Renginar M. Sali

‘Eğitimdeki kıyımlar’ın Silivri yansımaları...


AK Parti hükümetinin 12 yıllık hizmet döneminde kuşkusuz en büyük zararı görenler arasında eğitim sistemi ve eğitimciler yer aldı. Ne yazık ki kazandırılan yeni okullar, iyileştirilen fiziki koşullar eğitimciler üzerindeki tahribatı önleyemedi, önleyemez de. Yıllardır öğretmenler itibarsızlaştırılıyordu, şimdi ise sıra yöneticilere geldi. Hem de nasıl geldi, tam bir kıyım. Özlük hakları resmen ellerinden alındı. Sınavla göreve gelen ve yıllarca yöneticilik yapılan kişiye, yeni yönetmelikle "Git öğretmen ol” dendi. Haa bir de "Yönetici olarak kalmak istiyorsan Eğitim- Bir-Sen’e üye olacaksın” dendi, denmeye de devam ediyor. Baskılar sürüyor. Biliyorsunuz AK Parti hükümetine yakın bu sendikaya şimdi tüm kapılar açık. Tüm görevler üyeleri arasında paylaşılıyor. Sendika, kendi görev ve sorumlulukları yerine ilçe, şube ve okul müdür, müdür yardımcıları görevlendirmeleriyle meşgul.
İstanbul’un tüm İlçe Milli Eğitim Müdürleri Eğitim-Bir-Sen’li üyelerden seçildi. Bizim ilçemizde de oldukça çekişmeli bir süreç yaşandı. Her biri İstanbul’un, Ankara’nın yollarını aşındırdı. Kapı kapı dolaşarak Silivri’deki ‘koltuğa’ sahip olmaya çalıştılar.
Sosyal medyada birbirlerine girdiler. Üstlenecekleri görevin sorumluluklardan çok ‘koltuğun’ sahibi olma derdindeydiler.
Silivri Temsilcileri Yusuf Güven’in ismi listeye girdiği gibi çıkarıldı. Tepkiler üzerine kendisinden vazgeçildiği söylendi. Sonra yarış yine devam etti. Neyse ki uzun bir arayıştan sonra Silivri’ye dışarıdan bir Eğitim-Bir-Sen’li uygun bulundu; Ahmet Ay. Şimdi sıra okul yöneticilerinde. Tercihlerin yer aldığı gizli listeler çoktan yapıldı.
Bu arada ilçe müdürleri arasında Görev Devir Teslim Töreni maalesef yapılamadı. Siyasilerimizin gözünü seveyim ben, aylarca süren çekişmelerin ardından bile kendileri bunu gayet şık bir şekilde yerine getirirken eğitimcilerimiz bu konuda sınıfta kaldı. Kayapınar, görevine veda ederken, eski mesai arkadaşı Ahmet Ay yerine Eğitim-Bir-Sen Silivri Temsilcisi Yusuf Güven’le muhatap olmak zorunda kaldı.
Nasıl kırılmasın? Nasıl buruk gitmesin?
Hele İl Özel İdaresi önünde toplanan ve Kayapınar’ın çıktığını görünce dairenin önüne gelen sendika temsilcilerin, bir zafer narası atmadıkları kaldı. Öylesine büyük bir heyecanla beklediler ki sendika temsilcisi yeni müdürlerini, birlikte verilen onca emeğin adına bile eski müdürlerini uğurlamak içlerinden gelmedi. Arkasından gülümseyerek bakmakla yetindiler. Hiç yakışmadı. Umarım bir gün yaşattıklarını yaşamazlar. Kendileri de okullarında öğretmenleri tarafından bir gün böyle bir vedaya maruz kalmazlar. Aralarından bir tek Erhan Yaman’ı takdir ettim.
Şehir dışında olmasına rağmen Devir Teslim Töreni’nin saatine kadar bizzat Kayapınar’la konuşarak ayarlayan Yusuf Güven’e ise şu sözleri hiç yakıştıramadım: "Devir teslim töreninin yapılmamasının Eğitim-Bir- Sen’le nasıl bir alakası olduğunu anlamış değilim. Bir camianın adını ağzınıza alırken lütfen daha itinalı olunuz. Ayrıca kimin nasıl davranacağı da kendisini ilgilendiren bir durumdur kimse sizin istediğiniz gibi davranış göstermek zorunda da değildir.”
Sayın Güven, dürüst olabilseydiniz keşke. Ayrıca toplumumuzun aydın ve örnek yüzü olan eğitimcilerimizden nezaket kurallarına uygun bir davranış beklemek ne zamandan beri hayalcilik oldu.
Neyse fazla söze gerek yok, Sayın Kaymakamımız Salih Keser’in tavrını açıklamam sizlerin yanlış tutumunu açığa çıkarmaya yetecek. Keser, bir kez daha devlet adamlığını ortaya koydu ve Yeni İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Ay’la birlikte gelen Eğitim-Bir-Sen sendikası üyelerini makamına almadı. Keser, sadece yeni müdürü kabul etti.
Sakın beni alınganlıkla veya yanlılıkla suçlamayın. Basın toplantılarınızın en ufak ayrıntısını, en sivri eleştirilerinizi bile kamuoyuyla paylaşan tek basın mensubuyum. Kaymakamımız sizlere en doğru cevabı zaten verdi. Umarım ders alınır, bir daha böyle tatsız bir duruma sebep olmazsınız. Silivri’nin aydınlık, modern ve çağdaş yüzüne bunlar yakışmıyor. Hele eğitimcilere hiç yakışmıyor.
Önümüzdeki süreç bir çok haksızlığa, nezaketsizliğe gebe gibi görünüyor. 4 Yılını dolduran okul yöneticilerinin görevlerinden alınmalarıyla birlikte yerlerine Eğitim-Bir-Sen’li üyeler getirilecek.
Silivri’de ilk kıyım yapıldı bile. Toki Cumhuriyet Anadolu Lisesi’nde Erdal Aslan’ın Biga İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne görevlendirmesiyle birlikte boşalan müdürlük görevine, Okulun Başmüdür Yardımcısı Hanifi Gökçe’nin gelmesi gerekirken, Eğitim-Bir-Sen Sendika üyelerinden ve Okulun Müdür Yardımcılarından Cevat Manavoğlu getirildi.
Okullardaki yapılanmalar bu şekilde devam edecek gibi görünüyor. Maalesef "çalıştı” ve "hakkı” diye bakılmayacak. Puan değerlendirmeleri de boş. 100 puanlık değerlendirmenin yüzde 60’lık kısmı güya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yapılacak. Okul müdürlerini tanımayan yeni ilçe yöneticilerimiz, dört yıllık süreçlerini acaba nasıl değerlendirecek? Fotoğraflı formlar yeterli olacak mı? Geriye kalan yüzde 40'lık kısım ise okuldaki öğretmenler ile öğrenci temsilcileri belirleyecek. İlk kez yönetici olacaklara sözlü mülakat var. Bu da akla torpili getiriyor. İşte böylesine yanlış bir uygulamayla karşı karşıyayız. Yıllarca emek veren, okulu, öğretmeni, öğrencisi için didinen, eğitim öğretim adına en iyisini yapmaya çalışan değerli okul yöneticilerimiz böyle bir kıyıma maruz kalacak. Siyasi görevlendirmelerle ve tökezleyen eğitim sistemiyle nasıl yol almamız bekleniyorsa artık...
Yaşayıp göreceğiz. İnşallah yaşananlardan ders çıkarmayı da başarabiliriz, çünkü en doğru yolu ancak öyle bulabiliriz.


YORUM YAP