Bilmemek Ayıp Değil, Öğretmemek Ayıp

Hareme hediye olarak gönderilen 15 yaşlarında bir kız çocuğunun Osmanlı ve Hükümdarı üzerinde kazandığı nufuzun zorlu yollarını anlatıyor. Kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyen bir anlayışla, aklına her geleni söyleyip kıskançlık ve öfekisini kusmak yerine konrtolün insana sağladığı kazanımlar üzerine çok şey anlatan bir hikaye.

15-20'li yaşlarında bir kız çocuğu dilini tutmayı öğrenirken bizim siyasetçilerin öfke nöbetleri sadece kontrolsüzlüklerini ortaya koymuyor...

Abdullah Yıldırım, "Belediyenin siyasi kanadı kırık" yazıma cevap vermiş. Kendisine atfedilen açıklamaları kongre sonrasında değil, aylar önce yaptığını belirtmiş galiba.
Yıldırım'ın mazeretini kabul etmiş dahi olsak, hala aynı ailenin içinde birbirine demediğini bırakmayan, bıraksanız birbirini parçalayan iki önemli ismin çatışması güvensizlik, sevgisizlikten başka birşey anlatmıyor bize.

Yıldırım'ın sözlerini eleştirirken, CHP'nin çiçeği burnunda ilçe başkanı da Silivri Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı Adayı Necati Özkök ile ekibini ağırlarken, açmış ağzını yummuş gözünü. Sanki gözünü açtıktan sonra o lafları sarf ettiği kişiyle yüz yüze hiç gelmeyecek. Gelse ne olacak belki, aklından geçeni yüzüne tekrar deyiverir. Böyle bir lüksü varmış gibi!

Değirmenci ile Yıldırım birbirini yemeye devam ettiği sürece kendilerinden geçtim partilerine zarar verirler. Yıldırım'ın partisel sorumluluğu bir yana artık da Değirmenci bunu kendine tekrar tekrar niye yapıyor anlamıyorum. Yıldırım, ilçe başkanlığı döneminde Mevlana sabrıyla kendisini kucaklama başarısını en azından dışa yönelik sergilerken, ki Değirmenci bile bundan ikna olmuş olacak ki 2007 ilçe kongresinde karşısına aday çıkartmayıp, tek listeye engel çıkartmadı.
Bugün CHP'nin çiçeği burnunda ilçe başkanının düştüğü hata; bir arabanın 4 tekerle yürüdüğü gerçeğinin hiç sayılma çabası. Bir teker arıza çıkartıyor diye siz de onu gözden çıkartamazsınız. Bir arızalı tekerle araba hızından taviz verererek, sağlıksız da olsa gider ama üç tekerle hiç gitmez!
Kocaman kocaman adamlar ettikleri kavgalar ceviz kabuğunu doldurmayacak anlamda. Değirmenci bu örgütün başıysa artık parti içinde bulunan, içinden çıkan kimseyle kavga etme lüksü yok. Partinin dışındakilerle bile kavga etmesi kabul görmez! AKP’yi istisna sayabiliriz. Tatlı sözün yılanı bile deliğinden çıkarttığı öğütleriyle yetişmedik mi biz? Şimdi kavgayla neyi çözmeye çalışıyoruz?
Hiçbirşeyi çözemeyceksiniz! Siz birbirinizi yerken millet kenardan bakıp gevrek gevrek gülecek, sizinle dalga geçecek. Bir dediğinize onlar yanına on katıp laf taşıyacak. Başka önemli bir işiniz yokmuş gibi siz de bu asparagas, alevli, ateşli kavganın peşine düşüp yanacaksınız, kendinizi yakacaksınız!

Siyaseti emanet ettiğimiz, biliyorlar diye güvendiğimiz adamların ettiğiğine bakın! Kendilerine bu ucuz, anlamsız uğraşı yakıştırıp laf ediyorlar.

Nasıl olacağını bilmek benim işim değil ama yıllardır kor alevlerde yanışını izleyip ısındığımız bu Değirmenci/Yıldırım kavgasına artık bir son verin. Kendinizi de yaptığınız işi de değersizleştirmeyin. Değirmenci, 20 küsür yıllık siyaset yaşantısından sonra Yıldırım ile kavga eden adam olarak anılmayı kendine nasıl yakıştırır!? Ya Yıldırım, "siyasete nokta koydum" dedikten sonra hala CHP'nin içinde bir kavganın tarafı nasıl olabiliyor?! İlçe Başkanlığı döneminde bir hedefi vardı, ama öyle ama böyle gerçekleştiğini gördü, gördük. Silivri Belediye Başkan Yardımcısı kimliğine bir türlü adapte olamayışı aklının karışık oluşundan olsa gerek. Siyasi kanadı da olacaksa belediyenin, en büyük başarısızlığı tattığına göre gittiği yolun yol olmadığını anlamış olmalı.

Yıldırım/Değirmenci kavgası sürdükçe en büyük zararı görecek olanların başında Özcan Işıklar geliyor. CHP ve Silivri Belediyesi aklınızda zaten bulunsun! Yıldırım ve Değirmenci arasında kalmaktan sıkılması an meselesi olsa gerek. İşi başından aşmış zaten, bir de işini kolaylaştırması gerekenler zora koşarsa arızanın alasını arasında kaldıklarına o çakartacak sonunda. Işıklar, başına gelecekleri tahmin ettiği için konrge öncesi "Huzur istiyorum" diye diye dilinde tüy bitti.

Metin Karakaş ile CHP İlçe Kongresi üzerine konuşurken dedi ki; "Selami Değirmenci ilk kez mağduru oynadı ve kazandı!". Kongre öncesinin mağduru, sonrasında efeliğe soyunursa bu işin tadı, tuzu kalmaz!

Haa, bu arada aklıma ne geldi; 2004 yerel seçimleri sonrasıydı Selami Değirmenci ve Hüseyin Turan arasında alevli bir tartışma. Şu belediye devir teslimleri sonrasında yaşanan klasik kavgalardan biri sahneydi yine. En saftrik halimle halef-selef başkanların barışması, kavgaya son vermesi gerektiğini yazdım. Değirmenci'nin tepkisi "Ona mı kaldı bizim barışmamız" tarzında gelişti. Değirmenci'nin bu kavgadan kazanacağı birşey olmadığına, Hüseyin Turan'ın kaybedeceğini düşünüyordum. Zaman haklı olduğumu ortaya çıkardı. Şimdi durum benzeri, baş aktörlerimiz farklı.
Muharrem Aydoğan'ın devir tesliminde yaptığı Deniz Baykal'ın "Kavgalı eve kız, kavgalı partiye oy vermezler" sözüne açılım yapayım; Kavgacı siyasetçiyi aday da yapmaz CHP! Ne belediyeye ne milletvekilliğine! İlçe Başkanlığında da tutmamanın yolunu bulur merak etmeyin!

Buyurun, siz zahmet etmeyin ben kendi cevabımı kendim yazarım, bana kalmadı siz yine bildiğinizi okuyun! 

YORUM YAP