Sevginar Sali

Bundan iyisi, Şam’da kayısı...

Cuma günü mecliste tartışılan borçlanma yetkisi ve TMMOB'ye bağlı meslek odaları ile Belediye arasında protokol imzalanmasıyla ilgili İmar ve Hukuk Komisyonu raporu oy çokluğu ile kabul edilmesi konuları hakkında yazmam gerekiyor diye aklım buyuruyor… Ama Metin Feyzioğlu'nu Cuma akşamı dinledikten sonra siyaset kurumuna olan inancım ciddi bir sarsıntı geçirdi. Mecliste yapılan tartışmanın içeriği de aklımda tutuşan bu ateşe bir tomar odun attı…
Borçlanma yetkisi ile ilgili muhalefetin eleştirmek için kapı aramasını anlıyorum da Işıklar'ın paniği neden baş gösterdi onu çözemedim. Sanırsınız yangından mal kaçırıyor. (Bizim ona güvendiğimiz kadar kendine güvenmediğini hissettirdiği anları hiç sevmiyorum… Kendisine sunulan itimadı sorgulatma gayreti ne denli boş bir çaba Yarabbi anlamasına izin ver lütfen…)
Muhalefetin güle oynaya evet demesini beklememiştir. İtirazlarını son derece makul çerçevede dile getirme çabalarına müdahalesi ile ortalığı karıştırmaktan başka eline ne geçti dışarıdan bir gözle olaylara bakıp, beş dakikasını ayırıp düşünebilse keşke. Yetki Işıklar'da Silivri halkının azımsanmayacak bir oy oranı takdiri ile. Muhalefet görüşünü söyler, meclisten çoğunluğun oyunu alan karar geçer. Ünal Doğrul ve Mümin Koçoğlu'nun borçlanma kararında verdikleri desteğe özellikle dikkat ettiğimi belirtmem gerekir.
Muhalefetin yanı sıra belediyenin borç alışverişini denetleyen bürokratik üst kurumlar da var; her ne kadar tarafsız olmasalar da; Işıklar bu konuda dezavantajlı durumda hatta…
Ekonomik kriz sadece belediyede yok, bütün işletmeler kavruluyor; kış sağuyla, ekonomi ateşiyle yakıyor. Soğuk sulardan, kızgın kumlara; serseme dönmüş vaziyetteyiz… Seçim gündeminin dibe vurdurduğu ekonomiye, bir de savaş tehdidi darbesini indirdi. Kış koşullarında zaten işler yarı yarışa düşer… Eee bu koşullarda Silivri Belediyesinin mali açıdan şaha kalkmasını beklemek! Değil Işıklar, süpermeni koysanız başkanlık koltuğuna oluru budur. Kaldı ki Işıklar hiçbir zaman mali istikbal vaat etmedi ama huzur içinde bir Silivri sözünü; tıka basa yerine getirdiği doğrudur. Işıklar'ın döneminde son 4 yıldır satışa çıkartılan arsaların önemli bir bölümü Hamoğlu'dan bağışla alınanlar... Satışa 10 yer çıkıyorsa biri veya ikisini alıcı buluyor. 3-5 ay sonra satış ihalesi tekrarlıyor...
Bana da kalmadı Işıklar'ın başardıklarını anlatmak da… Bundan iyisi, Şam' da kayısı özetindeki fikrimi paylaşmak farz…
AK Parti ne zaman Silivri halkından yerel iktidarı alacak o zaman bütçe ile ne yapacakları kararı onlarda olacak. Bu süreçte Işıklar ve ekibinin yaptıklarına kabul veya ret oyu vermekten başka, ha bir de yargı yoluna başvurmaktan öteye yapacakları bir şey yok.
Kimilerinde gözlemlediğim “O belediye mührü bizde olacaktı biz ne paralar kazanacaktık, borç almak ne demek borç dağıtacaktık…” iştahı bana borçlanmadan daha korkunç görünüyor doğrusu…
Işıklar yine de mali kararları hususunda muhalefetin eleştirilerine tamamen kulaklarını tıkamamalı. Sosyal belediyeciliğine halel getiren kimi özensizliklerinden tamamen kurtulması imkansızı istemek olur da, törpülemesinde sarf ettiği gayretin geri dönüşümü hareket alanını rahatlatır.
Feyzioğlu'nun açıklamalarından sonra genel siyasetteki illüzyonların (yanılsama) ardından ilçemizdekilere gözümü çevirdim… Kamuoyunun algısını yönetmek bir siyasetçinin, seçimle iş başına gelen, halkın güvenoyuyla güç kazanan biri için her daim kulağa küpe olması gereken bir unsurdur. İster Silivri'ye belediye başkanı olun, ister AK Parti'ye ilçe başkanı ya da her hangi bir derneğin yetkilisi; yaptıklarınıza yönelik kamuoyu algısını muhakkak her yönüyle hesaba katmalısınız.
Benim hissettiğim, kendisiyle bunu hiç konuşmadık ama; Işıklar kişisel istikbalini belediye başkanı olarak korumaktan sonra; Silivri ile belediye arasında bir seçim yaptığında; Silivri'ye öncelik tanır. Gerçi Silivri'ye tanıdığı önceliğin faturasını belediyeye ödetirken çektiği sıkıntı şahsı üzerinde de ziyadesiyle etkili.
“Ben kendimden önce Silivri'yi düşünürüm” e inanmıyorum… Bunu anlayamamam, şahsen böyle bir öncelik sıralamasında olmayışıma yorulabilir; ziyanı yok kabulümdür. Silivri mi, Hürhaber mi? Hürhaber deme benciliğini kolay terk etmedim. Silivri bittikten sonra Hürhaber diye bir şey kalır mı? Muhtemelen içi boşaltılmış bir şey olarak… Onun için kendimizi düşündüğümüz kadar Silivri için de kaygılanmamız gerektiğini bir tercih değil zorunluluk olarak geç kalmadan kabul edelim.
Şahsi olarak yapabileceğimiz tüm hataları, diğer insanlara çok görmeyelim.
Hayat ne kadar karmaşık bir sistem…
Ve sistem mutlu, vatandaşın ancak yarısı! Vatandaşlıktan çıkıp, sistemin bir çarkına dönüştürmeye mecbur etmeyin bizi sevgili siyasetçiler… Silivri Lions Derneği böyle aklımızı allak bullak eden misafirleri ağırlama zamanlamanız muhteşem… Şaka bir yana çok güzel bir etkinlikti, emeği geçenleri tebrik ediyorum. Bilmenin acıyı arttırdığı gerçeğiyle yaşamaya devam… Bildiklerimizin acımızı değil, mutluluğumuzu arttırdığı günleri görmeyi nasip etsin Allah...
İyi haftalar..

YORUM YAP