Sevginar Sali

Demir ezber bozmaya devam ediyor

Cihan Demir'in açıklamalarına bütün olarak bakıldığında, klasik bir “parti savunusu”ndan çok; iş dünyası refleksiyle siyaset okuyan, yer yer kendi partisinin yönetim anlayışına da mesafe koyan bir profil ortaya çıkıyor. Röportajın en dikkat çekici tarafı, Demir'in hem sistem eleştirisi yapması hem de bunu doğrudan CHP içinden biri olarak dile getirmesi.
Öncelikle söyleşinin omurgasını “siyasette vaat-yalan ilişkisi” oluşturuyor. Demir'in “insanlara yalan satılıyor” ve “yalanı karakter edinmişler” sözleri aslında yalnızca rakip partilere değil, genel siyasal iklime yönelik bir eleştiri gibi duruyor. Ancak bunu bir CHP meclis üyesinin söylemesi, doğal olarak “kendi cephesine dönük örtülü eleştiri mi?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Özellikle “vaatler güzel ama…” diyerek başladığı bölüm, Silivri Belediyesi'nin yönetim pratiğine dair içinde bir memnuniyetsizlik barındırdığını hissettiriyor.
En kritik cümlelerinden biri ise kuşkusuz:“Ben ortak aklı göremiyorum.”
Çünkü Bora Balcıoğlu yönetiminin en güçlü söylemlerinden biri “ortak akıl” vurgusu. Demir burada doğrudan belediye başkanını hedef alan sert bir muhalefet dili kullanmıyor ama “nerede ortak akıl?” diyerek aslında belediye yönetim mekanizmasının yeterince kapsayıcı işlemediğini ima ediyor. Bu, CHP içinde zaman zaman konuşulan “karar süreçlerine herkes dahil olmuyor” eleştirisinin kontrollü bir dışavurumu gibi okunabilir.
Bir başka önemli nokta da Demir'in Silivri vizyonuna dair söyledikleri. Burada çok net biçimde “ekonomik kalkınma odaklı” bir yaklaşım görüyoruz. Tarımın tek başına yeterli olmadığını, Silivri'nin deniz, turizm, gastronomi ve hizmet sektörüyle büyümesi gerektiğini savunuyor. Özellikle:“42 kilometre sahilimiz var ama insanlar neden gelsin?”
sorusu aslında doğrudan yerel yönetimlere yöneltilmiş stratejik bir eleştiri.
Bu bölümde dikkat çeken bir diğer detay da geçmiş dönem Belediye Başkanı Özcan Işıklar'a yaptığı olumlu referans. Tarım vizyonunu anlatırken Işıklar'ı örnek göstermesi, CHP içindeki eski-yeni dönem kıyaslamalarının hâlâ canlı olduğuna işaret ediyor olabilir.
AK Parti'ye geçiş iddialarıyla ilgili tavrı ise siyasi olarak oldukça kontrollüydü. Net biçimde “böyle bir şey olmaz” demek yerine:“Benim olduğum yerde konuşulmaz”demeyi tercih etti. Bu cümle aslında iki katmanlı okunabilir:
• Birincisi, parti sadakati mesajı veriyor.
• İkincisi ise kulislerin tamamen hayal ürünü olmadığını ima eden diplomatik bir kaçış alanı bırakıyor.
Silivrispor ve Cemil Kızılkaya konusunda ise oldukça net destekleyici bir pozisyon aldı. Burada daha duygusal ve kişisel güven ilişkisine dayalı bir dil kullandı. Siyasette eleştirel, sporda ise daha birleştirici ve motive eden bir ton tercih etti.
Genel tabloya bakıldığında Cihan Demir'in söyleşisi üç mesaj içeriyor:
• Silivri'nin mevcut potansiyelini kullanamadığı,
• Siyasette samimiyet ve vizyon eksikliği olduğu,
• CHP içinde de bazı şeylerin daha iyi yönetilmesi gerektiği.
Ama asıl dikkat çekici olan, bütün bunları doğrudan sert bir muhalefet diliyle değil; kontrollü, ölçülü ve iş dünyası refleksiyle dile getirmesi. Belki de tam bu yüzden söyledikleri daha fazla yankı uyandırıyor. Çünkü siyaset kurumlarında liderlerin yükselişini engelleyen en büyük kırılma noktası çoğu zaman tam da burada başlıyor: Çevrenizde size yalnızca duymak istediklerinizi söyleyen insanlar varsa, gerçeklerle bağınız zayıflıyor. Oysa siyaset, alkışlayanları değil; gerektiğinde rahatsız eden doğruları söyleyebilen insanları dinleyebildiğiniz ölçüde güçleniyor.

YORUM YAP