Bugün milyonların alkışladığı Victor Osimhen, bir zamanlar ailesine destek olmak için memleketi Lagos'un sokaklarında su satıyordu. O günlerde trafik ışıklarında yeşil ile kırmızı ışık arasında müşterilere yetişip su satmak için attığı ani deparlar, yıllar sonra Galatasaray formasıyla rakip takımlara karşı sahalarda sergileyeceği süratin ilk işaretleriydi.Kendi deyimiyle de çocukluğundaki o anlar kendisi için antrenman gibiydi ve en hızlı o olmalıydı.
Osimhen‘in hikâyesini asıl ilginç kılansa, yoksulluktan dünya yıldızlığına uzanan yolculuğu kadar, bu yolculuğu mümkün kılan fırsatlar.
YOKSULLUKTAN DÜNYA YILDIZLIĞINA: LAGOS SOKAKLARINDAN SAHALARA
1998'de Nijerya'nın Lagos kentinde, yedi çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi Osimhen. Henüz iki üç yaşındayken annesini kaybetti. Büyüdüğü Olusosun bölgesinde günde 10bin ton çöpün döküldüğü sadece bölgenin değil dünyanın çöpünün döküldüğü ve dünyanın en büyük atık depolama alanı olan atık sahası, çocukluğunun bir parçasıydı. Mahallede arkadaşlarıyla maç oynayacakları zaman krampon ihtiyacını mahalle arkadaşlarıyla birlikte o çöplükten giderirdi. Kimyasal atıklar ve kırık televizyonların arasında saatlerce uğraştıktan sonra buldukları ayakkabılarsa çoğu zaman aynı çift olmazdı. Farklı çiftler olurdu. Solve sağ teki ayağına uysun yeterliydi. Numarasının bir tekinin 40 diğer tekinin 38 olması, her 2 tekinin de markasının farklı olmasının ne önemi vardı ki! Oynayabilsin yeterdi.
Osimhen'in hayatını bir “azim” hikayesi olarak anlatmak kolay. Fakat aynı yoksulluğun içinde büyüyen, aynı hayalleri kuran kaç çocuk onun gibi bir fırsat yakalayabiliyor? Osimhen'in başarısı elbette her zorlu koşula rağmen hiç pes etmeden verdiği mücadelenin yani kendi emeğinin ürünü. Hayatın karşısına çıkardığı engeller ne kadar büyük olursa olsun pes etmemek, başarının en temel anahtarıdır; ancak yeteneğini fark eden, geliştirmesine imkân sağlayan insanlar ve karşısına çıkan fırsatlar da bu hikâyenin bir parçası.
YETENEK Mİ, YOKSA AÇILAN BİR KAPI MI?
Yetenekli kişi, doğduğu yeri seçemiyor. Bir çocuk Lagos'ta ya da Silivri'de doğabilir. Ailesinin ekonomik durumu, eğitim olanakları, yaşadığı çevre ve karşısına çıkan insanlar ise geleceğini değiştirebilir. Bir genç iyi bir spor altyapısına kavuşurken diğeri ailesine yardım etmek için çalışmak zorunda kalabilir. Aradaki fark her zaman yetenek değildir. Bazen fark, bir kapının açılıp açılmamasıdır.
BİR DİRENİŞ SİMGESİNİN ÖTESİNDE: MASKENİN ARDINDAKİ GERÇEK
Osimhen'in yüzündeki maske de ayrı bir hikâye anlatıyor. 2021'de Napoli formasıyla oynarken yaşadığı çarpışmada elmacık kemiği ve göz çukuru kırıldı. Ameliyatın ardından koruyucu maskeyle sahalara döndü. Bugün bu maskeyi milyonlar tanıyor. Ancak onu yalnızca bir direniş simgesi olarak görmek de eksik kalır. Yoksulluk, kayıp ve acı bazen hayalleri daha başlamadan yarım bırakır. Pes etmemek gerekir. Başarıya ulaşanları alkışlarken aynı koşullarda mücadele edip istediği fırsatı bulamayanları da unutmamak gerekir.
SİLİVRİ'DEN YÜKSELEN BAŞARI HİKÂYELERİ
Silivri'de ise farklı spor dallarında ulusal ve uluslararası çapta başarılar elde eden gençlerimizin sayısı gün geçtikçe artıyor. En güncel örnekse millî tenisçimiz İrem Kurt.İrem Kurt, Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda 18 yaş kadınlar kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Tek kadınlarda kazandığı kupanın ardından, partneri Melis Yıldırım ile çiftler kategorisinde de şampiyonluğa ulaştı. Aynı gün iki kupa kaldırdı.
İrem'in başarısıyla ve hatta daha önce elde ettiği başarıları ile gurur duymak için çok nedenimiz var hiç şüphesiz. Fakat bu başarı, kendimize birazdan yazacağım soruları sormamızı da sağlamalı: Silivri'de ulusal ve uluslararası başarılar kazanan gençlerimizi yerel basın aracılığıyla tanıyor, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz hiç şüphesiz. Peki ya henüz adını duyuramamış, yeteneğini geliştirmek için imkân arayan gençler? Onların hikâyelerini ne kadar biliyoruz? Basına yansımayan kaç gencin yeteneğini biliyoruz? Kaçı, kendisini gösterebileceği bir fırsat bekliyor?
FIRSAT EŞİTLİĞİ: HAYAL KURANA İMKÂN SUNMAK
Bir çocuğun hayallerinin doğduğu mahallenin sınırlarını aşması, tek başına, onun ne kadar çok istediğine bağlı olamaz. Maddi imkânı olmayan bir ailenin çocuğu da iyi bir antrenöre ulaşabilmeli, yeteneğini geliştirebileceği tesislerden yararlanabilmeli, eğitimini sürdürürken hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmamalı. Bunun için burslar, erişilebilir spor olanakları, nitelikli eğitim ve gençleri gerçekten takip eden kurumlar gerekiyor. Çünkü fırsat eşitliği, herkese hayal kurmasını söylemek değil; o hayalin peşinden gidebilmesi için gereken imkânları sunmaktır.
CUMHURİYET'İN IŞIĞINDA EŞİT KOŞULLAR
Cumhuriyet'in fırsat eşitliği ideali de tam da burada anlam kazanıyor.
Bir çocuğun geleceği, ailesinin maddi gücüne ya da yaşadığı mahallenin imkânlarına bağlı kalmamalı. Eğitimde, sporda ve sanatta kendini geliştirebileceği koşullara erişebilmesi gerekiyor. Cumhuriyet'in bizlere sunduğu en önemli imkânlardan biri, doğduğumuz koşulların kaderimiz olmak zorunda olmadığını gösterebilmesidir.
Yetenek ve emek önemli; ama ikisinin de gelişebileceği koşullar yoksa, her gencin aynı noktaya ulaşmasını bekleyemeyiz.
Herkes ünlü bir sporcu, bilim insanı ya da sanatçı da olmak zorunda değil.Keşke olunabilse! Ama toplumda her birey, yeteneğinin keşfedebileceği ve geliştirebileceği eşit bir fırsatı ve aynı zamanda adil bir başlangıç çizgisini hak ediyor.






