Sevginar Uygun

Vatanseverlik ve eğitim...

Düşmanlarınızın size yapmaya çalıştığı şeyi engellemeye odaklanırsanız ya da bununla gereğinden fazla ilgilenirseniz enerjinizi boşa harcamış olursunuz… Oysa o enerjinin her zerresi size başarılarınızı arttırmak yolunda, gerçekleştirdiklerinizi bir tık öteye taşımak, geliştirmek ve her daim yükselttiğiniz hedeflere ulaşmak için son derece gerekli…
Bir diğer mühim nokta; dış saldırı karşısında içte sergilenen tutumdur… Kenetlenmek yerine, dağılıyorsa en ufak bir sarsıntıda yapınız… Denizin fıtratındaki fırtınaları göze alarak çıktığınız yolculukta ilk rüzgârda moral olarak çöküyorsa mürettebatınız; kusura bakmayın… Düşman değil, rakip hiç değil siz çoktan çökmeye mahkûm olmuşsunuz demektir… Temeli sağlam atamamış, harcı tutturamamışsınız! İçerde birlik olunamayan bir yapının dağılması için dış saldırıya gerek yok! O zaten er ya da geç çökmeye mahkûmdur!
Silivri küçük bir yer, bu sebepten farklılıklarımız daha görünür, aykırılıklarımız daha dikkat çekici… Ama saldırılar karşısında, güç zamanlarda sergilenen kenetlenme ve birlik her daim şükür sebebimiz olmayı, en zor zamanlarımızda imdadımıza yetişmeyi sürdürüyor… Keşke daha az kırsak birbirimizin kalbini, sevmediklerimizin canına o kadar çok ot tıkamaya uğraşmasak diyeceğim; sıra yaraları sarmaya gelince sergilediğimiz birliğe şahitlik edince; her şeye rağmen şükretmek gerektiğine hızlıca ikna oluyorum…
Hain kalkışmanın bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri; vatanseverliğin göz ardı edilen değeri oldu... Buna canı gönülden katılıyorum…
Bir diğeri de bence pek çok alanda kaybedilen safların ancak iyi bir eğitim (milli eğitim), kültür ve sanatın gelişimi ile geri kazanılacağını, kurtarılacağı…
Sağcı, Solcu, Sosyal Demokrat, Liberal, Radikal, İslamcı, Dindar, Dinci vs… Neler olduk, kendimizi nasıl ve ne şekillerde tanımladık durduk… Tüm bunların vatan olgusu dışında ne denli temelsiz, savunmasız, değersiz, anlamsız olduğunu idrak etmek için bıçağın kemiğe dayanması değil, ülke ordularına sızmış hainlerin sivil lakın üzerine tankları acımasız sürmesi, açık hedef olarak silahlı saldırıda bulunması gerekti ne yazık ki… Daha nerelere, sızıp nasıl bir cüretle hareket ettikleri ise kıyamet alameti gibi bir şey!
Çok ağır bir bedel ödüyoruz (daha bitmedi de), büyük kayıplar verdik, nice canlar gitti… Teröre verdiğimiz geçidin cezası tek gecede yaşanan korkunç karanlık ile sınırlı değil canlarımızı, yıllarımızı, imkânlarımızı aldı… Yarınlarımızdan çaldılar, aydınlığımızı karanlığa gömdüler…
Yaşadıkça umut etmek de içimizde var olacak… Pes etme, yılma şansımız yok; kendimizden vazgeçsek çocuklarımızın geleceğini kurtarmak zorundayız… Her savaşın, mücadelenin sonunda kazananlar asla vazgeçmeyenlerdir deniyor… Kazanmak ve kurtulmak nihai bir nokta değil erişildikçe ileriye taşınması zorunlu bir süreçtir…
Bu Cumhuriyet kolay kazanılmadı, kurulmadı ki vatan hainlerinin saldırıları karşısında savunmasız bırakılsın... Hele temelleri... Hiç öyle kolay sarsılacak türden değil... Harcı küçümsenemez...Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana dünyadaki tüm Müslümanların, mazlumların umudu, aydınlık yarınlara dair inancını besleyen, destekleyen bir güneş oldu… Işığı ilelebet tüm dünyayı aydınlatsın inşallah…
Başta eşsiz liderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu vatan uğruna canını feda eden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize şifa diliyorum… Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi, hukuk ve adalet yolunda tüm engelleri aşarak insanlık tarihine adını yazdırması dileğiyle… Ve mutlaka hepimiz elimizden gelenin daha fazlasını yapalım…
İyi haftalar...

YORUM YAP