Sezai Karakoç'un muazzam dizeleri; "Anlamak zahmetli iştir; emek, gayret, samimiyet ister…”
Silivri Belediyesi Haziran meclisinde iktidar ile muhalefet arasında yaşan diyaloglar tam da bu sonucu ortaya çıkardı. Muhalefet diyor ki “Belediyenin mali yapısını düzeltmeden, dahası personel alacaklarını ödemeden festivallerde yüksek kaşeli sanatçılarla organizasyon yapılmasın”… Başkan Bey'in yanıtı “Ne yani festivallerimizi düzenlemeyelim mi? Vatandaşın eğlenmeye hakkı yok mu?”
Muhalefet diyor ki: “Silivri sokakları karavan kondu cenneti olmasın. Düzen gelsin, kontrol sağlansın.” Başkan Bey diyor ki “Ekonomi kötü insanlar ev alamıyor karavanlara yöneliyor. Hükümet ekonomiyi düzeltsin.”
Muhalefet diyor ki: “İBB Silivri'ye sorumluluklarını yerine getirsin. Mezarlıklar temizlensin.” Başkan Bey diyor ki: “Ne yani Belediye olarak mezarlıkları sorumluluk alanımız dışında diye temizlemesek de vatandaş mezar yerlerini bulamayacak durumda mı kalsın?”
İktidar ya anlamıyor muhalefetin dediklerini ya da anlamak istemiyor. Anlarsa yönetim şeklini, niteliğini değiştirmek zorunda. Değiştirmeye niyetimiz yok demenin değişik dili mi bu iktidar açısından diye düşünüp kalıyor insan.
Muhalefetin durmadan aynı eleştirileri gündeme taşımak zorunda kalması iktidarı ne zaman harekete geçirecek. Söylenen şeyler de atla deve değil. Kısa bir süre öncesine kadar yollar, yaz itibariyle her bölgede insan boyunu aşan otlar. Beklenti de buralara kadar düştü! Ara ara yine de muhalefet “Seçimde verdiğiniz vaatleri yerine getirin” diyor. Rutin hizmetleri yerine getirmekte zorlanan bir iktidarın vizyonerlik iddiası hayret verici. Pazarlamayı bu kadar yüksek bir çıtadan yapmasalar yine anlaşılır da anlatım çıtasını bu kadar yükseğe taşıyınca insan aklıyla dalga geçildiği hissinden kendini kurtaramıyor.
Başkan Bora Balcıoğlu'nun muhalefetin eleştirileri karşısında tavrını ne kadar yumuşatırsa yumuşatsın sorunların çözümüne yönelik eylemsizliği yine de performansı açısından genel değerlendirmeyi aşağı çekiyor.
Silivri'nin geleceğini falan geçtik de günü kurtarma konusu bile tartışmalı.
Özellikle AK Parti kanadının sorunların yanı sıra çözüm yolunu da gösterme çabasının değer görmemesi insanın içini acıtıyor.
Başkan Bey'in bir noktada durumunu anlatırken “Öyle bir durum ki görüyorsunuz ama görmüyorsunuz, duyuyorsunuz ama duymuyorsunuz, konuşmak istiyorsunuz ama konuşamıyorsunuz” itirafı Haziran meclisinin can alıcı noktalarından biri olarak kayda geçmeli.
Evet çok ciddi bir kıskaç var hem Hükümet hem de kendi partisiyle ilgili Başkan Bey açısından. Ama bugüne kadar bir şekilde hasar almadan geldi. Muhalefet ortak hareket etme yaklaşımını ısrarla sürdürüyor. Sözde Silivri İttifakı yaklaşımını Başkan Bey ne zaman hayata geçirecek bakalım. Ne söylediğiniz bir yere kadar sizi taşır. Bir noktadan sonra eylem ile desteklenmeyen her söylem sizi güvensizlik uçurumunda daha derin dehlizlere taşır.
Sezai Karakoç'un dizeleriyle başlamıştık.
Gerçekten de anlamak zahmetli iştir.Çünkü anlamak, karşı tarafın ne söylediğini duymayı gerektirir. Başkan Bey, “Duymuyorum, görmüyorum, konuşamıyorum” diyor.
Haziran Meclisi'nde muhalefet bütçeden, planlamadan ve önceliklerden söz etti.
İktidar ise çoğu zaman niyetlerden ve mazeretlerden...
Oysa Silivri'nin artık niyet tartışmalarına değil, sonuçlara ihtiyacı var.
Çünkü bir noktadan sonra vatandaş söylenene değil, yaşadığına inanır.






