Her yurttaşın, ülkesinde yasal olarak faaliyet gösteren siyasi partilerden birinde siyaset yapması; tercih ettiği partinin Tüzük ve Programını inceleyerek, dünya görüşüne ve fikrine uygun bir partiye karar vermesi anayasal bir haktır.
Bu hakkın doğal sonucu olarak; partiye üye olmak, partide çalışmak, göreve talip olmak, parti içi yarışlarda yönetim kadrolarına aday olmak, seçmek ve seçilmek siyasi parti üyelerinin demokratik ve vazgeçilmez haklarıdır.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken ince ama hayati bir nokta vardır.
SOL VE SOSYAL DEMOKRAT PARTİLERDE SORUMLULUK
Bizim gibi sol, demokratik sol ve sosyal demokrat partilerde; Genel Başkan'dan en sade üyeye kadar herkes, mensubu olduğu partinin programına ve tüzüğüne bağlı kalmakla yükümlüdür. Aynı zamanda Genel Merkez'in ve Genel Başkan'ın ürettiği politikaları; sorumlu olduğu il, ilçe ve beldelerde yurttaşlara anlatmak, savunmak, ikna etmek ve partiyi büyütmek temel bir görevdir.Bu anlayış, kişisel değil kolektif bir siyaset kültürünün gereğidir.
PARTİYİ BÜYÜTMEK ESASTIR
Başkanların ve yöneticilerin temel sorumluluğu; partiyi büyütmek, yerel ve genel seçimlerde oy oranını artırmak ve başarıyı kalıcı hale getirmektir.Bunun için, kimle başarı sağlanacaksa, genel ve yerel siyasal koşullar gözetilerek hareket edilmeli; partili o arkadaşımız her kimse, kamuoyunun önüne çıkarılmalı, arkasında durulmalı ve sonuna kadar desteklenmelidir.Amaç kişiler değil, partinin başarısıdır.
DIŞLAYAN DEĞİL KUCAKLAYAN SİYASET
Bugün 360 derece kuşatma altında bulunduğumuz bir dönemde;tek bir partilinin bile dışlanması,parti çalışmalarının engellenmesi,eleştiriye kapalı bir tutum sergilenmesiasla doğru değildir.Burada asıl olan, kişilerin, şahısların ya da belli kesimlerin çıkarı değil; ideolojimizin parti aracılığıyla iktidara taşınmasıdır.
KLAVUZU KARGA OLANLAR
Bu çizginin dışına çıkan her hareket, her eylem ve bu sapmaya göz yuman her anlayış;
bizim oralarda “karganın kılavuzluğu” olarak tanımlanır. Kılavuzu karga olanın başarıya ulaşması mümkün değildir. O yüzden sözü bir atasözüyle bağlamak isterim:
Özel yaşamda, ticari hayatta ve siyasette; kendi kararıyla değil, kendi aklıyla değil,aklıselimin ortak kararıyla değil,yalnızca kendi çıkarını düşünenlerin aklıyla yol yürüyenlerebizim oralarda “Kılavuzu karga olmuş” derler.
Ve yine derler ki:“Kılavuzu karga olanın burnu, kötü kokudan kurtulmaz.”
Biz söyleriz, yazarız, uyarır geçeriz. Anlayan anlar, ders çıkaran çıkarır. Çıkarmayan da günü geldiğinde hatırlar…Ama çoğu zaman iş işten geçmiş olur.
RASGELE






