“Bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için görev istiyorum”

“Bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için görev istiyorum”

04.09.2026 12:51:03

2009-2019 dönemi CHP'li Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Hürhaber İmtiyaz Sahibi Sevginar Sali'nin sorularını yanıtladığı “Konuşan Gazete” söyleşisinin üçüncü bölümünde siyasi geleceğinden Silivri'ye ilişkin hedeflerine, parlamenter sistem önerisinden Muharrem İnce'nin üstlenebileceği role kadar dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Belediye başkanlığı döneminde kendisine AK Parti'ye geçmesi yönünde teklif yapıldığını da doğrulayan Işıklar, “Halkın tercihini, rızasını suistimal etmek gibi görüyorum. Beni CHP'de olduğumu bilerek seçti” dedi.
Hürhaber'in, 2009-2019 dönemi CHP'li Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşinin üçüncü ve bölümünde Türkiye ve Silivri'nin geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmeler öne çıktı.
Hürhaber İmtiyaz Sahibi Sevginar Sali'nin, “Özcan Başkan'ı bundan sonra nerede göreceğiz?” sorusuna yanıt veren Işıklar, üstlendiği görevlerden çok yapmak istediklerinin önem taşıdığını belirterek siyasi geleceğine ilişkin güçlü mesajlar verdi.
“SİLİVRİ BU GELİŞMELERİN MERKEZİ OLABİLİR”
Dünyada yapay zekâ, yeni üretim teknolojileri, klasik istihdam biçimlerinin değişmesi ve yeni mesleklerin ortaya çıkması gibi önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Işıklar, Silivri'nin bu dönüşümde önemli bir merkez haline gelebileceğini söyledi.
Işıklar, şu ifadeleri kullandı:“Şimdi siyasette tabii nerede olmanızı ne belirliyor? Düşünceleriniz, hayalleriniz, yapmak istedikleriniz… Bunlar belirliyor bence. Şimdi böyle bir dünyada şu anda konuşulan beş tane gelişme var. Bir; yapay zekânın getireceği üretim teknolojileri, klasik istihdamdan çıkma, tarımda, sanayide, hizmet sektörlerinde ve bilişim sektöründe veri okuma mühendislikleri. Yani aklınıza ben şimdi 20 meslek saysam ilk defa duyacağımız şeyler.”
Yapay zekânın bazı meslekleri ortadan kaldırırken yeni üretim alanları ve meslekler meydana getireceğini dile getiren Işıklar, sözlerini şöyle sürdürdü:“Şimdi yapay zekâ neleri ortadan kaldıracak? Klasik istihdamı ortadan kaldıracak ama üretime dönüştürecek. Şimdi tapuda çalışan biri artık azalır, bankada çalışan memur azalır. Ama üretim yapan, gıda üreten biri, bir lokantada mutfakta yemek yapan biri… Yapay zekâ bunu yapamaz ki. Gıda üreten, sanayide yeni teknolojiler üreten biri de farklı. Yapay zekâ çok işi kapatacak ama çok yeni meslekler atacak.”
Bu dönüşümün Silivri açısından önemli fırsatlar sunduğunu savunan Işıklar, “Bu ne demek, ne anlama geliyor Silivri'miz için? Silivri'mizin böyle bir potansiyeli var. Türkiye'nin, gerçekten abartmadan söylüyorum, bu konuştuklarımızın; dünyanın yeni üretim planlaması, eğitim planlaması yaptığı birçok alanın merkezi Silivri olabilir” dedi.
“SİLİVRİ BELEDİYESİNDE YAPAMIYORSUNUZ; BEN DENEDİM, O YETMİYOR”
Silivri'nin sahip olduğu potansiyeli hayata geçirmek için yalnızca ilçe belediyesi ölçeğinin yeterli olmadığını ifade eden Işıklar, siyasi geleceğine ilişkin de dikkat çeken bir mesaj verdi:
“Ama bunu Silivri Belediyesinde yapamıyorsunuz. Ben denedim, o yetmiyor. O zaman ne yapmanız lazım? Sevginar Hanım, ben her şeyin tamamını söylemeyebilirim. Yani ne çıkıyor buradan, siz de anlayın artık.”
