Toplum içinde rencide edilmenin; başkalarına olumsuz, içler acısı bir örnek gibi gösterilmenin davranışın yanlışlığı söylenegelmesine rağmen, bu davranışın hedefi olanlarda yarattığı etkilerin konuşulması daha nadirdir. Zira bu rencide edici davranışları gösterenler, aynı zamanda genelde olayın ne olduğunu anlatanların ta kendisidir.
Rencide edilenin etkilenmesi ise iki yönlü gerçekleşir: Birincisi, bu durumun etkisinden sıyrılmak için o halde görülebileceğiniz durumlara girmemek. İkincisi ise, bu durumun içinden sizi çekip çıkaracak bir kurtarıcının olmadığını fark ederek kendi kendini kurtarmaya girişmek.
1905 yılında Çinli diplomatların yapamadığını yapan Şangay tüccarlarının girişimi de işte tam olarak buydu: Amerika'nın ırkçılığını parayla cevap vermek zorunda kalacağı bir soru haline getirmek.
Boykot 10 Mayıs'ta Şangay Ticaret Odası tarafından 10 Mayıs'ta gönderilen bir telgrafla başladı. Haftalar içinde Çin limanları Amerikan mallarını almayı reddetti. Amerikan pamuğu ardiyelerde kalakaldı. Gaz lambalarının satışı durdu. Unlar çürüdü. Ve Amerikan ihracatçıları Pasifik boyunda Çin ticaretlerinin çöküşünü izledi.
Bu sorun on yıllar boyu pişme halindeydi. ABD Çinli işçileri 1882 yılında yasaklamıştı – buna Çinli Dışlama Yasası diyorlardı, ancak bu aslında olan şeyi ifade etmek için kibar bir kelimeydi. Çinli işçiler Amerika'yı birbirine bağlayan demir yollarını inşa etmiş, Sierra Nevada dağları boyunca tüneller dinamitlemiş, alkali çöl boyunca bağlantı yollarının çalışmalarını yapmışlardı. Bunun karşılığı, teşekkür olarak kilitli bir kapı ve yüzlerinin bir daha istenmediğini söyleyen bir yasa demekti. 1905'te Kongre yasayı süresiz olarak yenilemeye hazırdı. Kırk iki yıllık resmi aşağılanma Amerikan kanununa damgalanmıştı.
Çin'in imparatorluk mahkemesi hiçbir şey yapmadı. Qing Hanedanlığı meteliksiz, kırık, parçalarını her bir yılda Avrupa güçlerine kaybeden bir halde içten çöken bir vaziyetteydi. Guangzu İmparatoru ne herhangi bir manevra gücüne, ne de Washington'la savaş vermek için iştaha sahipti. Çinli diplomatlar Amerikalı görevlilerin okuyup dosyaladığı ve sonra da unuttuğu resmi protesto mektupları gönderdiler.
Şanghay tüccarlarının farklı bir fikri vardı. Eğer Pekin Washington'u utandıramıyorsa, belki ticaret utandırabilirdi. Ticaret Odası Amerikan mallarını büsbütün boykot etmeye davet etti. Pamuk yok. Petrol yok. Un yok. Makineler yok. Üzerinde yıldızlar ve çizgiler(1) olan hiçbir şeye küfede yer yok. Bu çağrı 10 Mayıs 1905'te ilan edildi ve sonrasında kuru çimende alevler gibi yayıldı.
Günler içinde boykot Şangay'dan Guangzu'ya, Hong Kong'dan Singapur'a yayıldı. Manila'daki Çinli tüccarlar boykota katıldı. San Francisco'nun Çin mahallesindeki satıcılar Amerikan topraklarında yaşamalarına rağmen Amerikan yapımı ürünleri depolamayı reddettiler. Canton'daki tersane çalışanları Amerikan bayrağı dalgalandıran gemileri geri çevirdi. Singapur'daki depo sahipleri Amerikan tütününü nemden mahvolana kadar orada öylece bıraktı. Bu hareketin merkezi bir otoritesi ve Qinghükümdarlığından koordinasyonu yoktu, keza buna ihtiyacı da yoktu. Organik, öfkeli ve ezici şekilde etkiliydi.
Amerikan şirketleri kan kaybetmeye başladı. Çin piyasasına güvenen pamuk ihracatçıları kârlarının yok olduğunu gördü. Çin'in lambalarını yakmak için gaz lambaları yollayan petrol şirketleri alıcı bulamadı. Çin'in fırınları için buğday öğüten un değirmenleri stok ürünlerinin bozulmasını izledi. Boykot sembolik değildi. Hesap defterlerine şiddetli bir darbe vurdu ve bunu Amerikan sanayicileri Amerikan diplomatlarından daha önce fark etti.
En gürültülü seslerden biri Singapur'dan geldi. Burada Güneydoğu Asya boyunca ürün taşıyarak bir ticaret imparatorluğu kurmuş olan kauçuk tüccarı Tan KahKee, hareketin arkasına kendi güçlü ağırlığını koydu. Tan bu hareketi başlatmadı ancak etkisini büyüttü. İş ağları limanlara ve ticaret evlerine uzanıyordu ve Tan KahKee Çinli tüccarların Amerikan ürünlerini reddetmesi gerektiğini söylediğinde on binlerce kişi harekete katıldı. Bu boykotu bir gurur meselesine, anavatanları mücadele edemezken denizaşırı Çinli toplulukların karşı koyma yoluna dönüştürdü.
Boykot aylar boyunca sürdü. Amerikan diplomatları ticari ilişkileri kurtarmak için çırpınıyordu. Washington güvenceler gönderdi, yeniden gözden geçirmeyi vaat etti, uzlaşmalar yüzdürdü. Hiçbirinin bir önemi yoktu. Tüccarlar Dışlama Yasası'nın kaldırılmasını istiyordu ve ellerinde herhangi bir diplomatik telgraftan daha hızlı çalışan bir araç vardı: piyasayı kontrol ediyorlardı. Amerika Çinli işçileri toplu olarak işten çıkarabilirdi, ama Çinli tüketicileri cüzdanlarını açmaya zorlayamazdı.
Sonunda boykot bir nebze yumuşadı – Washington yasayı kaldırdığı için değil, ekonomik sıkıntılar mesajı vurucu bir şekilde gönderdiği için. Amerikalı yetkililer artık Çin'in gücünün Yasak Şehir'de(2) yatmadığını biliyordu. Bu güç tüccar loncalarında, ticari ağlarda, ürün taşıyan ve muhasebe defterleri tutan ve yeteri kadar hakarete uğrarlarsa bir ekonomiyi tek bir kurşun sıkmadan dizlerine getirebilecek sessiz insanlarda saklıydı.
Çinli Dışlama Yasası 1943 yılına kadar kâğıt üzerinde kaldı. Ancak 1905'in birkaç yakıcı ayında ve sonrasındaki periyodik boykotlarda sıradan insanlar, imparatorlukların paraya diplomatlardan daha hızlı cevap verdiğini kanıtlamışlardı.
(1): Amerikan bayrağının şekli. Bayrak, zaman zaman İngilizce'de de Türk bayrağının “ay-yıldız” olarak ifade edilmesi gibi bu şekilde ifade edilir.
(2): Pekin'in merkezinde bulunan imparatorluğun saray kompleksi. Günümüzde de tarihi olarak korunmaktadır.






