18 Ocak Pazar günü Silivri Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda sadece bir başkan seçilmeyecek. Asıl oylanacak olan; alışkanlık mı, değişim mi, temsilsizlik mi, kapsayıcılık mı sorularının cevabı olacak.
Ama kabul edelim; bu seçim yalnızca esnafın değil, Silivri'nin tamamının ilgisini çekmiş durumda. Çünkü Silivri, siyaseti seven, siyasi dedikoduyla beslenen, seçim atmosferini adeta bir yerel spor müsabakası gibi takip eden bir ilçe. Uzun süredir sandık kurulmamış olması, önümüzdeki uzun bir dönem boyunca da herhangi bir seçim görünmemesi, ilçenin gündemini fazlasıyla tekdüze hâle getirdi. Bu monotonluk Silivrilileri sıktı. Şimdi ise ilçe adeta nefesini tutmuş durumda. Kahvehanelerde, sanayide, çarşıda konuşulan konu belli: Esnaf odasında ne olacak? Aynı ay içerisinde yapılması planlanan Şoförler Odası seçimi de cabası. Silivri, uzun zamandır ilk kez bu kadar yakından ve iştahla bir “kurum içi seçim” sürecini izliyor. Buna yakın bir ilgiyi en son geçtiğimiz yaz aylarında gerçekleşen CHP İlçe Kongresi sürecinde gözlemlemiştik.
YORULMUŞ BİR YÖNETİM, ZAYIFLAYAN TEMSİL
On yılı aşkın süredir bu görevi yürüten mevcut başkan Nuray Koçer, ne yazık ki bu uzun zaman diliminde esnafın gündelik hayatına dokunan, somut ve kalıcı işler üretmiş bir yönetim profili ortaya koyamadı. Oda, bu süreçte hak arayan, çözüm üreten bir kurum olmaktan çok; protokol ziyaretleriyle görünür olan bir yapıya dönüştü. Sahada karşılığı olan bir oda hafızası oluşmadı.
Daha da önemlisi, son yerel seçimlerde makamını açık biçimde siyasetin hizmetine sunarak MHP'nin adayı Volkan Yılmaz'a verdiği destek, esnaf odasının tarafsızlığına ciddi zarar verdi. Sandıkta bu tercihin ağır bir yenilgiyle karşılık bulması ise, Silivri esnafının —özellikle de büyük çoğunluğu seküler bir yapıya sahip olan kesimin— bu tutumdan rahatsızlık duyduğunun açık göstergesiydi.
Koçer döneminde esnaf odası, ne yazık ki orta yaş ve üzeri erkeklerin hâkim olduğu, kapalı bir kıraathane düzenine sıkıştı. Kadın esnaf yok sayıldı, gençlere kapı açılmadı. Yönetim anlayışı, dar bir çevrenin uzun yıllar boyunca elinde tuttuğu bir alana dönüştü. Bugün listelere kadın isimlerin eklenmesi ise bir vizyon sıçramasından çok, değişim baskısının zorunlu bir sonucu olarak okunmalı. Yani demek istiyorum ki rakipleri kadın ve gençlere listelerinde yer vermeselerdi Koçer de yine vermeyecekti ancak trende uymak için mecbur kaldı.
DEĞİŞİM GELMEZSE, RAHATLIK YERLEŞİR
Burada önemli bir risk de açıkça görülüyor:
Eğer Nuray Koçer bu seçimi de kazanırsa, hesap verme ihtiyacının tamamen ortadan kalktığı, “nasıl olsa değişmiyor” rahatlığıyla hareket eden bir yönetim anlayışının iyice kökleşmesi ihtimali güçlenecektir. Uzun süreli koltuklar, denetim zayıfladığında kurumu büyütmez; aksine daraltır. Bu da odanın, esnaf adına konuşan bir yapı olmaktan çıkıp, kendi konfor alanını koruyan bir yapıya dönüşmesi anlamına gelir.
GENÇLİK, KADINLAR VE YENİ BİR DİL
Bu noktada karşısında duran isimlerden biri, gençliğiyle olduğu kadar iddiasıyla da dikkat çeken Mehmet Noyan Öpçin. Yirmili yaşlarının başında, sanayide oto tamir dükkânı işleten bir genç esnaf. CHP gençlik kolları ve Halk-Lis geçmişi olan, siyaseti bilen ama odayı siyasetin arka bahçesi yapma niyetinde olmayan bir profil.
Evet, projeleri zaman zaman yüksek bütçeler gerektiriyor; belki biraz yüksekten uçuyor. Ancak asıl fark burada ortaya çıkıyor: Odayı yeniden tanımlamak istiyor. Gençleri ve kadınları vitrin için değil, gerçek anlamda yönetime dahil etmeye çalışıyor. Ekibinde dinamizmle tecrübeyi bir araya getirme çabası var. En önemlisi de, bu makama değer katabileceğine dair güçlü bir umut taşıyor.
“Sen daha çocukken onlar esnaftı” diyerek Mehmet Noyan Öpçin'i küçümsemeye çalışanlara bir çift söz söylemek gerekiyor. Evet, bazıları esnaflığı on yıllar önce öğrenmiş olabilir; ama belli ki temsil etmeyi, yenilenmeyi ve sorumluluk almayı öğrenememişler. Bir koltuğu uzun süre işgal etmiş olmak, o koltuğa hâlâ layık olunduğu anlamına gelmez. Yaş, tecrübenin garantisi değildir; hele ki o tecrübe bugüne dair elle tutulur bir karşılık üretmiyorsa. Bugün esnaf odalarının sorunu genç olmak değil, yaşlanmış zihniyetlerdir. Gençliği bir kusur gibi gösteren bu dil, aslında değişimden korkanların son sığınağıdır.
GÜZEL HEDEF, SERT REALİTE
Üçüncü aday Ferhat Çetin ise daha kapalı bir kutu. Projeleri ve ekibi incelendiğinde sanıldığından daha vizyoner olduğu teslim edilmeli. Ancak Silivri gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Birçok kurumda olduğu gibi esnaf odasında da mikro milliyetçi reflekslerin güçlü olduğu bir zeminde, bunun kendisi için ciddi bir dezavantaj yarattığı görülüyor. Bu bir temenni değil, sahadan okunan bir gerçekliktir.
Sonuç olarak, Silivri Esnaf Odası'nın artık yorulmuş alışkanlıklarla değil, yenilenme cesaretiyle yoluna devam etmesi gerekiyor. Özellikle yıllardır yok sayılan kadın ve genç esnafların, bu seçimde seyirci kalma lüksü yok.
18 Ocak Pazar günü sandığa gitmek bir formalite değil;
“Bu oda kimin?” sorusuna verilecek en net cevaptır.
Benim cevabım belli.
Değişimden yana.
Temsiliyetten yana.
Cesaretten yana.






