Silivrispor'un içinde bulunduğu süreci değerlendirirken bazı kavramları birbirinden ayırmakta fayda var. Çünkü eleştirmek başka, içinde bulunulan şartları doğru analiz etmek başka bir şeydir. Bugün yaşadığımız sıkıntıları konuşurken sezon başında yola hangi hedeflerle çıkıldığını da unutmamak gerekiyor.
Öncelikle şunu net bir şekilde ifade edelim: Bu yönetim sezon öncesinde takımı kurarken önceliğini ligde kalmak, kulübün borç yükünü azaltmak ve Silivrispor'u geleceğe taşıyabilecek sürdürülebilir bir yapı oluşturmak olarak belirledi. Bugün geldiğimiz noktada borçların hatırı sayılır ölçüde azaldığını görüyoruz. Elbette bu, kulübün bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ancak küçümsenecek bir gelişme de değil.
Peki, sahadaki tablo nasıl?
Maalesef iyi değil. Silivrispor istediğimiz sonuçları alamıyor, puan kaybediyor ve ligde bulunduğu konum hepimizi endişelendiriyor. Buna kimsenin itirazı yok. Ne Kulüp Başkanı Akgün Duru ne Nuri Çolakoğlu ne de Selim Kasarcı takımın bu gidişatından memnun. Bunu bire bir biliyorum, şahidiyim. Dolayısıyla kimsenin başarısız sonuçlardan memnun olduğunu ya da yaşananları görmezden geldiğini düşünmemesi gerekiyor.
Ancak burada önemli bir ayrım var: Kötü sonuç almak başka, sahada mücadele edememek başka!
Silivrispor, bugüne kadar bütçe bakımından kendisinden kat kat büyük kulüplerle karşı karşıya geldi. Belki bu maçların bazılarından mağlubiyetle ayrıldık ama ne oyun anlamında ne de skor bakımından rakiplerimiz karşısında ezildiğimizi söyleyebiliriz. Mücadele ettik, oyunun içinde kaldık, zaman zaman umutlandık. Fakat futbolun en önemli gerçeğini yerine getiremedik: Topu rakip ağlarla buluşturamadık.
Bugün en büyük sıkıntımızın başında da bu geliyor. Mücadele var, istek var ama gol yollarında yaşanan sorunlar alınan sonuçları doğrudan etkiliyor. Elbette sadece bu tespitle yetinemeyiz; sahadaki eksikler giderilmeli, teknik heyet ve futbolcular gereken değerlendirmeleri yapmalı. Çünkü iyi oyun bir yere kadar teselli eder, futbolun gerçeği puandır.
Her şeyi eleştirelim ama gerçekleri de unutmayalım!
Silivrispor camiasının tepkisini anlıyorum. Taraftar kazanmak istiyor, iyi futbol görmek istiyor. Kimse haftalarca mağlubiyetlere üzülmek, puan tablosunun alt sıralarında takımını görmek istemez. Ben de istemiyorum.
Fakat sezon başındaki hedefleri, kulübün ekonomik gerçeklerini ve rakiplerimizin imkânlarını bir kenara bırakıp yalnızca bugünkü puan durumuna bakarak hüküm vermek ne kadar doğru?
Bir tarafta yılların biriktirdiği borç yükü, diğer tarafta bu yükü azaltmaya ve kulübü ayakta tutmaya çalışan bir yönetim var. Bir tarafta sınırlı imkânlarla kurulan bir takım, diğer tarafta çok daha geniş bütçelerle mücadele eden rakiplerimiz var. Bütün bunları değerlendirmeden yapılacak yorumlar, tablonun yalnızca bir bölümünü görmekten ibaret kalır.
Bu, yanlışları görmeyelim, eksikleri konuşmayalım demek değil. Tam tersine, eksikleri açıkça konuşalım. Ancak bunu yaparken kulübün yarınını da düşünelim.
Benim de sabrımın bir sınırı var ama inancım hâlâ tam!
Şunu da açıkça söyleyeyim: Silivrispor'a inancım olmasaydı ben de bugün eleştirenlerin yanında yer alır, belki de çoktan tef çalmaya başlamış olurdum. Üstelik geçmişte bunu yaptığım da oldu. Yani eleştirinin ne olduğunu, tepkinin nasıl ortaya çıktığını gayet iyi biliyorum.
Ama bugün biraz daha sabırlı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu takımın sezonu bugünkü görüntüsüyle tamamlayacağına inanmıyorum. Takım hep böyle gitmeyecek. Biz belki iyi değiliz ama rakiplerimizin de puan kaybettiği, yarışın henüz bitmediği bir gerçek. Önümüzde oynanacak maçlar var ve her maç yeni bir başlangıç fırsatı demek.
Elbette kimse bize başarıyı altın tepside sunmayacak. Futbolcuların sorumluluk alması, teknik heyetin doğru hamleleri yapması, yönetimin de takıma ve kulübe ilişkin gerekli adımları atması gerekiyor. İnanç, tek başına maç kazandırmaz; ama doğru adımlarla birleştiğinde yeniden ayağa kalkmanın en önemli dayanaklarından biri olur.
Silivrispor bu günleri de aşacak!
Benim çağrım açık: Biraz daha sabır, biraz daha sağduyu, biraz daha birliktelik…
Yönetimin ekonomik anlamda ortaya koyduğu çabanın karşılığını sahada da görmek istiyoruz. Borçları azaltan, kulübü daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen anlayışın sportif başarıyla desteklenmesi şart. Çünkü Silivrispor'un geleceği için hem mali disipline hem de sahada alınacak puanlara ihtiyacımız var.
Bugün takımın kötü gidişatını konuşabiliriz, eleştirebiliriz, eksikleri dile getirebiliriz. Ama bütün bunları yaparken umudumuzu kaybetmek zorunda değiliz.
Silivrispor düşmeyecek, bu kötü gidişat sona erecek ve takımımız yeniden ayağa kalkacak.
Ben buna inanıyorum. Çünkü bu camianın zor günlerden geçip yeniden ayağa kalkabilecek gücü var. Yeter ki birbirimize sırtımızı dönmeyelim, gerçekleri görürken umudu da kaybetmeyelim.
Unutmayalım; bugün eleştirdiğimiz takım da bizim, yarın sevineceğimiz galibiyetler de bizim olacak.
Silivrispor hepimizin!