Sali'nin, programı dikkatle izleyecek isimlerin bulunduğunu hatırlatması üzerine Işıklar, Silivri'de uygulanan çalışmaların Türkiye'ye örnek olabileceğini belirtti:
“Denedim diyorum, yani burada yetmiyor. Daha büyüğünü de yapmak gerekir diye düşünüyorum. Bu kadar hayali, bu kadar ideali Türkiye'nin önüne… Hâlen Türkiye'de beş tane konu ilk Silivri'de yapılmış, birçok yerde örnek alınıyor. Ben bunu her tarafta yapılması için uğraşmanın çok rahmani bir şey olduğunu düşünüyorum. Türkiye için bence örnek olalım. Burada yaptıysak Türkiye'nin her yerinde olabilir konusunu gündeme getirelim. Birisinin bir şeyler yapması lazım. Yaşanmış bir model var burada, örnek var.”
SİLİVRİ İÇİN ÜNİVERSİTE VE TEKNOLOJİ VADİSİ ÖNERİSİ
Silivri'nin coğrafi konumu ve İstanbul'a yakınlığının doğru değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Işıklar; teknoloji, tarım, sağlık ve yaşam bilimleri alanlarında önemli kurumların ilçede kurulabileceğini söyledi.
Işıklar, Silivri'ye ilişkin hedeflerini şu sözlerle anlattı:“Ben burada doğup büyüdüğümüz ilçemiz, ömrümün geçtiği yer olan Silivri'yi de bunun merkezi yapma konusunda tabii ki bunların yapılmasını ve Silivri'de olmasını isterim. Silivri buna layık. Yalnız Silivri'de olduğum için değil; Allah vergisi bir coğrafi avantajımız var. Bunu burada organize edeceğiz.”
Silivri'nin Türkiye'nin gelecekteki üretim ve eğitim planlamasında merkez haline getirilebileceğini belirten Işıklar, “Ben Türkiye'nin önemli bir yetkilisi olsam burayı tercih ederim” diyerek şunları söyledi:“Bir Silikon Vadisi'nin, gelişme vadisinin, veri üniversitesinin, Tarım ve Yaşam Bilimleri Üniversitesinin, Sağlık ve Yaşam Bilimleri Üniversitesinin Silivri'de kurulması en uygunu. Dört kişiden birinin yaşadığı, 20 milyonluk bir yerin bitişindeyiz. Gayrisafi hasılanın neredeyse beşte ikisini üreten bir yer burası. Şimdi bunun Silivri'de olması lazım. Burayı kim iyi tanıyor? Ben kendim böyle bir avantaja sahipken bunu Türkiye'ye de tanıtmak isterim. Bu çok normal.”
“BU KADAR BİRİKİMİ YAP, GİT BİR KENARDA OTUR, ÇÜRÜ; BU DA HAK DEĞİL”
Hangi görevde bulunmak istediği konusunda makamdan çok o makamda yapılabilecekleri önemsediğini vurgulayan Işıklar, söyleşinin en çarpıcı ifadelerinden birini kullandı:“Buradan hangi görevde olursan bunu yaparsın. Vallahi en uygun hangisiyse onu olmak isterim. Ben bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için bir görev istiyorum ya da düşünürüm, onu yaparım.”
Sahip olduğu bilgi ve deneyimi topluma aktarmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade eden Işıklar, şöyle devam etti:“Şimdi bu kadar birikimi yap, git bir kenarda otur, çürü. Yani bu da bir hak değil. O zaman bu insanlar sana bu fırsatları niye sundular? Daha çok bilgiyle onlara hizmet edelim diye. Ben böyle bir görevim olduğunu düşünüyorum. Benim ‘Özcan bir şey olsun' diye bir derdim yok. Ama Özcan'a bugün yetkileri veren insanlara bir şeyler vermek gibi bir borcu olduğunu düşünüyorum.”
