İbrahim Kömür

İşlemler yasaya uygun ancak memlekette uyulacak yasa kalmamış

12.06.2026 Cuma sabahı, saat 05.00 sıralarıydı. Eşim Kıymet beni, nefes nefese ve heyecanlı bir şekilde uyandırdı. Uyandığımda eşim titriyordu, sesi zor çıkıyordu. Titriyordu, yüksek tansiyonu, kalp rahatsızlığı ve şeker hastası olduğu için ağzı kurumuştu. “Hayırdır bu saatte nedir bu halin?” dedim. Zorla “Polis evin etrafını sarmış, kapıya vuruyorlar” dedi. “Lütfen sakin ol ve hemen kapıyı aç” dedim. Eşim kapıyı açmaya gitti, ben de bir pijama ve bir tişört giyip aşağı indim. Eşimin aşağı inip kapıyı açması ile benim aşağı inmem aynı anda oldu. “Günaydın memur bey, buyurun” dedim. Polis memuru elindeki mahkeme kâğıdını bana göstererek, evde arama emri ve “Siz şu andan itibaren göz altındasınız” dedi. İçeri buyur ettim, elimde mahkeme kararı bulunan memur salonda bulunan masaya oturdu, dosyasında tutanak belgesi çıkarıp oturdu, diğer memurlar evde arama yapmaya giriştiler. Masada oturan memur telefonumu istedi, telefonum masanın yanındaki sehpada, şarja takılıydı. Şarjdan çıkarıp verdim. Telefonumun şifresini istedi. Telefonumda şifre olmadığını ve telefonumun 24 saat açık olduğunu söyledim. Telefonuma el koydu. Masanın üzerinde bulunan dizüstü bilgisayarı ve tabletime de el koydu ve tutanak altına aldı. Değer memur arkadaşlar da evde arama yapmaya devam ediyorlardı. Yalnız haklarını inkâr etmeyeyim, arama yaptıkları her odada, aradıkları her şeyi tekrar düzenli bir şekilde yerli yerince yerleştiriyorlardı. Dağınıklık asla yoktu ve çok da kibarlardı. Ancak, eşim rahatsızlığından dolayı hala titriyordu. Şeker hastalığından dolayı ağzı kurumuş, konuşamıyordu. Polis memurunun beni uyarmasıyla, eşime su verdim. Salondaki koltuğa oturtarak bir şeyin olmadığını, memur arkadaşların görevlerini yaptıklarını söyleyerek onu rahatlatmaya çalıştım, teskin etmeye uğraştım.
Bu arada bitişim komşumuz Süheyla hanım yolda polis araçları dikkatini çektiğinden, bakıyor ve polis memurlarının bizde olduğunu görüyor ve eve geldi. Süheyla hanım eşimin rahatsızlıklarını bildiği ve onun durumunu görünce yanına oturup, Kıymet hanımla ilgilendi. Peşinden eşi İsmail Bey de geldiler.
Tabi Polis memurları görevlerini yapmaya devam ediyorlardı. Yapılan aramada gayri yasal hiçbir şeye rastlanmadı. Ne arıyorlar bilmiyorum ama, virüs girdiği için kullanmadığım bir telefon, kullanmadığım bir telefon, dizüstü bilgisayar, tablet ve bir flaş belleğe el koydular. Tutanaklar yazıldı, çizildi, bu arada bu tutanağı imzalayacak bir komşumuzun daha olabileceğini sordular. Var dedim. Karşı komşum İskender Turan beyi davet ettim. İskender bey de eşi Gülnihal hanımla geldi. Sağ olun Gülnihal hanım da eşimle ilgilenmeye başladı. Memur arkadaşlar her şey yasaya uygun olsun diye bana, İsmail bey ve İskender beye de tutanakları imzalattılar.
Yapılan tüm işlemler yasaya uygundu ama maalesef MEMLEKETTE UYGULANACAK YASA KALMAMIŞTI. Tüm Silivri halkı, parti örgütüm, eşim ve çocuklarım bilsinler ki ben 40 yıllık siyasi hayatımda utanacak hiçbir şey yapmadım, yapmam. Hiç kimsede olmasa bile kendimden utanırım. Bu anlayış ile tüm kamuoyuna sevgiler ve saygılar sunuyorum.
Not: Sevgili köşe yazarımız İbrahim Kömür, tutuklu olduğu Marmara Cezaevinden gönderdiği mektup ile yaşadıklarını anlattı.

YORUM YAP