Silivri siyasetinde bazı isimler vardır; çok yüksek sesle konuşmazlar ama söyledikleri dikkatle dinlenir, yaptıkları özenle takip edilir. AK Parti İBB ve Silivri Belediyesi Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı da bu isimlerden biri. Metropol FM'de Kamil Bilici'nin hazırlayıp sunduğu programda yaptığı değerlendirmeler, Yazıcı'nın siyasi karakterini ve Silivri'ye bakışını anlamak açısından önemli ipuçları verdi.
Yerel siyasetin çoğu zaman sert söylemlerle, keskin polemiklerle, gürültülü tartışmalar ve ajitasyonlar ile yürüdüğü bir ortamda Celalettin Yazıcı'nın tarzı oldukça farklı bir yerde duruyor. Çoğunlukla da bu nedenle dikkat çekiyor.
ALIŞILMIŞ SİYASET TARZININ DIŞINDA
Celalettin Yazıcı'nın duruşu, alıştığımız siyasi reflekslerden farklı. Sesini yükseltmeden konuşan, rakibini küçümsemeyen, kendini öne çıkarma telaşı taşımayan, görüşlerini nezaketle aktaran bir profil çiziyor.
Üstün taraflarını kimsenin gözüne sokma ihtiyacı duymuyor. Çevresindekileri ya da karşısındakileri küçümseyen bir dil kullanmıyor. Kendini diğerlerinden ayrı bir yere koyma çabası da yok.
Ama bütün bunlara rağmen —ya da belki tam da bu yüzden— farkı her hareketiyle zihinlere işleniyor.
SAKİN, SOĞUKKANLI VE TELAŞSIZ
Yazıcı'nın siyasi üslubunda en belirgin özelliği entelektüel birikimin yanı sıra sakinliği. Soğukkanlı ve olgun bir dil kullanıyor. Yerel siyasette sık gördüğümüz “yüksek sesli rekabet” yerine oldukça ölçülü bir yaklaşım sergiliyor.
SAYGI VE HOŞGÖRÜYÜ ÖNE ÇIKARAN BİR DİL
Siyasette sert dilin giderek normalleştiği bir dönemde Yazıcı'nın üslubunda hoşgörü öne çıkıyor. Farklı görüşlere kayıtsız kalmıyor ama saygılı bir yaklaşım sergiliyor. Yerel yönetim siyasetinde muhalefet kadar birlikte yaşama kültürünü önemsediğini de hissettiriyor.
Siyasetin alışılmış sert ve yer yer bayağı denebilecek manevraları karşısında şaşkınlığını gözlemliyoruz.
Yer yer siyasetin düşkün dehlizlerinde neye uğradığını, nasıl bir işin içinde olduğunu anlamakta güçlük çektiği hissediliyor. Çünkü onun siyaset anlayışı, dünyaya bakış açısı daha çok akıl, planlama ve vizyon üzerinden şekilleniyor.
“HEDEFSİZ GEMİYE RÜZGÂR FAYDA ETMEZ”
Yazıcı'nın Metropol FM'deki söyleşisinde öne çıkan cümle aslında onun şehir yönetimine bakışını da özetliyor:“Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgâr fayda etmez.”
Bu cümle yalnızca bir benzetme nitelendirmesiyle geçiştirilemez; Silivri için kurduğu siyasi anlatının da özeti. Ona göre Silivri'nin en büyük sorunu hizmet eksikliği değil, daha çok uzun vadeli bir şehir vizyonunun eksikliği.
Silivri'nin 42 kilometrelik sahil şeridinden tarım alanlarına, turizm potansiyelinden sanayi yapısına kadar geniş bir imkanlara sahip olduğunu hatırlatan Yazıcı, bu potansiyelin planlı bir stratejiyle değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Kırsal turizmden gastronomiye, şehir planlamasından sahil kullanımına kadar uzanan geniş bir perspektif ortaya koyması, onun siyasetinin yalnızca eleştiri üzerine değil aynı zamanda öneri üzerine kurulu olduğunu pekiştiriyor.
Sonuç olarak Celalettin Yazıcı, Silivri siyasetinde gürültülü bir figür olmaktan ziyade stratejik bir profil çiziyor. Sakinliği, ölçülü dili ve planlama vurgusu onu farklı bir yere taşıyor.
Belki de en dikkat çekici tarafı şu: Kendini anlatmak için bağırmıyor, çırpınmıyor. Ancak söyledikleri, duruşu, yine de net bir şekilde duyuluyor ve görülüyor.






