Sevginar Sali

İktidarın güç kaybetme lüksü yok

CHP İBB ve Silivri Belediye Meclis Üyesi Mehmet Keleş'in kişisel kırgınlıklarına rağmen yerel yönetimin çalışmalarını savunmayı sürdürmesi, siyasi vefa açısından dikkat çekiyor. Bu tutum, CHP'nin Silivri'de katkı sunabilecek güçlü isimlerine neden yeterince alan açmadığı sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.
Mehmet Keleş'in Kaan Göktaş'ın programındaki açıklamalarını, Silivri Belediyesi çalışmalarının anlatıldığı bir yayın olarak değerlendirmek yüzeysel kalır. Bir süredir meclis toplantılarına katılmayan, CHP grubuyla ilişkilerinde mesafe yaşanan Keleş'in buna rağmen belediyenin sorumluluğunu kamuoyu önünde paylaşması, üzerinde durulması gereken siyasi tavırdır.
Taşınmaz satışlarının gerekçelerini anlatıyor, geciken tesislerin açılışına açıklama getiriyor, devam eden projeleri sıralıyor. Özeleştiride bulunmayı da ihmal etmiyor.
Keleş, kırgınlığını ortak emeğin önüne koymuyor. Bora Balcıoğlu'nun tutuklanmasından önce de katkı sunmak için çabalayan, bugün de grubunun yararına konuşmayı sürdüren bir isim olarak siyasi vefasını koruyor. Ancak bu vefa, katkı sunma isteğinin yönetim içinde ne kadar karşılık bulduğu sorusunu ortadan kaldırmıyor.
MESELE KELEŞ'TEN İBARET DEĞİL
Belediyeyi verilerle savunabilen, tartışmalı başlıklara açıklama getirebilen ve eksiklikleri görebilen ismin karar süreçlerinde yeterince değerlendirilmemesi, yalnızca kişisel mesele olarak değerlendirilemez. Keleş'in röportajı, yerel iktidarın ihtiyaç duyduğu bir kapasiteyi gösteriyor. Yapılan çalışmaların yeterince anlatılamadığını söylerken, aynı yayında bu eksikliği giderebilecek en azından ilk etapta başarılı bir algı performansı sergiliyor. Böylesi bir birikimin yönetimin işleyişine daha fazla katılması gerekmez mi?Kamuoyu önünde ortak sorumluluğu üstlenen isimlere, karar alınırken de söz ve hareket alanı açılması doğru olmaz mı?
CHP'nin Silivri'de yerel iktidar sınavını vermekte güçlük çektiği bu süreçte mesele, Mehmet Keleş'in durumunuda aşıyor üstelik. Selami Değirmenci, Özcan Işıklar, Melih Yıldız, Semih Ayeş, Yavuz Çengel ve katkı sunabilecek daha nice kıymetli ismin birikiminden neden yeterince faydalanılmadığı, başlı başına uzun bir hikâye. Ancak ortak hedefin önüne geçmesinin yanlışlığı açık.Bugün tenezzül etmediğiniz ortak akıl (bütün siyasi, sivil toplum kuruluşları ve halktan kaynaklanan) yarın en büyük pişmanlığınız olmaya güçlü bir aday. Özcan Işıklar'ın ayrıca da vurguladığı üzere ‘tecrübe çok kıymetli' bir katkı.
Üstelik saydığım isimlerin bütün görüşlerine katılmak gerekmiyor. Deneyimlerinden, eleştirilerinden, çevrelerinden ve çözüm önerilerinden yararlanmak için her konuda aynı düşünmek de gerekmiyor. Yönetme sorumluluğu, farklı birikimleri Silivri'nin yararına bir araya getirebilmeyi zorunlu kılıyor.
Kişisel veya grup içi hesapların, kişisel ikbal kaygılarının katkı kanallarını daraltması, belediyenin zaten zor olan işini daha da içinden çıkmaz bir hale sürüklüyor. Kaybedilen yalnızca insanların hevesi olmuyor; partinin ortak gücü ve kentin yararlanabileceği birikim de eksiliyor. Halkın umudu aşınıyor.
Keleş'in de diğer saydığım isimlerin de katkı sunma çabası anlamlı birer örnek. Kırgınlığına rağmen “biz” demeyi sürdürüyorlar; yapılanları sahiplenirken destek sunmaya hazır bir duruş sergiliyorlar. Bunların karşılığı olmalı. Bilginin, emeğin ve siyasi kapasitelerinin değerlendirilmesi gerekir.
Bugün sorununun asıl kaynağı, CHP'nin Silivri'de kendi potansiyelini ortak başarıya dönüştürmekte yaşadığı güçlük. Yerel iktidarın önündeki sınav, kendi içinden ve muhalefetten gelen katkı ve eleştirilere kulak vererek bunları yönetiminde doğru şekilde değerlendirmek.
Katkı sunmaya hazır insanları mesafede tutarak güçlü bir yönetim kurulamaz. Silivri'nin ihtiyaçları büyürken ne CHP'nin ne de yönetme sorumluluğunu taşıyan kadrolarıngüç kaybetme lüksü bulunmuyor.

YORUM YAP