Emre Akıncıoğlu

Çocuklarda duyarsız ve bencil davranışlar

Modern ebeveynliğin en büyük çıkmazlarından biri şudur:

Anne babalar çocuklarını çok seviyor ama bazen bu sevgiyi doğru yönetemiyor.
Bugün birçok aile çocuğunun üzülmesini istemiyor.
Zorlanmasını istemiyor.
Beklemesini istemiyor.
Eksik hissetmesini istemiyor.
Çocuk ağlamasın diye her isteği karşılanıyor.
Başarısız olmasın diye sorunları çözülüyor.
Mutsuz olmasın diye hayat onun adına düzenleniyor.
Fakat psikolojinin önemli gerçeklerinden biri şudur:
İnsanı güçlü yapan şey sürekli konfor değil, kontrollü zorluktur.
Bu nedenle her ilgili ebeveynin çocuğu duyarsız ve bencil olmaz.
Ancak bu davranışları gösteren çocukların büyük bölümünde aşırı koruyucu ve sınırsız ebeveynlik modeli görülür.
Çünkü çocuk eğitimi sadece sevgi işi değildir.
Aynı zamanda sınır, sorumluluk ve karakter inşa etme sürecidir.
Bugünün çocuklarında görülen birçok psikolojik problemin altında da bu dengesizlik vardır.
Sürekli merkeze konulan çocuk zamanla hayatın merkezinin gerçekten kendisi olduğunu düşünmeye başlar.
Her istediğinin olması gerektiğine inanır.
Beklemeye tahammülü azalır.
Eleştiriye karşı kırılgan hale gelir.
Psikolojide buna düşük hayal kırıklığı toleransı denir.
Yani çocuk küçük bir engelde bile yoğun öfke, mutsuzluk veya saldırganlık yaşayabilir.
Çünkü zihni “istemek” ile “hemen sahip olmak” arasındaki farkı öğrenememiştir.

Oysa gerçek hayat böyle işlemez.
Hayatta bazen beklemek gerekir.
Kaybetmek gerekir.
Emek vermek gerekir.
Sabretmek gerekir.
Bunları çocuklukta öğrenmeyen bireyler yetişkinlikte ciddi uyum problemleri yaşayabilir.
Özellikle son yıllarda çocuklarda görülen: tahammülsüzlük, çabuk sıkılma, sürekli tatmin arayışı, düşük sorumluluk bilinci, empati eksikliği, eleştiriye aşırı tepki, akademik dayanıklılık sorunu çoğu zaman sadece çocuk kaynaklı değildir.
Bunlar bazen yanlış yönetilmiş sevginin sonuçlarıdır.
Bir çocuğun her ihtiyacını karşılamak ile ona hayat becerisi kazandırmak aynı şey değildir.
Hatta sürekli fedakârlık yapılan evlerde çocuk zamanla emeği görünmez sanabilir.
Çünkü insan zihni sürekli karşılaştığı şeyi “normal” kabul eder.
Her istediği alınan çocuk bir süre sonra alınmayan şeye odaklanır.
Her sorunu çözülen çocuk mücadele becerisi geliştiremez.
Her düştüğünde kaldırılan çocuk ayağa kalkmayı öğrenemez.
Bu durumun anne babalar üzerinde de psikolojik etkileri vardır.
Sürekli veren ama karşılığında saygı, anlayış veya sorumluluk göremeyen ebeveyn zamanla tükenmişlik yaşayabilir.
Kendisini değersiz hissedebilir.
“Bu kadar emek verdim ama neden böyle oldu?” sorusunu sormaya başlayabilir.
Çünkü sevgi tek başına yeterli değildir.
Sevginin yönü kadar yöntemi de önemlidir.
Bazı anne babalar kendi çocukluk eksiklerini çocuklarında kapatmaya çalışır.
Kendileri zor büyüdüğü için çocukları hiç zorlanmasın ister.
Kendileri alamadığı için çocuklarına her şeyi almak ister.
Fakat eksiksiz büyüyen çocuk değil, mücadele etmeyi öğrenen çocuk güçlü olur.
Çocuk psikolojisinin temel gerçeklerinden biri şudur:
Sorumluluk özgüven üretir.

Kendi çantasını taşıyan çocuk gelişir.
Beklemeyi öğrenen çocuk güçlenir.
Ev içinde görev alan çocuk aidiyet hisseder.
Hata yapan ama sonucunu yaşayan çocuk olgunlaşır.
Çünkü karakter, konfor alanında değil sorumluluk alanında gelişir.
Bu yüzden sağlıklı ebeveynlik:
sadece sevmek değil aynı zamanda sınır koymak, bazen “hayır” diyebilmek, çocuğu bekletebilmek, sorumluluk verebilmek, yaptığı davranışın sonucunu yaşatabilmektir.
Çocuk her istediğini elde ederek değil, her duygusunu yönetmeyi öğrenerek mutlu olur.
Hayatın en güçlü insanları her şeye sahip olanlar değil; sabretmeyi, mücadeleyi ve emeği öğrenenlerdir.
Anne babalığın amacı çocuğun önündeki tüm taşları kaldırmak değildir.
O taşların üzerinden geçebilecek bir karakter oluşturmaktır.

YORUM YAP