Değerli Hürhaber okurları ve saygın kamuoyu, bu günkü köşe yazımda, “Hangi Hukuk” başlığı altında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak ve sizlerin de bu hususta biraz düşünmenizi isterim.
T.C. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa ve yasalarla yönetilir. Her yurttaş anayasa ve yasalar karşısında eşittir. İnsan hak ve özgürlükleri, evrensel hukuk ile teminat altına alınmış ve buna imza koymuş demokratik bir ülkeyiz. Peki, öyle miyiz? Bana göre değiliz. Ben fikrimi söyleyeyim, sizler de ona göre değerlendirin lütfen!
Biz T.C. devleti olarak Birleşmiş Milletlerin bir üyesi miyiz? Evet, üyesiyiz. Birleşmiş Milletler de evrensel bir hukuk var mı? Evet, var. Her üye uymak zorunda mı? Evet, zorunda. Peki! Devleti yönetmekle görevli iktidar buna uyuyor mu? İşine gelene evet-işine gelmeyene hayır.
Eğer iktidar, en yüksek yapı olan Anayasa Mahkemesi kararlarına uymaz, saygı göstermezse yerel mahkemeler de Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaz. Çünkü bizde ‘şeyh uçmaz, mürit uçurur' hesabıyla ülkeyi ve rejimi beka tehdidi ile karşı karşıya bırakır. Nitekim bunu yaşadık ve örnekleri çoktur. En son yaşadığımız ve milletçe karşısında durup önlediğimiz beka sorunu sonrası birileri, “kandırıldım, Allah bizi affetsin, milletimiz hakkını helal etsin” demedi mi? Bu cümleleri hepimiz hatırlarız. O nedenle baki olan devlettir, iktidarlar değil. Bu nedenle devlet işleyişini, hukuk ve nizamı sağlamakla hükümlü devlet kadroları, devlete olan sorumlulukları yerine, ne zaman ki bulundukları konumu veya terfi peşine düştüklerinde hep bekayı yaşadık.
Evet, şimdi gelelim esas konumuza, yani hukuk sistemlerine. Hukuk sistemlerinden biri olan Anglo-Sakson hukukudur. Yazılı kanunları bulunmayan, emsal karar ve jüri raporlarına göre hareket eden bir hukuk sistemidir. Bir diğer hukuk Kara Avrupası Hukuku. Çerçevesi Anayasa, yasa ve kanunlarla çizilmiş, belgeleri, delil ve bunların ispatının devlet adına yürüten Cumhuriyet Savcılarıyla savcılık belgelerine dayalı millet adına vicdani kanatlarına göre hakimler eliyle yürütülür. Bir de Şerhi Hukuk uygulaması var. O da dini ritüellere dayanır ve kadılar eliyle yürütülür. Son olarak, kral, padişah ve tek adam hukuku ile yönetilen ülkeler var ki, her ağızdan çıkanın kanun sayıldığı hukuk. Yani, sonuç olarak biz T.C. devleti olarak evrensel hukuk ve Kara Avrupası Hukuku ile yönetiliyoruz. Tüm yurttaşların hak ve özgürlükleri anayasa ve yasalarıyla teminat altına alınmıştır. Herkes kanunlar karşısında eşit hak ve yaşam özgürlüğüne sahiptir. Peki, gerçekten öyle midir? Bana göre değil. Güçlülerin hukukuna göre yönetiliyoruz. İsyanım ve itirazım bunadır.
Bu nedenle, devlet erkini elinde bulunduran herhangi bir yargı görevlisi yurttaşa “Ben senden şüphelendim, seni cezaevine atayım, cezaevi süresince seninle ilgili belge, bilgi, delil toplayayım, sonrasına sonra bakarız” diyemez. Yasal değildir, hukuki değildir. Hak ve özgürlüklere aykırıdır. Yargı mensubunun görevi, kendilerine gelen herhangi bir şikayet ve ihbarla ilgili gerekli hukuki zemini oluşturmaktır. Belge, bilgi ve delilleri ispatlayarak harekete geçmektir. “Ben yaptım oldu” değildir. Yönetilmekte olduğumuz hukuk ve yasalar, bunu gerektiriyor. Yok eğer “Biz, AB kararlarına, evrensel hukuka, yasa ve anayasa kararlarına uymayacağız” deniyorsa bunun adı başka bir hukuk olur. Onun da adını bu hukuku uygulayanlar koysun.
Sonuç olarak buradan ilan ediyorum ben suçsuzum, herhangi bir gayri yasal örgüt üyeliğim yoktur. Yaşamım boyunca çıkar amaçlı siyaset yapmadım. Delilsiz, belgesiz ve ispatı olmayan çelişkili ifadelerle dolu bir şikayetten dolayı hapisteyim. Haksız ve hukuksuz bir şekilde hapse atıldım. Bu bana dert oldu. Ama beni tanıyan, bilen ve kamuoyu vicdanında ben temizim. Bu da bana bunu reva görenlere dert olsun. Saygı ve sevgilerimle… 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.






