Sevginar Sali

Silivri’nin güç dengesi; Silivrispor

Silivrispor'da yeni yönetimin Nuri Çolakoğlu başkanlığında göreve başlamasının ardından önceki dönemle yaşanan gerilim ve karşılıklı açıklamaların ilçe gündeminde bu kadar yoğun yer bulmasının sebebini konuşalım mı? Konuşmalıyız çünkü bu tablo, Silivri'de sporun, siyasetin ve yerel güç dengelerinin nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha gösteriyor.
Silivrispor, Silivri'de sıradan bir spor kulübü değildir. İlçenin ortak markasıdır. Siyasi kimliklerin, iş dünyasının, sivil toplumun ve yerel liderlik iddialarının kesiştiği bir alandır. Bu nedenle kulüpte yaşanan her değişim, yalnızca saha içi sonuçları değil; ilçedeki güç dağılımını, ilişkileri ve etkileri de yeniden şekillendirir.
Nuri Çolakoğlu yönetimi ile önceki yönetim arasında yaşanan çekişmenin ilçe gündemine taşınmasının temel nedeni de tam olarak burada yatıyor. Çünkü Silivrispor başkanlığı, Silivri'de yalnızca bir spor yöneticiliği görevi değildir; aynı zamanda bir temsil, bir etki ve bir yerel liderlik pozisyonudur. Bu nedenle kulüp üzerinden yürüyen her tartışma, doğrudan siyaset ve kamuoyu alanına taşar.
Önceki dönem başkanı Murat Yıldız'ın basın toplantısındaki açıklamaları, bir spor yöneticisinin görev savunmasının ötesinde, yerel konumunu koruma ve kamuoyu nezdindeki algısını netleştirme çabası olarak okunmalıdır. “Teşekkür beklerken suçlanıyorum”, “Herkes kendine yakışanı yapar” ve “Silivrispor kimsenin tekelinde değil” vurguları, sadece bir kulüp tartışmasının değil, Silivri'de söz sahibi olma iddiasının da ifadeleridir.
Yeni yönetim açısından bakıldığında ise tablo daha kritik bir sorumluluğu işaret ediyor. Nuri Çolakoğlu ve ekibi yalnızca bir kulübü devralmadı; aynı zamanda geçmişin yükünü, beklentileri ve kamuoyunun hassasiyetini de devraldı. Bu noktada kulüp adına en büyük sorumluluk mevcut yönetime düşüyor. Çünkü artık tartışmanın tarafı değil, çözümün merkezi onlar. Atılacak her adım, kullanılacak her dil ve kurulacak her ilişki, yalnızca kulübün değil Silivri'deki birlik duygusunun da yönünü belirleyecek.
Silivri'de spor ile siyasetin ayrışamamasının temel nedeni de burada: Silivrispor bir spor kulübü olmanın ötesinde, ilçenin ortak hafızasıdır. Taraftarın, esnafın, iş dünyasının, gençlerin ve yerel yöneticilerin duygusal bağ kurduğu bir değerdir. Bu değerin etrafında oluşan her tartışma, doğal olarak siyaset alanına temas eder.
Asıl mesele ise çekişmenin varlığı değil, bunun nasıl yönetildiğidir. Çünkü Silivrispor'da yaşanan her gerilim, yalnızca iki yönetim arasındaki bir anlaşmazlık değil; aynı zamanda ilçenin birlik duygusunu test eden bir süreçtir. Bu süreçte kullanılan dil sertleştikçe, kulüp yıpranır; yıpranan yalnızca kulüp olmaz, Silivri'nin ortak değeri de zarar görür.
Bugün gelinen noktada en büyük ihtiyaç, kimin haklı olduğunun tartışılması değil; Silivrispor'un bu tartışmaların üstünde tutulabilmesidir. Çünkü bu kulüp ne bir yönetimin, ne bir grubun, ne de bir kişinin markasıdır. Silivri'nindir.
Silivri'de siyasetle sporun yolları bu yüzden ayrılmaz. Çünkü her ikisinin de merkezinde aynı şey vardır: temsil, etki ve kamuoyu.
Ve unutulmamalıdır ki; yönetimler değişir, isimler gelir geçer ama Silivrispor kalır. Bu yüzden mesele geçmişi tartışmak değil, kulübün geleceğini birlikte kurabilmektir.

 

YORUM YAP