İlçemizde çok önceden Yoğurt Festivali Kapsamında gerçekleştirilmesi programa alınan ve muhtemelen son belediyeye yönelik operasyonel gelişmeler ışığında iptal edilemeyen Uluslararası Halk Dansları etkinliğinde sahne alan Gürcistan ekibinin görüntüleri üzerinden dün akşam başlayan tartışmayı son derece yakışıksız buldum. İleri sürülen o karede gördüğümüz insanlar; siyasetçiler değil, ideologlar değil... Kadınlar ve çocuklar. Ülkelerini temsil etmek üzere Silivri'den davet almış ve gelmiş misafirler.
Gürcistan'ın resmi bayrağındaki haç sembolünü "haçlı organizasyon", "put" gibi ifadelerle hedef haline getirmek, meseleyi çok sevimsiz ve son derce yakışıksız bir yere taşıyor. Çünkü o bayrak, Gürcistan devletinin resmi bayrağıdır. O çocuklar da ülkelerinin folklorunu sergileyen misafirlerimiz.
Şöyle bir empati yapalım mı? Silivrili çocuklar ya da Türkiye'den bir halk oyunları ekibi yurt dışında Türk bayrağıyla sahneye çıksa ve birileri bayrağımızdaki semboller üzerinden tartışma başlatsa ne hissederdik? Hiç kuşkusuz hepimiz buna karşı çıkardık.
Çünkü çocukların, sanatın ve kültürel buluşmaların siyasetin, ön yargıların sert diliyle yargılanmasını doğru bulmazdık.
Elbette belediyelerin hangi etkinliğe öncelik vereceği tartışılabilir. Sayalar Biber Şenliği'nin iptal edilmesi eleştirilebilir. Kabotaj Bayramı'nın yeterince görünür kutlanmadığı söylenebilir. Bunlar siyaset kurumunun meşru tartışma alanlarıdır.
Ancak Biber Şenliği'nin iptal edildiği haftalar öncesinden belliydi. O günlerde bu kadar yüksek ses çıkmazken, uluslararası etkinlikteki yabancı konukların görüntüleri üzerinden bu eleştirinin kurgusu olan haklılık payını da yok etti.
Bir belediyeyi eleştirmenin yolu, misafir çocukların bayraklarını tartışmanın merkezine koymak olmamalı.
Silivri, yıllardır farklı kültürleri ağırlayan, misafirperverliğiyle öne çıkan bir kent oldu.
Misafirperverlik bizim kültürümüzün en güçlü taraflarından biridir. Eve gelen misafirin dini, dili, milliyeti sorulmaz; önce "hoş geldin" denir.
Hele ki söz konusu olan çocuklarsa...
Onların taşıdığı bayrak, ülkelerini temsil eder; bizim görevimiz ise kendi ülkemizin misafirperverliğini temsil etmektir.
Bugün dünyanın birçok yerinde yabancı düşmanlığı yükseliyor. İnsanlar bayraklarından, inançlarından ya da kimliklerinden dolayı hedef gösteriliyor.
Silivri'nin buna benzeyen bir dil üretmeye değil, tam tersine örnek olmaya ihtiyacı var.
Milli değerlerimizi koruyalım.
Kabotaj Bayramı'nı daha güçlü kutlayalım.
Yerli üreticiyi daha fazla destekleyelim.
Biber Şenliği'nin neden iptal edildiğini sorgulayalım.
Bunların hepsi yapılmalı.
Ama bunları yaparken, Silivri'ye dostluk için gelmiş çocukları tartışmanın merkezine koymayalım.
Çünkü bir toplumun büyüklüğü, yalnızca kendi bayrağına gösterdiği saygıyla değil; misafirinin bayrağına gösterdiği nezaketle de ölçülür.
Ve unutmayalım...
Misafirimize gösterdiğimiz saygı, aslında kendimize gösterdiğimiz saygıdır.






