AK Parti İlçe Başkanı Sami Barlas'ı hedef alan eleştiriler epey gündem oldu. Bu değerlendirmeleri iki şekilde yorumlayabiliriz. Haklı olanlar Barlas'ın konumunu güçlendirmesi için iyi bir fırsat. Haksız olanlar ise yerine geçmek isteyenlerin önünü açmaya dönük küçük çaplı bir taarruz olarak okunabilir.
Barlas'ın kişiliği ve kimliği bakımından AK Parti siyaseti adına ilçemizde ne kadar doğru bir isim olduğunu daha önce yazmıştım. Buna pek çok kişi de katılmıştı. Şöyle ki yerelde AK Parti'nin genel iktidarına duyulan tepki Barlas karşısında şiddetini büyük ölçüde kaybediyor. Bir insan AK Parti'ye ne kadar kızarsa kızsın, kişiliğine saygı ve sevgiden ötürü Barlas'a o tepkiyi gösteremiyor, göstermiyor.
AK Parti'nin katmanlı teşkilat yapısı kimse için sır değildir. Siyaset okuyucuları ve parti mensupları içerideki iktidar mücadelesini herkesten iyi bilir. Siyasi gücü kat be kat az olan yapılardaki entrikalara bakınca 24 yıldır tek başına iktidar olan partinin Silivri temsiliyeti kaç kişinin iştahını kabartır düşünün.
Kaldı ki yerel iktidar umudu da önemli ölçüde kuvvetleniyor. Silivri Belediyesi'ni kazanamasalar bile ana aktörlerden biri olmaya devam ederler.
Silivri diline önemli ölçüde hakimiyetiyle, her kesimden kolay iletişim kurma kabiliyeti ile Barlas, AK Parti için bir şans. Parti içi muhalefeti hafife almayıp, ilçe başkanı olarak açıklarını kapatmayı başaran Barlas gücüne güç katar.
İyi niyeti, dürüstlüğü, alçak gönüllülüğü, teşkilat terbiyesi siyasi açıdan en önemli sermayesi. Bugün bulunduğu konumun hakkını veren Barlas, siyasi geleceğini kimsenin eline bırakmaz. Siyaset yapan insanların iddialı olması kadar doğal bir şey yok ancak selameti açısından zamanı geldiğinde ortaya koyması gibi bir zorunluluk da var.
Duymak istediklerinizi söyleyenleri dinlemek konforludur; ancak gelişmenize katkısı sınırlıdır. En kıymetli tecrübeler hatalarımızdan sonra kazanılır yeter ki ders almasını bilelim.
Kırılmak, küsmek için yer aramak yerine elinizdeki imkanları Silivri'nin yararına sonuna kadar kullanın. Sizin dışınızdaki olay ve kişileri bir noktadan sonra kendi haline bırakmak en yerinde adımdır. Doğru söyleyen de, eğriye bir sebeple tenezzül eden de karşılığını buluyor zaten.
Yerel seçimler yaklaştıkça siyasetin dili de, yaklaşımı da daha çok sertleşecek.
Mevlânâ'ya atfedilen bir söz vardır: “Halıya sopayla vurulur ama maksat halıyı dövmek değil, tozunu almaktır.”Eleştirileri genel olarak böyle karşılamak gerekir. Haklı olanından ders çıkarıp haksız olanına verilecek cevabı yaptığınız işlerle ortaya koyabilirseniz, her tartışmadan güçlenerek çıkarsınız.






