Perşembe akşamı Yeni Parti Silivri İlçe Başkanlığı'nın resmi açılışı gerçekleştirildi.
Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Yeni Parti Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, partililer, yerel siyasetçiler ve oldukça güzel bir kalabalık vardı.
Esasen bambaşka bir Özgür Çelik sahnedeydi. İtiraf etmeliyim; bugüne kadar çok da ısınamadığım, hatta bir tık itici bulduğum bir siyasetçiydi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı döneminden tanıdığımız Özgür Çelik ile Yeni Parti İstanbul İl Başkanı olarak Silivri'de karşımıza çıkan Özgür Çelik arasında, en azından benim gözlemlediğim kadarıyla, oldukça dikkat çekici bir yaklaşım ve üslup farkı ortaya koydu.
SİLİVRİ'Yİ GÖREN BİR ÖZGÜR ÇELİK
CHP dönemindeki Çelik'te daha sert, daha agresif ve yüksek dozda muhalefet dili kullanan bir siyasetçi profili izledik. Defaten Silivri'den konuştu ama Silivri'yi ve Silivrilileri ne gördü ne duydu desek yeridir.
Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik bu kez gerçekten Silivri'de ve Silivrililerleydi.
Silivri'nin doğal güzelliklerinden, tarımından, denizinden, sanayi zenginliğinden söz etti. Yargı süreçleri nedeniyle adının yıllardır olumsuz bir çağrışımla kullanılmasına karşın Silivri'yi Türkiye'nin cennet köşelerinden biri olarak tarifledi. İnsanlarına da ayrı bir parantez açtı: “Her birinize yürekten teşekkür ediyorum” dedi.
Yeni Parti'nin tutuklu Kurucu İlçe Başkanı Doruk Bulut'a özel bir selam yolladı. CHP'de kalma kararını açıklamasına karşın yine tutuklu bulunan Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'na sahip çıkması da son derece değerliydi. Buradaki hassasiyetin kaynağında Balcıoğlu'nun herkesi yanında tutmak konusundaki siyasi kabiliyeti de olabilir tabii. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulduğunda buna çok da söylenecek söz yok. Bana kalırsa Çelik'in Balcıoğlu'na sahip çıkışı, Balcıoğlu'na sağladığı yarardan çok Yeni Parti'nin İstanbul İl Başkanı'nı yükselten bir yaklaşımdı.
İbrahim Kömür de açılışta unutulmadı tabii.
Çelik, Balcıoğlu'nun tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen başkan vekili seçimlerinde meclis üyelerinin ortaya koyduğu tutum için de teşekkür etmeyi ihmal etmedi.
Anlayacağınız; özenle, ilmek ilmek işlenen bir “Silivri'yi görüyorum, biliyorum, hissiyatınızı paylaşıyorum” yaklaşımı hâkimdi.
Genelde ilçe başkanlığı seçimlerine müdahil olmadığını belirten Çelik, Silivri söz konusu olduğunda Doruk Bulut hassasiyetini de açıkça ortaya koydu: “Ona sahip çıkacağınızı biliyorum” dedi.
Silivri'deki örgütlenme çalışmalarına dikkat çekti. Sandık güvenliği ve yeni üye çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerinin yanı sıra, “Yeni Parti bir zorunluluktan doğdu” dedi. Ve ekledi: “Yeni Parti muhalefet değil, iktidar. Bütün partililerimiz iktidar özgüveniyle sahada çalışmalarını yürütsün.”
MECLİS ÜYELERİNİN KATILIMI
İBB'deki siyasi aritmetiğin korunması açısından İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın talimatıyla CHP'de kalmayı sürdüren Silivri Belediye Meclis üyeleri Ebru Akgün Pekel, Hatice Gözen, Nebahat İskender ve Sibel Aydın Işıköndeş de açılıştaydı. Cihan Demir ise daha önce gönlünün Yeni Parti'de olduğunu zaten açık biçimde ifade etmişti. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde olası geçişler yaşanması halinde Yeni Parti'nin Silivri Belediye Meclisi'nde grup kurması açısından ciddi bir sorun görünmüyor.
NİLAY ÖNDÜL KALAMAN'IN ZARAFETİ
Yeni Parti Silivri İlçe Başkan Vekili Nilay Öndül Kalaman, Doruk Bulut'un tutuklanmasının ardından belki de kendisini hiç planlamadığı kadar hızlı biçimde önemli bir sorumluluğun içerisinde buldu. Üstlendiği bu zorlu sorumluluğun üstesinden oldukça zarif biçimde geldiğini görüyoruz. Açılışta Doruk Bulut'un mektubunu okudu, ardından kendisi de bir konuşma yaptı. Yerel iktidar ve genel iktidar iddiasını doğaçlama bir biçimde ortaya koyması, benim açımdan konuşmasının akılda en fazla kalan bölümüydü. Siyasetin büyük ölçüde bir iddia işi olduğunu unutmamak gerek.
Özetle Silivri'nin siyasetini cezaevi üzerinden değil, Silivri'nin kendisini konuşarak yapmaya ihtiyacı var. Özgür Çelik'in yeni yaklaşımında benim en çok hoşuma giden ayrıntı tam olarak buydu. Uzun zamandır ilk kez İstanbul'dan gelen Sol tandanslı bir siyasetçinin ağzından cezaeviyle özdeşleştirilen Silivri'yi değil; tarımıyla, deniziyle, sanayisiyle ve insanıyla Silivri'yi duyduk.






