Sevginar - İlhan Uygun

Sanal ile gerçek & yanlış ile doğru

CHP’nin yerel seçim aday adayları için ön gördüğü parti okuluna kayıtlar dün sona erdi. Bir otelde 250’er kişilik gruplarda siyasi eğitimden geçecek CHP’den yerel seçimlerde aday olmayı düşünen kişiler. Bu aşamayı geçemeyenler için adaylık sürecinin zorlaşmasından ziyade, geçenler için kolaylaşacağı durumundan söz etmek mümkün her halde.
Keza kayıt yaptıranlar şimdiden yaptırmadan adaylık düşünenlere karşı bilendi bile… Bu durumda partinin adayından (ki CHP için Silivri’de artık sürpriz beklentisi içinde olan kalmamıştır) ekibine almayı düşündüğü kişileri arayıp da "Parti okuluna kaydını yaptırmayı ihmal etme uyarısı” yapıp yapmadığı, yapması gerekip gerekmediği aklıma takıldı…
Yaptığına ilişkin bir duyum almadım, yapmadıysa adaylık konusunda bunun çok da zorunlu bir şart olmadığını düşünüyor insan oluşan koşullar çerçevesinde.
Daha 9 ay kadar bir zaman dilimini, hatta görev süresinin en can alıcı sürecini mevcut ekibiyle götürme mecburiyetinde olan Işıklar, yeni ekip arkadaşlarına bu düşünce ve tasarılarını açmak gibi bir tedbirsizliği göze alamaz tabi...
Ama başkanın aynı kaldığı bir durumda ekibinde ciddi bir değişimin sinyalleri boyutunu geçtik, ayak sesleri de yok değil. Bu Işıklar ile ilgili kişisel bir durum da değil, çoğunlukta siyasetin kanunu olarak değerlendirmekte yarar var.
Umut dediğiniz şey yeni gelişmeler ve insanlar ışığında yüreklere ekilir. Öyle ‘eski tas eski hamam’ durumunda umut dalgasını yakalayan olmamıştır olmaz da…
Yeni isimlerin seçiminde şöyle de bir tehlike var bunlar ile ilgili insanların destek vermek için duyacağı güven duygusunun gelişimi çok çaba alır ve ya eskiye dayanan ciddi bir alt yapı. İlk başta referans siyaset dışı alanda yaptıklarından alınır, sonra seçim dönemindeki tanışma faslında yapabileceklerine ilişkin mesajlar dikkatle izlenir.
Ama her durumda sürpriz riski var tabi. İyi bir doktor olarak tanıdıklarımız, siyasetçi olarak sınıfta kalabilir ve ya iyi bir eğitimci politikada afallar… Yetki ve sorumluluklardaki ani artışa da hazırlıklı olmak lazım, kimileri bu yükün altında şaşırabilir, dolayısıyla şaşırtma ihtimalleri de çok yüksek.
Selami Değirmenci’ninki çok geçmişe dayanır hatırlamakta güçlük çekebilirsiniz ama Hüseyin Turan’ın ilk dönemlerinde kalkıştıkları, söyledikleri ve de Özcan Işıklar’ın tökezlemelerini hatırlayın. Sadece baştakilerde değil bütün ekibi saran ‘ne oldum havası’nın etkisi Allah’tan çok fazla sürmüyor.
Dış etkenler olup bitenlerin gerçekliği konusunda zafer sarhoşlarını ikaz etme etkinliğini mutlaka ortaya koyuyor. Bunun ne kadar vakit aldığı kişiden kişiye, ekipten ekibe değişiklik arz ediyor.
Tabu bu ‘kendini bilmez’ süreçte yapılan hatalar, devrilen çamlar da her iktidarın utanç resimleri olarak adlarıyla birlikte ne kadar vakit geçerse geçsin anılıyor...
Zafer sarhoşluğu fena bir şey.
Hani içmezsin, sarhoş olmazsın gibi bir çözümü yok. Sonrasında da ‘kibir’ sarar iktidar temsilcilerini, ne kadar çok başarı ve güç kazanırsa ve bu pekişirse kibir oranı da aynı ölçüde artar. Örneğin genel siyasette son günlerde izlediğimiz olayların temel kaynağına bu açıdan bakmanızı öneririm.
Siyasette bir de üslup çok önemli. Sadece bu alanda değil tabi ama bu alanda daha da çok önem kazanıyor. Sokakta birbirinin farklılıklarından haberdar olup da saygı duymak, duyarmış gibi göstermek için sarf edilen çabayı sanal alemde görmek çok zor.
Birçokları gerçek kişi ve yorumların bu ortamda kaybolduğunu iddia eder eder ama üsluplara dikkat edin, rahat sallama kapasitesi çok fazla ve gerçek kişilikleri aslında ortaya koymakta. Düşüncelerine sosyal paylaşım sitelerinde hakaret ettiklerinizden, gerçek hayatta insan olarak sizi anlamasını, hoşgörü göstermesini beklemeyin. En büyük yanılgıyı kendinize yaşatırsınız.
Fikirler çatışabilir bu kimsenin bir başkasının kişiliğine hakaret etme hakkı vermez. Zaten bu yöntemle ne haklılığınızı anlatabilirsiniz ne de başka bir şey elde etmeniz mümkün. Sonra neden kaybettiğiniz ve ya kazanamadığınız ile ilgili bir muhasebe yapmanız gerekir aklınızda bulunsun.

YORUM YAP