Uzm. Klinik Psikolog Gül Dümen

Dijital çağda ihanetin kolaylaşması

Ekranların arasında kaybolan sadakat. Bir zamanlar ihanet, fiziksel bir mesafe gerektirirdi. Bugün ise bir telefon ekranı kadar yakın. Bir mesaj, bir beğeni, gece yarısı yapılan bir yazışma ya da partnerden gizlenen bir dijital yakınlık, ilişkinin sınırlarını zorlayabiliyor.
Dijitalleşme, iletişimi kolaylaştırırken sadakat kavramının sınırlarını da bulanıklaştırdı. Artık ihanet yalnızca fiziksel bir birliktelik olarak değerlendirilmiyor; gizli mesajlaşmalar, duygusal yakınlıklar ve çevrimiçi flört de güven ihlalinin bir parçası olabiliyor.
Asıl sorun teknolojinin kendisi değil, teknolojinin sağladığı erişilebilirlik ve görünmezlik duygusunun sorumluluk bilincini zayıflatabilmesi.
“Bir şey olmadı, sadece yazıştık.”
“Flört sayılmaz.”
“Herkes yapıyor.”
Bu cümleler, ihanetin kendisinden daha önemli bir dönüşüme işaret ediyor: İhanetin normalleştirilmesine.
Çünkü bir davranışın yaygınlaşması, onu etik veya sağlıklı hâle getirmez.
İlişkilerde güven azaldığında kontrol artar; kontrol arttıkça kaygı ve çatışma büyür. Böylece ilişki, yakınlık alanı olmaktan çıkıp bir denetim alanına dönüşebilir.
Bu nedenle dijital çağda sadakati yeniden düşünmek gerekiyor.
Sadakat yalnızca fiziksel olarak başka birine yönelmemek değildir. Sadakat; gizli alanlar oluşturmamak, duygusal sınırları korumak ve partnerin güvenini gözetmektir.
Teknoloji iletişim biçimimizi değiştirdi.
Ancak ilişkinin temel ihtiyacı değişmedi:
Güven, dürüstlük, sınır ve sorumluluk.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:
Ekranların sunduğu sınırsız seçenekler arasında, bir insana verdiğimiz sözün sınırlarını koruyabiliyor muyuz?

YORUM YAP