“SİLİVRİ'NİN CHP KİMLİĞİYLE ANKARA'DA TEMSİL EDİLMESİ GEREKİYOR”
Söyleşide Silivri'nin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki temsili de gündeme geldi. Sevginar Sali; geçmiş dönemlerde Tülay Kaynarca ve Seda Gören'in AK Parti, İsmail Faruk Aksu'nun ise MHP adına bölgeyi temsil ettiğini hatırlatarak Silivri'nin CHP kimliğiyle de Ankara'da temsil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Sali, “Temennimiz ve dileğimiz, Silivri'nin ilk genel seçimden sonra Ankara'da CHP kimliğiyle de temsil edilmesi. Ben bölgeyi yıllardır takip eden bir yerel gazeteci olarak bunun olması gerektiğini savunuyorum” dedi.
Tutuklu isimlere ilişkin devam eden yargı süreçleri hakkında konuşan Işıklar ise temkinli bir değerlendirmede bulunarak, “Tabii, inşallah bir an evvel onlar için de adalet yerini bulur. Hukuk ve yargılama devam ettiği sürece orada konuşmak çok doğru değil ama temennimiz ve dileğimiz bu yönde” ifadelerini kullandı.
MUHARREM İNCE İÇİN “ÖNEMLİ BİR MİSYONU VAR” DEĞERLENDİRMESİ
Söyleşide Özcan Işıklar'ın ailevi bağının bulunduğu Muharrem İnce'nin siyasette üstlenebileceği rol de ele alındı. Muharrem İnce ile dünür olduklarını belirten Işıklar, Türkiye'nin gelecekteki yönetim sistemi ve CHP içindeki olası görev dağılımına ilişkin kişisel önerilerini açıkladı.
Türkiye'de parlamenter sisteme yeniden dönüş tartışmalarının gündeme gelebileceğini savunan Işıklar, şunları söyledi:“Şimdi düşünün. Ekrem Bey yeni bir hukuk süreci yaşadı. Diploması iptal edildi. Bugün seçim yapılsa Ekrem Bey aday olamıyor. Neden? Diplomadan dolayı. Peki biz ne istiyoruz? Türkiye'de şu anda yeni bir açılım var. Bilmiyorum, Sayın Devlet Bahçeli bile, Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan bile bir parlamenter sistemi tarif ediyorlar gibi geliyor bana. Değiştirelim diyorlar. Ne demek bu? Biz kuvvetler ayrılığı olan, parlamentonun sorguladığı, denetlediği, güçlü adalet mekanizmasının ve denetim mekanizmalarının güçlendiği, kuvvetler ayrılığının birbirini denetlediği, özgür bir basının ve tarafsız bir adaletin sağlandığı bir sistem istiyoruz.”
Dar bölge sistemiyle milletvekillerinin temsil ettikleri bölgeleri daha yakından tanıyabileceklerini belirten Işıklar, “Daha yerelleşmiş, bölgesini bilen milletvekilleri” vurgusu yaptı.
“ÖZGÜR ÖZEL CUMHURBAŞKANI, EKREM BAŞKAN BAŞBAKAN OLSUN”
Türkiye'nin parlamenter sisteme geçmesi ihtimali üzerinden bir siyasi model öneren Işıklar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Muharrem İnce'nin birlikte oluşturabileceği yapının ülkede yeni bir enerji meydana getirebileceğini savundu.
Işıklar'ın önerisi şöyle oldu:“Demek ki Türkiye'nin parlamenter sisteme tekrar dönmek gibi bir isteği var. Şöyle bir model koyalım: Özgür Özel Cumhurbaşkanı adayımız olsun. Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi protokoler, devleti koruyan ama denetleyen bir cumhurbaşkanı… Parlamenter sistemde Ekrem Başkan'ın cumhurbaşkanlığına diploması gerekiyor; başbakanlığa diploma gerekmiyor ki. Başbakan olsun.”
Muharrem İnce'nin CHP'nin yeniden güçlenmesi ve alternatif politikalar üretmesi sürecinde etkili olabileceğini ifade eden Işıklar, sözlerini şöyle sürdürdü:“Muharrem Bey'in de Cumhuriyet Halk Partisinin tekrardan güçlenmesini, tekrardan alternatif politikalar üretmesini sağlaması… Çünkü ben ilk defa Türkiye vizyonunu, teknolojisini, üretim biçimini Muharrem Bey'in adaylığında duydum. Böyle bir vizyona sahip. Ben yakın akrabam olduğu için kendisini yakından tanıyorum. Şimdi bu üçlü, hangisi hangi görevde olursa olsun, bir enerji, bir sinerji getirmez mi? Getirir. Bunu öbür tarafa taşıyalım. AK Parti'yi de tetikler, orada da bunları yaptırmaya.”
