Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun Küpe FM'de, katıldığı Turhan Alyakut'un programında, yaptığı değerlendirmeleri dinlerken, üç cümle özellikle dikkat çekiciydi:
“Her işi yapabilirsiniz, özel hissettirmek önemli.”
“Şehirler inatla yönetilmez.”
“Silivri ittifakına inanıyorum.”
Bu üç cümle aslında bir belediyecilik tarifidir. Üstelik yalnızca teknik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir belediyecilik tarifidir.
Çünkü yerel yönetim dediğimiz şey sadece asfalt, kaldırım, park, ihale ya da proje değildir. Yerel yönetim aynı zamanda bir dil meselesidir. Bir üslup meselesidir. Bir yaklaşım meselesidir.
Başkan Balcıoğlu'nun kullandığı dilin özellikle altını çizmek gerekir.
Son derece ılımlı. Yapıcı. Birleştirici. Silivri gibi farklı siyasi görüşlerin bir arada yaşadığı bir ilçede bu üslup küçük bir tercih değil, büyük bir sorumluluktur.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken başka bir nokta daha var.
Başkan Balcıoğlu'nun anlattığı Silivri ile muhalefetin eleştirdiği Silivri Belediyesi arasında giderek açılan bir makas oluşmaya başladı. Bu küçümsenecek bir mesele değildir.
Çünkü siyaset sadece yapılan işlerden değil, onların nasıl yapıldığı, ne şekilde anlatıldığı ve nasıl algılandığından da oluşur.
Başkan Balcıoğlu'nun tarif ettiği tablo; katılımcı, şeffaf, sosyal destek odaklı, üretimi önceleyen ve “Silivri ittifakı” anlayışı üzerine kurulu bir yönetim modelidir. Olması gereken de budur. Ama bugün sahada konuşulanlarla, mecliste tartışılanlarla ve kamuoyuna yansıyan eleştirilerle bu anlatı arasında bir mesafe oluştuğunu da görmezden gelemeyiz.
Yerel yönetimlerde ilk dönemler her zaman öğrenme dönemidir.
Kadroların uyum sağlaması zaman ister.
Kurumsal reflekslerin oturması zaman ister.
Yeni yönetim anlayışının sahaya yansıması zaman ister.
Silivri kamuoyu da bu süreci bugüne kadar büyük ölçüde anlayışla ve sabırla karşıladı.
Ancak siyaset ve daha fazlası iktidar için gereken sabır kadar güvendir. Bugün artık “ilk dönem” olarak tolere edilen bazı yanlışların, yarın ciddi bir prestij ve itibar meselesine dönüşme riski var önümüzde.
Bu nedenle Başkan Balcıoğlu'nun kendi ifadeleriyle ortaya koyduğu yönetim yaklaşımı yalnızca bir söylem olarak kalmamalıdır. Bu yaklaşım artık bir temenni değil, kurumsal bir refleks haline dönüşmelidir.
Vatandaşın özel hissetmesi için kurumun güçlü görünmesi gerekir.
Kurumun güçlü görünmesi için ise yönetimin net görünmesi gerekir.
Net görünmesi için de sahadaki tabloyla anlatılan tablo arasında uyum gerekir.
Bugün Silivri Belediyesi'nin önceki dönemden devraldığı yapının dağılma eğilimi gösterdiği yönündeki değerlendirmeler sadece siyasi eleştiri olarak görülmemelidir.
Bunlar aynı zamanda bir uyarıdır. Ve bu uyarılar doğru okunursa muhatabı açısından paha biçilemez kıymettedir. Çünkü tıpkı Başkan Bey'in ifade ettiği gibi şehirler gerçekten yanlışta, eksikte inat ederek yönetilmez, yönetilemez.
Başkan Balcıoğlu'nun kullandığı dil doğru bir başlangıçtır. Artık esas mesele, o dili gecikmeden kurumsal bir güce dönüştürebilmektir.






