Eğitmen ve Yazar Nagihan Şanlı

Neden herkes uyanmak istemez?

İnsan çoğu zaman uykuda olduğunu bilmez, bildiğinde ise uyanmak istemez.

Çünkü uyanmak, sadece fark etmek değildir. Uyanmak, artık eskisi gibi devam edememektir.
Bu yüzden herkes hakikati duymak istemez, duyan da her zaman ona yaklaşmaz.

İnsan için uyanış, konfor kaybı demektir. Alışılmış düşünceler, tekrar eden davranışlar, sorgulanmayan kabuller güvenlidir.
Doğru olup olmamaları ikinci plandadır.

Uyanmak ise bu güvenli alanı bozar.
İnsan, “Ben böyleyim” dediği hâlin aslında bir alışkanlık olduğunu fark eder.
İşte bu fark ediş, çoğu zaman özgürlükten önce bir sarsıntı getirir.

Bu yüzden insan,
uyanıştan önce bir direnç yaşar.
Bu direnç kötülükten değil,
korunma içgüdüsünden doğar.

Ego, bildiği dünyayı kaybetmek istemez. Çünkü uyanış, sorumluluk getirir.
Artık görmezden gelmek mümkün değildir. Gördüğün şeyi yapmamak,
bilmediğinden daha ağır bir yüktür.
Birçok insan bu yüzden uykuyu tercih eder. Bu uyku cehaletten değil,
bilinçli bir kaçıştır.

İnsan bazı gerçekleri sezdiği hâlde onları bastırır.
“Şimdi zamanı değil”,
“Zaten herkes böyle”,
“benim elimden ne gelir”
gibi cümleler bu kaçışın dilidir.

Uyanmamak için kurulan bu iç diyalog, insanı geçici olarak rahatlatır ama kalbi ikna etmez.

Uyanmak, insanın kendisiyle karşılaşmasıdır. Kendi korkularıyla, ihmalleriyle, kaçtıklarıyla, ertelemeleriyle…
Bu yüzden kendiyle karşılaşma cesaret ister.

Çünkü uyanan insan artık kurban rolünde kalamaz.
Seçim yaptığını, sorumluluk aldığını
ya da almadığını fark eder.
İşte bu fark ediş, birçok insan için ağır gelir.

Bu yüzden hakikat her zaman sevinçle karşılanmaz.
Kimi zaman rahatsız eder, huzursuz eder, hatta öfkelendirir.

Çünkü hakikat, insanın kendine anlattığı hikâyeyi bozar.
O hikâye bozulduğunda insan ya yeni bir hikâye yazmak zorunda kalır ya da eskisini savunur. Savunmak daha kolaydır.

Kur'an'ın “çoğu insan inanmaz” demesi, hakikatin zayıflığından değil,
uyanışın ağırlığındandır.
Uyanmak, bedel ister.

Alışkanlıkları terk etmeyi,
bazı yüzleşmeleri göze almayı ister.
Herkes bu bedeli ödemeye hazır değildir.

Uyanmak isteyen insan ise farklıdır.
O, rahatını değil, hakikati tercih eder.
Kendi karanlığıyla yüzleşmeyi göze alır. Çünkü bilir ki karanlıkla yüzleşmeden aydınlık gelmez. Gölgeleriyle tanışmayan içindeki ışığı yakamaz. Potansiyelini açığa çıkaramaz.

Bu yüzden uyanış, bir anda olan bir şey değil, adım adım ilerleyen bir cesaret sürecidir.

Uyanış kıymetlidir, dönüştürücüdür.
Uyanan insan artık eskisi gibi bakamaz, eskisi gibi konuşamaz,
eskisi gibi yaşayamaz.
Ama tam da bu yüzden daha sahici,
daha diri ve daha özgür bir hayata yaklaşır.

İsteyen herkese bu kapı her zaman açıktır.
Kapı da dışarıda değil;
insanın kendi içindedir.

Peki sen kendi içine varan bir yolculuğun çıkmaya, kendi uyanışına hazır mısın?

YORUM YAP