Sevginar Sali

Depremi anmak yetmez, ayakta kalacak şehirler kurmak zorundayız

6 Şubat'ın acısı hâlâ taze. Silivri'de düzenlenen törende hem kaybettiklerimiz anıldı hem de gönüllülük ve afet bilinci yeniden hatırlandı. Ama gerçek soru hâlâ aynı: Depremle yaşamayı öğrenebildik mi?
6 Şubat ülkemizin hafızasına kazınmış bir kırılma anı. Hepimizin içinden bir şeylerin koptuğu, çaresizliğin en ağır hâliyle yüzleştiğimiz bir gece. Görüntüleri izleyince acısının da halen her birimizin içinde ilk günkü yakıcılığı ile sürdüğü aşikar oldu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak ve Destek AFAD Gönüllülerine belgelerini teslim etmek amacıyla Silivri'de düzenlenen Kimlik ve Sertifika Dağıtım Töreni Kaymakam Tolga Toğan, Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kara, ANDA Dernek Başkanı Okan Tosun, İstanbul AFAD Müdürü Haluk Özener ve Silivri AFAD ve Afet Koordinasyon Merkezi Müdürü Uğur Tozlu'nun katılımıyla gerçekleşti.
Arama kurtarma ekiplerinin deprem bölgesindeki görüntüleri bir gerçeği yeniden yüzümüze çarptı:Deprem sadece yerin değil, insanın da içini sarsıyor.
Yüzyılın afeti olarak anılan bu felaket; doğanın ve insanın, ölüm ve acı karşısında nasıl savrulduğunu gösterdi. Sarsıntının şiddeti yalnızca şehirleri değil, kilometrelerce uzaktaki insanların ruhunu da etkiledi. Acısı dünyanın dört bir yanında hissedildi.
Silivri'de afet bilincinin kurumsal bir yapıya dönüşmesinde emeği olan önceki dönem Belediye Başkanı Volkan Yılmaz'ı da anmak gerekir. Afet Koordinasyon Merkezi'nin temellerinin atılması, ilçeye sadece deprem değil tüm afetler karşısında ciddi bir hazırlık avantajı sağladı.
Bugün o yapının sahadaki karşılığını görüyoruz.
Uğur Tozlu'nun disiplinli çalışmalarıyla büyüyen ekipler; sadece olası bir felaket için değil, her türlü acil çağrıda Silivri'nin yanında olan bir güven ağı oluşturdu.
Ama açık konuşalım:Bunların hiçbiri tek başına yeterli değil.
Arama kurtarma çalışmalarını elbette çok kıymetli buluyorum. Ancak asıl mesele, enkazdan insan çıkarmak değil; o enkazın hiç oluşmamasını sağlamak. Depremin şiddeti ne olursa olsun ayakta kalacak şehirler kurmak zorundayız.
Türkiye bir deprem ülkesi.Büyük acılar yaşıyor, ardından hayatı yeniden kuruyoruz. Ama aynı hataları tekrarladığımız sürece kayıplarımız büyüyor, derinleşiyor.
Programda söz alan genç bir AFAD gönüllüsü, Rumeli Üniversitesi öğrencisi Efsane İnbaşı'nın anlattıkları bu gerçeği belki de en yalın hâliyle ortaya koydu. Deprem bölgesinde yaşadıklarını aktarırken gözyaşlarına hâkim olamadı ve şu cümleyi kurdu:
“21 yaşında ilk kez bir işe yaradığımı hissettim.”
Bu cümle, felaketin ortasında doğan insanlık duygusunun özeti gibiydi.
Oraya giden hiç kimse aynı insan olarak dönmedi.
Silivri Kaymakamlığı, Silivri Belediyesi, AFAD, Afet Koordinasyon Merkezi, Kızılay, Rumeli Üniversitesi ve bu alanda emek veren tüm kurumlar ile görevlileri önemli bir sorumluluğu omuzluyor. Hepsine teşekkür borçluyuz.
Ama asıl sorumluluk hâlâ önümüzde duruyor:Kentsel dönüşüm, yapı stoğunun yenilenmesi ve sağlıklı şehirleşme artık bir tercih değil, zorunluluk.Depremi durduramayız. Ama yıkılmayacak binalar, çökmeyecek şehirler kurabiliriz.
6 Şubat'ı anmak yetmez.O geceden ders çıkarmadığımız sürece, her an yeni bir 6 Şubat yaşamaya hazır olmalıyız.
Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek, yalnızca anma törenleri düzenlemekle ya da afet sonrası gösterilen dayanışmayla mümkün değil. Asıl mesele; riskleri azaltan, insan hayatını merkeze alan, sağlam ve planlı şehirler kurabilmekte yatıyor. Bugün attığımız her adım, yarın kaybedeceğimiz ya da kurtaracağımız hayatları belirleyecek. Bu yüzden afet bilincini diri tutmak, kentsel dönüşümü hızlandırmak ve güvenli yapılaşmayı kararlılıkla sürdürmek zorundayız. Unutmamak gerekir ki; depremi değil, ihmal ve hazırlıksızlığı yenmek zorundayız.

YORUM YAP