Eğitmen ve Yazar Nagihan Şanlı

Görünmez köleler çağı

Dünya, kendini özgür sanan tutsaklarla dolu.

Sokaklara çıkıp insanlara baksak, istisnasız herkes hür olduğunu iddia edecektir. Ne de olsa ayaklarımızda prangalar, boynumuzda demir halkalar yok. Modern zamanlar bize zincirsiz köleliği öğrettiğinden beri, hürriyetin ne olduğunu da unuttuk. Oysa sormamız gereken en çıplak, en sarsıcı soru tam da burada saklı; hür müyüm sahi?
Meseleye hakikat nazarıyla baktığımızda, karşımıza çıkan manzara ürkütücü.
İnsanlık tarihi, hiç bu kadar "görünmez köleyle" dolmamıştı.
İnsanın en büyük trajedisi, mutlak acziyetini unutup kendini dünyaya ve yaratılmışlara yaslamaya çalışmasıdır.
Kalbimizi fani varlıkların takdirine, hevamıza, nefsimizin arzularına, cüzdanımızdaki paranın gücüne ya da unvanların gölgesine bağladığımız an, aslında kendi zindanımızın mimarı oluyoruz.
Kul kulla zenginleşemez, muhtaç muhtacın elinden tutup onu hürriyete kavuşturamaz.
Oysa hakiki özgürlük,
Allah'tan başkasına ihtiyaç duymamaktır.
Şimdi gelin, nefsin, hevanın, başkalarının ve yarın kaygılarının gürültüsünü bir anlığına susturalım.
Maskelerimizi indirelim ve şu üç soruyla ruhumuzu en çıplak haliyle sorgulayalım:
Ve kendimizi ne ile prangaladık farkedelim.
1. Kalbin en çok kimin rızasını arıyor?
Gün boyu attığın adımları, aldığın kararları, kurduğun cümleleri, giydiğin kıyafetleri düşün. Aynadaki aksine bakarken ya da bir işi ortaya koyarken aklından geçen ilk şey; Allah'ın rızası mı? Nefsin hevası mı?
Yoksa insanların takdiri mi?
Eğer adımlarını Allah'ın rızasına göre değil de insanların takdirine göre hizalıyorsan,
bil ki kalbine kul eliyle yapılmış en ağır prangayı vurmuşsun demektir.
İnsanların beğenisi, sevgisi desteği rüzgar gibidir; bugün arkandan eser, yarın karşına dikilir.
Fani bir rızanın peşinde helak olmak,
hür bir ruha yakışır mı hiç?
2. Korkuların seni kime kul ediyor?
Gelecek kaygısı, geçim derdi, sağlıksız kalma korkusu, parasız kalma korkusu,
yalnız kalma korkusu…
Seni uykusuz bırakan o karanlık düşünceler belirdiğinde yüzünü kime dönüyorsun?
Sebeplere mi sarılıyorsun,
yoksa sebepleri yoktan var eden Allah'a mı?
Bir patronun iki dudağı arasından çıkacak söze, bir makamın vaatlerine teslim olduğunda, rızkı verenin er-Rezzâk olduğunu unutmuş olursun.
Unutma; rızkından korkan, rızkı verene tam itimat edememiştir.
Kuldan korkan, kulun kölesi olur.
3. Özgürlük masalının neresindesin?
"Ben kimseye muhtaç değilim" derken, cebindeki telefona, bankadaki hesabına, sosyal medyadaki onay kutucuklarına kaç görünmez bağla bağlısın?
Eşyaya sahip olduğunu sanırken,
eşyanın sana sahip olduğunu
ne zaman fark edeceksin?
Acı ama sarsıcı bir hakikat var.
Allah'a kul olmayan, herkese ve her şeye köle olmaya mahkûmdur.
Dünyanın karşısında eğilmekten yorulan başımızı doğrultmanın tek bir yolu vardır;
o da alnımızı secdeye koyup mutlak zenginlik sahibi olan Allah'a fakirliğimizi, acziyetimizi itiraf etmektir.
İşte iman tam bu noktada birleşir.
Kul, kalbini sadece O'na açtığında yaratılmışların boyunduruğundan kurtulur, kainatın hür halifesi olur.
Çünkü bilir ki O yanındaysa her şey yanındadır; O yoksa koca dünya bir zindandır.
Bugün kendimize bir iyilik yapalım. Sırtımızdaki dünyevi yükleri,
kalbimizi yoran fani beklentileri bir kenara bırakıp o muazzam özgürlük manifestosunu ruhumuza fısıldayalım.
“Hasbiyallah" Bana Allah yeter.

YORUM YAP