoğlu döneminde tamamlanarak Silivri'ye kazandırıldı.
Aslında sadece bu kronoloji bile bize yerel yönetim anlayışı açısından önemli bir şey anlatıyor.
Bir fikri Hüseyin Turan ortaya atmış, Özcan Işıklar döneminde proje gündemde kalmış, Volkan Yılmaz döneminde kaynağı bulunarak temeli atılmış, Bora Balcıoğlu döneminde ise tamamlanmış.
Belediye başkanları ve siyasi dönemler değişmiş ama sonunda kazanan Silivri olmuş.
Benim bu projeyle ilgili kişisel bir hikâyem de var. Dönemin Belediye Başkanı Volkan Yılmaz, projeyi gündemine aldığını ifade ettiğinde de onaylandığını, ödeneğinin çıktığını ve hayata geçirileceğini söylediğinde karşı çıkmıştım.
Birinci gerekçem depremdi. Silivri çarşıda toplanma alanlarının eksikliğinden yola çıkarak biraz da tam o dönemde yaşadığımız depremin etkisiyle açık alanların korunması gerektiğini düşünüyordum. Binanın taban ölçüsü 180 m2 yani o kadar da büyük bir alan değil esasen. O zaman bunu çok idrak edememiştim.
İkinci gerekçem ise tam proje hayata geçirilmek üzere bütün hazırlıklar tamamlanıp temel atma vaktinin seçim üstüne denk gelmesinden dolayıydı. Silivri Çarşısı'nın ciddi bir trafik sorunu var. Yerel seçimlere aylar kalmıştı. Kent merkezinde başlayacak inşaatın zaten sorunlu olan trafiği daha da içinden çıkılmaz hale getireceğini, esnafın ve vatandaşların tepki göstereceğini düşünüyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Volkan Bey iyi ki yılmamış, Silivri'ye bir eser daha kazandırma kararlılığından vazgeçmemiş.
Siyaset çoğu zaman bir sonraki seçimi düşünme sanatına dönüşüyor. Vatandaşın kısa vadede tepki göstereceği işler erteleniyor, zor yatırımlar seçim sonrasına bırakılıyor, kimse siyasi risk almak istemiyor. Ama Volkan Yılmaz, ödeneğini çıkardığı, bürokratik süreçleri yoğun bir takip sonucu tamamladığı ve yaklaşık 20 yıldır Silivri'nin gündeminde bulunan bu projeyi de ertelemedi.Trafik sıkışıklığını, vatandaşın gösterebileceği tepkiyi ve bunun sandığa olası yansımasını göze alarak projeyi başlattı. Hem de proje referans fazlalığı varken ve siyaseten hiç ihtiyacı yokken.
Deprem gerçeğini düşünmek yanlış değildi. Kent merkezindeki açık alanların korunmasını istemek de öyle.Trafik sorununu ve inşaatın yaratacağı sıkıntıları dile getirmek de isabetsiz bir öngörü değildi.Ben o gün bir gazeteci olarak görevimi yaptım, kaygılarımı ve itirazlarımı dile getirdim.
Bugün de başka bir gazetecilik sorumluluğum var: Ortaya çıkan sonucu görmek ve hakkı teslim etmek.
Hüseyin Turan'a bu fikri yaklaşık 20 yıl önce ortaya koyduğu için, Özcan Işıklar döneminde projenin gündemde tutulmasına, İstanbul Valiliği'nin maddi desteğine, Volkan Yılmaz'ın projeyi yatırıma dönüştürme ve seçim öncesinde siyasi risk alarak temelini atma iradesine, Bora Balcıoğlu döneminde de tamamlanarak Silivri'ye kazandırılmasına hakkını teslim etmek gerekiyor.
Yine de düşünmek ile hayata geçirme farkı kabiliyeti açısından Volkan Yılmaz'ı ayrı yere koymalıyız. Bu farkın adı bana göre vizyondur.
Vizyon, yalnızca güzel projeler açıklamak değildir. Gerektiğinde siyasi risk almak, eleştirileri göze almak, bir sonraki seçimi değil, yıllar sonra o şehre ne bırakacağınızı düşünmektir.
Bugün 19 Mayıs Meydanında Silivri'nin ilk Belediye merkezinde yeniden muhteşem bir şekilde yükseliyorsa, geriye dönüp kim ne söyledi tartışmasından çok, bu şehre ne bırakıldığına bakmak gerekiyor.
Darısı Tarihi Sarnıç'ın, Fetih Camii'nin ve hâlâ hayata geçirilmeyi bekleyen diğer projelerin başına diyeceğim ama çokça umutsuz bir halde. Sebeplerine girmeyelim, çıkamayız!
Ve evet… Bu yatırım gerçekten de küçük bir vizyon meselesi örneği olarak kayda geçmeyi ziyadesiyle hak ediyor!