“UYUMDA BULAMADIĞINIZ VERİMİ ZITLIKTA BULABİLİYORSUNUZ”
İktidar ve muhalefet arasındaki rekabetin hakaret ve sert kutuplaşma üzerinden değil, hizmet üretme yarışı üzerinden sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Işıklar, farklı siyasi partilerin iş birliği yapmasının mümkün olduğunu belirtti.
“Ben şunu gördüm Sevginar: Uyumda bulamadığınız verimi zıtlıkta bulabiliyorsunuz” diyen Işıklar, belediye başkanlığı döneminde dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile yaşadığı bir diyaloğu şöyle anlattı:“Ben Kadir Bey'e söylediğimde, ‘Bu ne demek?' demişti. Dedim, ‘Ben sizinle aynı partide değilim ama daha çok çalışmam gerekiyor. Neden? “Ya bana getirseydi bir şey yapardım” dersiniz diye her hafta size bir şey getirmek zorundayım. Bunun da bir tanesini yaparsınız.' Gülmüştü, ‘Haklısın' demişti.”
Milletvekili olması halinde Silivri'nin taleplerini sürekli olarak bakanlıkların gündemine taşıyacağını ifade eden Işıklar, “Her hafta kapısına… Ben milletvekili olsam o bakanı rahat bırakmam. Silivri için getiririm, bir tanesini de yapar” dedi.
“POLİTİKA VERİM ALMA VE ÜRETME BİÇİMİDİR”
Siyasetin karşılıklı hakaretlerden ibaret olmadığını vurgulayan Işıklar, doğru projelerin muhalefetteyken de hayata geçirilebileceğini kendi belediye başkanlığı döneminden bir örnekle anlattı:“Ben iktidarla muhalefetin böyle keskin uçlarla, sivri uçlarla birbirlerine hakaret etmesini… Bu politika değil. Politika verim alma biçimidir, üretme biçimidir. Tarım sit alanını Türkiye'de ilk ilan eden kişi benim. ‘Tarım Arsası' kavramının kitabını da yazdım. Binali Yıldırım bunu duydu. Bir kişiyi gönderdi. Tarım Bakanı ile makamında telefonla konuştum. Kanunu verdim ve bir ay sonra kanun çıktı bu memlekette. Ben yaşadım bunu. Demek ki iyi bir şey yaparsanız muhalefette de yaparsınız. Hizmet etmek için iktidar olmanız gerekmiyor; muhalefette de edersiniz. Yaparsınız veya yaptırırsınız.”
Türkiye'nin iş birliğine ve uzlaşma zeminine ihtiyacı bulunduğunu söyleyen Işıklar, ülkenin yapay gündemlerden çıkarak gerçek sorunlara yönelmesi gerektiğini ifade etti.
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİNİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA BENZETTİ
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile belediye başkanlığı sistemi arasında benzerlikler bulunduğunu savunan Işıklar, yetkilerin tek bir makamda toplanmasının denetim açısından sorun oluşturduğunu söyledi.
Işıklar, “Bir yere kadar geliyorsunuz, her şey üstünüzde kalıyor. O da bir sıkıntı. Kimse bir şey yapmıyor, herkesi size havale ediyor. Ben bunu yaşadım. Belediyeler genelde Cumhurbaşkanlığı sistemine çok benziyor. Her şey belediye başkanına kilitleniyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle belediye başkanlığı sistemi birbirine çok yakın” dedi.
