CHP Silivri örgüt toplantısı üzerine konuşulanlara, salondaki birkaç gerilim anına ve sonrasında yazılanlara bakınca sanki büyük bir kriz yaşanmış gibi bir hava oluşturuldu. Oysa sahadaki gerçeklik bunun tam tersini söylüyor: CHP'nin Silivri'de yapısal bir sorunu yok.
Tam aksine, parti uzun yıllardır belki de ilk kez bu kadar geniş bir kabul, bu kadar güçlü bir taban ve bu kadar yüksek bir toplumsal beklentiyle karşı karşıya.
Selami Değirmenci'nin toplantıya katılması üzerinden koparılan tartışma da bu açıdan bakıldığında “bir kaşık suda fırtına koparma” çabasından öteye geçmiyor.
DEĞİRMENCİ'NİN GELMESİ KRİZ DEĞİL, NORMALLEŞME
Selami Değirmenci'nin salona girmesi bazı kesimlerde refleks oluşturdu, (ben hak vermiyorum ama) anlaşılabilir. Bu refleksin büyütülmesi anlamlı değil.
Siyasette kopuşlar olur, kırılmalar olur, dönüşler olur.
Değirmenci'nin geldiği yer de bellidir, aidiyeti de.
Önemli olan şu: Değirmenci örgütüne dönmüş, katkı sunmaya hazır olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bunun karşılığı tepki değil; siyasal rasyonalite olmalıdır.
CHP'nin Silivri'de bugün ihtiyacı olan şey geçmiş hesaplaşmaları yeniden açmak değil, mevcut gücü, etkisini büyütmektir.
Toplantının en çarpıcı taraflarından biri aslında çok konuşulmayan bir detaydı:
• Doruk Bulut oradaydı
• Bora Balcıoğlu oradaydı
• Selami Değirmenci oradaydı
• Özcan Işıklar oradaydı
• Mümin Tuğlu, Abdullah Yıldırım, İbrahim Kömür, Muharrem Aydoğan gibi ilçe başkanlığı yapmış isimler oradaydı
Bu siyasal hafızanın aynı salonda buluşmasıdır. Silivri CHP tarihinde farklı dönemleri temsil eden isimlerin aynı toplantıda bulunması başlı başına güçlü bir fotoğraftır.
DORUK BULUT'UN SINAVI
Bu toplantının gerçek kazananlarından biri Doruk Bulut'tur.
İlçe başkanı olarak:
• örgütü bir arada tutma
• gerilim anlarında kontrolü kaybetmeme
• salonda dağılma hissi yaratmama
konularında sınavı geçti.
Bir ilçe başkanının ilk refleksi ayrıştırmak değil, toparlamak olmalıdır.
Bulut bu refleksi gösterdi.
Toplantının satır aralarında asıl hissedilen şey başka bir duygu:
özgüvenin yan etkisi.
CHP Silivri'de bugün:
• güçlü bir toplumsal destek görüyor
• yerelde iktidarda
• belediyecilik performansı görünür
• toplumun geniş kesimlerinde umut adresi
Böyle bir tabloda doğal olarak şu risk doğar: “Nasıl olsa oy geliyor” rahatlığı.
AK Parti yıllarca Silivri'de oyu kazıyarak aldı. CHP ise bugün oyu daha az eforla alabiliyor.
Bu durumun yan etkisi de:
• iç tartışmaların büyümesi
• küçük meselelerin büyütülmesi
• enerjinin dışarı yerine içeri harcanması oluyor.
Bugün Türkiye'de olduğu gibi Silivri'de sadece CHP'liler değil, CHP'li olmayan seçmen de gözünü bu partiye çevirmiş durumda.
Bu, çok büyük bir kredi. Ama aynı zamanda çok ağır bir sorumluluk.
Tabanın sunduğu bu “sonsuz kredi”:
• rehavet üretirse
• iç çekişmeye dönüşürse
• enerjiyi içeride tüketirse asıl sorun o zaman başlar.
Silivri'de CHP'nin örgütsel bir krizi yok.
Ama bir gerçek var: CHP büyüdükçe, beklenti de büyüyor.
Beklenti büyüdükçe, sabır azalıyor. Mesele CHP'nin bu toplumsal krediyi nasıl yöneteceğidir.
Küçük gerilimleri büyütmek yerine, toplumsal umudu karşılık üretmeli. Çünkü toplum artık CHP'den sadece “kazanmasını” değil, “yönetmesini” bekliyor. Siyasette en zor dönem kaybettiğiniz değil, kazandığınız dönemdir. Çünkü beklenti büyür, hata affedilmez.






