İbrahim Kömür

M ü f r e d a t

Yaz boz tahtasına döndürülen Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Müfredatı, 2002 yılından beri Dindar ve Kindar nesiller yetiştirme çabası içinde olan iktidarın, çocuklarımızı, gençlerimizi ve öğrencilerimizi getirdiği noktanın son virajında olduğumuzu bilmenizi isterim. O viraj dün Urfa'ya, bugün Kahramanmaraş'a, yarın nereye döneceği meçhul. Bir ülkenin Milli Eğitim Müfredatı, o ülkenin kuruluş felsefesine göre değil de her iktidara gelen siyasi parti alt yapısı ve kadrolarının yetiştirildiği kurumlar haline döndürülürse ve iktidar, Millî Eğitim Müfredatını dindar ve kindar nesiller yetiştirme söylemlerinde bulunur ve o çabalara girerse sonuç bu olur.

Milli Eğitim Bakanlığının görevi, ülke ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda eğitim programları hazırlamak ve yürütmektir. Ancak; öyle olmamış tam tersine geldiğimiz noktada, ticaret liseleri, sanat ve tarım okulları kapatılmış, sanayimiz için ihtiyaç duyulan ara eleman yetiştirilmesi son bulmuştur. Ülke sanayisi sanat ve tarım ara eleman sıkıntısı yaşamaktadır.

Diğer bir hatada, ihtiyacın çok üzerinde birçok okul, imam hatip liselerine dönüştürülmüş ve bu okullar, yarı kapasite ile eğitim sürdürmektedirler. Ayrıca; bu okullarda eğitim gören öğrencilerin, bazı kaynaklara göre, yanlış eğitim programlarından kaynaklı, din ve inancı sorgulayan % 37 deist öğrenci olduğunun, kamuoyunda tartışıldığı bilinmektedir.

Diğer tarafta, bilimsel eğitim gören, din dersinin tercihen görüldüğü orta öğretim ve Anadolu liselerinde yetersiz öğretmen kapasitesi ile yetersiz ve eksik dersler görülmektedir. Bu okullarda öğrenci sayısının normalin çok üzerindeki kapasitede olduğu, bu yüksek kapasite ile yeterli eğitim yapılamadığı görülen bir gerçek.

Müfredatın, her atanan, balkondan bakan Bakanların her biri, milli olan müfredatımızı, eğitim sistemimizi, cemaat, tarikat ve üstüne üstlük İktidar partisine “öl de ölelim”,” vur de vuralım”, “kefenimizi giydik de geldik” mantığı ile devşirme kadro yetiştirme çabaları sonucu gelinen nokta bu olur.

Sonuç: Adının önünde milli olan tüm kurumlarımıza siyaset bulaştırılmaması elzemdir. Dolayısıyla Milli Eğitim Müfredatımızın çıkarıldığı raydan kurtarılıp, kurucu irade ideolojisine, birlik ve beraberliğimize uygun hale döndürülmesi, geleceğimiz için zorunludur.

Milli kurumlarımızın içerikleri ile oynamak, siyasal çıkarlarımıza göre ayar vermenin kimseye yararı olmaz. Bu anlayışla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan ve hepimizi içten yaralayan menfur bu olaylarda hayatını kaybedenlere, yavrularımıza, onları korumak için kalkan olan öğretmenimize Allah'tan rahmet diliyorum. Cennet mekanda nurlarda uyusunlar. Masum, suçsuz, günahsız insanların, bu tür unutulması zor menfur hadiselere maruz kalmaması umudu ile kamuoyuna saygılar sunuyorum.

 

YORUM YAP