Belediye başkanlarının seçimlerin ardından sahip oldukları yetkilerin önemli bölümünü başka yöneticilere devretmek zorunda kaldıklarını anlatan Işıklar, sözlerini şöyle sürdürdü:“Seçim bitiyor, mazbatayı veriyorlar size. Bütün yetki sizde. Siz ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Noter geliyor. Muhasebe yetkimi Sevginar Hanım'a verdim, imar yetkimi Ayşe Hanım'a verdim… Kapıdaki güvenliğe kadar bile imzanızı devrediyorsunuz. Bütün yetki sizde. Böyle bir yetki olabilir mi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle belediye başkanlığı birbirine çok yakın ama o da doğru değil. O zaman yerel yönetimleri de denetleyecek bir mekanizmaya dönüştürmemiz lazım.”
Teknolojik imkânların arttığı bir dönemde denetimin daha kolay yapılabileceğini belirten Işıklar, Türkiye'nin kuvvetler ayrılığının ve denetim mekanizmalarının güçlendirildiği yeni bir sisteme hazırlanması gerektiğini savundu.
“DEDİKODU ORTAMINDAN ÇIKIP SİLİVRİ'NİN FIRSATLARINI KONUŞMALIYIZ”
Söyleşide gündeme getirilen konuların Silivri ve Türkiye için yeni bir tartışma başlatmasını temenni eden Işıklar, Sevginar Sali'ye teşekkür ederek şunları söyledi:“Umarım bugünden, buradan tetiklenir, domino etkisi yapar. Bunları da konuşuruz. Çünkü çok dedikodu ortamından çıkıp biraz Silivri'mizin fırsatlarını da gündeme getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Onun için teşekkür ederim bunu açtığınız için.”
IŞIKLAR, AK PARTİ'YE GEÇİŞ TEKLİFİ ALDIĞINI DOĞRULADI
Söyleşinin en dikkat çeken bölümlerinden biri de Özcan Işıklar'ın 2009 yılında Silivri Belediye Başkanı seçilmesinin ardından kendisine AK Parti'ye geçmesi yönünde teklif yapıldığına ilişkin iddia oldu.
Sevginar Sali'nin, “AK Parti'den size bir teklif yapıldığı, açık bir hizmet ve yatırım çeki gibi söz verildiği, buna rağmen sizin AK Parti'ye geçmediğiniz bilgisi doğru mu?” sorusuna Işıklar, “Evet, tabii yapıldı o dönemde” karşılığını verdi.
Teklifi getiren kişinin bugün hayatta olmadığını belirten ve bu nedenle ismini açıklamayan Işıklar, yaşananları şu sözlerle aktardı:“Evet, tabii yapıldı o dönemde. Hatta şimdi hayatta değil, ismini söylemeyelim. ‘Kabul ederseniz hemen kendisiyle görüştüreceğim' dediler. Dedim, ben aynı sizin dediğiniz gibi muhalefette de bu işin yapılabileceğini düşünüyorum. Aynı partili olmayabilirim ama aynı amaca hizmet edebiliriz.”
“HALKIN TERCİHİNİ VE RIZASINI SUİSTİMAL ETMEK GİBİ GÖRÜYORUM”
AK Parti'ye geçmesi halinde daha fazla hizmet ve yatırım alabileceği düşüncesiyle hareket etmediğini belirten Işıklar, parti değiştirmenin kendisine oy veren seçmenin iradesine aykırı olacağını söyledi.
Işıklar, bu konudaki yaklaşımını şöyle anlattı:“Şöyle bir durum da var: Halk sizi isteseydi öbür partideki arkadaşı seçerdi. Ona rağmen sizi seçtiğine göre halkın tercihini, rızasını bence suistimal etmek gibi görüyorum. Onu isteselerdi AK Parti'deki arkadaşımızı seçerlerdi. Beni seçtiler. CHP'de olduğumu bilerek seçti. Şimdi oradan aldığınız rızayı, o oyu, bir emaneti sanki böyle suistimal etmek gibi algılıyorum.”
Teklifin kabul edilmesi halinde Silivri'ye daha fazla yatırım gelebileceği yönündeki düşünceyi de değerlendiren Işıklar, ilçenin hak ettiği hizmetlerin siyasi parti ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi:
“Bana yapıldı o teklif. Şöyle düşünebilirdik: ‘Ben geçersem çok daha fazla hizmet alırım.' Peki ben buraya hizmet edilmeyecek bir şey mi istiyorum? Üniversite istiyorum. Cerrahpaşa veya Çapa buraya gelsin, İstanbul Üniversitesi buraya gelsin. Bunu şimdi iktidardayken de isterim, muhalefetteyken de.”
