Siyaset özünde bir fikir mücadelesidir. Toplumun ve devletin nasıl yönetileceğine dair düşünce ve parti ideolojisinin, seçim yoluyla iktidara taşınması ve hayata geçirilmesi çabasıdır. Ancak siyaset figürleri iki temel anlayışta ayrışırlar.
Birinci anlayıştaki siyasi figürler; kişisel hırs ve çıkarlardan uzak, mensubu oldukları partinin ideolojisini ve dünya görüşünü toplumun hizmetine sunma mücadelesi verenlerdir. Bu anlayış; siyaseten bedel ödemeyi, sabretmeyi, bütünleştirmeyi ve çoğu zaman kaybetmeyi göğüslemeyi gerektirir. Çünkü onlar için amaç, bireysel kazanç ve makam değil, savundukları fikrin toplumda karşılık bulmasıdır. Bu anlayışta iktidar bir hedef değil; iktidara gelindiğinde fikri hayata geçirmenin bir aracıdır.
İkinci anlayışta ise siyaset, kişisel çıkarın ve siyasette yükselmenin aracı hâline gelir. Bu anlayış için önemli olan, mensubu olunan parti ya da parti görüşü değildir. Günün şart ve koşulları kişisel menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapmak esastır. Bu figür için parti ve toplumsal menfaat önceliği yoktur; kişisel menfaat ve makam her şeyin üzerindedir. Fikirleri sabit değildir; güç dengelerine göre bukalemun gibi renk değiştirirler. Bu siyasi anlayıştakiler için ilke değil fırsat, duruş değil günün konjonktürü belirleyici olur. İktidarda amaç, fikri hayata geçirmek değil, kişisel çıkarı öncelemek olur.
Bu iki figür arasındaki fark, zor zaman ve şartlarda daha net ortaya çıkar. İdeoloji ve parti iktidarı için mücadele edenler, iktidardan uzaklaştıktan sonra da aynı çizgide kalabilirken; çıkar için siyaset yapanlar güce erişemediklerinde yön ve söylem değiştirir, başka kulvarlarda kendilerine yer arama arayışına girerler. Bunu gördük, yaşadık. Bu nedenle birinci figür toplumsal güven yaratırken, ikincisi toplumda siyasete olan güveni zedeler.
Sonuç olarak, kişisel çıkarı önceleyen siyasi figürler kısa vadede kazanç sağlamış gibi görünseler de uzun vadede hem partileri nezdinde hem de toplum nezdinde karşılık bulamazlar. Partisini ve düşüncesini iktidara taşıma mücadelesi verenlerin yolu çetin olsa da siyasetin meşruiyeti, iktidarı ve iktidarını ayakta tutmanın toplumsal karşılığı mutlaka görülür ve fark edilir. Siyasi görüşleri farklı olanlar bilsinler ki siyaset uzun nefesli bir yoldur. Bu yol, her şeyin mübah görüldüğü bir yol değildir; bu yol meşru iktidar yolunda hakkın, hukukun ve adaletin adil biçimde dağıtılması yoludur.