“ÖNEMLİ OLAN VİZYONU ÜRETMEK”
Silivri'nin yalnızca konut ve sanayi üzerinden değil; turizm, kültür, eğitim ve üretim potansiyeliyle birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Işıklar, ilçenin 42 kilometrelik sahil şeridi, binlerce yıllık tarihi ve İstanbul'a yakınlığıyla önemli avantajlara sahip olduğunu ifade etti.
Işıklar, “Silivri'de üretim vadisi olsun. Silivri, 42 kilometre sahiliyle 20 milyonluk nüfusun yanında. Hafta sonu buraya 2 milyonu, 3 milyonu getirelim. Ruhani bir merkez Silivri. Yedi bin yıllık geçmişi, üç bin yıllık yaşanmışlığı var” dedi.
Siyasi kimliklerin hizmetin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Işıklar, şöyle devam etti:
“Benim bu istediklerimin iktidarda olmakla, AK Parti'de olmakla, CHP'de olmakla ne farkı var? Ben bu iradeyi yukarı getirdiğimde yaşadım. ‘Çok güzel, yapalım' dendi. Bence AK Parti'de de olan arkadaş için önemli olan vizyonu üretmek; buraya yakışan, yapışan, ihtiyacı olanı üretmek. ‘Coğrafya insanın kaderidir' derler ya, bizim kaderimizi belirleyen coğrafyanın güçlü yanları ne? Onun üstüne gidelim. Güçlü yanlarımızı bir kere anlamak, anlatmak görevimiz. Biz şimdi onu ıskalıyoruz. Şu anda bu günlük tartışmaların içinde boğuluyoruz. Silivri'nin çok güçlü yanları var.”
“SİLİVRİ'NİN O KADAR BÜYÜK FIRSATLARI VAR Kİ…”
Silivri'deki genç nüfusa ve sanayi kapasitesine dikkat çeken Işıklar, ilçenin insan kaynağının doğru planlama ve eğitim politikalarıyla büyük bir güce dönüştürülebileceğini söyledi.
Işıklar, sözlerini şöyle sürdürdü:“36 bin 500 karne dağıtılmış. Ne kadar güzel bir şey. 36 bin 500 çocuğumuz okulda. 600 tane fabrikamız var. Oradaki gençler çalışan, emek veren… Almanya, Avrupa yanıyor. Bir tane fayansçı, seramikçi, elektrikçi… Meslekler kurumuş, yok olmuş; üretemiyorlar. Bizdeki insan sermayesine bakar mısınız? 36 bin 500 çocuk karne almış. Ne demek bu? 40 bine yakın gencimiz ve 600 tane fabrikamız var.”
Silivri'nin gerçek gündeminin siyasi çekişmeler değil, ilçenin sahip olduğu bu büyük potansiyel olması gerektiğini vurgulayan Işıklar, “Böyle bir Silivri'de biz neleri konuşuyoruz? Konuşmamız gereken Silivri'nin o kadar büyük fırsatları var ki… Coğrafyasının ve mevcut şartların getirdiği o kadar büyük avantajlar var ki bunları ıskalıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin ve Silivri'nin geleceği için iktidar ile muhalefetin hizmet yarışında bulunması gerektiğini belirten Işıklar; CHP'nin, diğer muhalefet partilerinin ve iktidarın gerçek sorunlar etrafında politika üretmesinin önemine dikkat çekti.
Avrupa'nın yaşlandığını ve üretim gücünü kaybettiğini savunan Işıklar, Türkiye'nin ise genç nüfusu ve güçlü sosyal sermayesiyle önemli bir avantaja sahip olduğunu belirterek, “Bizim yapacak çok işimiz var. Avrupa yaşlanıyor, teknolojiden kopuyor. Bizde ise tam tersi; binlerce sosyal sermayesi güçlü olan bir ülkemiz, ilçemiz var” dedi.
Sevginar SALİ

 

YORUM YAP