CHP şaşırttı...

Silivri Belediyesi Aralık Meclisi'nin bütün havasını ve ana gündemini CHP Grup Sözcüsü Melih Yıldız'ın konuşması oluşturdu.
Muhalefet iktidar iddiası yolunda oldukça can alıcı ve son derece de isabetli bir strateji belirlemiş gibi duruyor.
“CHP Silivri'de yeniden iktidar olmak istiyorsa yerel seçimlerden önce genel seçimlere adam akıllı odaklanmalı” tespitini daha önce değerlendirmiştik. İktidar yorgunu bir Hükümet, salgının etkisinde krizler ile boğuşan bir dönemde muhalefetin elindeki donelerin gücü tartışılmaz.
Evet, Silivri'de yerel iktidar ile ilgili şu anda eleştirilecek malzeme neredeyse yok! Yerel seçim de bir öncelik değil. Hükümet politikalarına yönelik yerel mecralarda eleştirilerin havada kaldığı bir dönemde değiliz Cumhur İttifakının şansızlığı da burada ortaya çıkıyor. İki kişi bir araya gelse gündem konularını “Silivri'nin belediye başkanı ne yaptı, yapmadı?” ya da “Filanca partinin adayı kim olacak?” mevzuları yerine epey bir süredir, hem de kallavi bir üstünlükle, döviz kurlarındaki artış ekseninde ekonomik ve kaçınılmaz olarak sosyal kayıplar, genel seçim oluşturuyor.
Çok enderdir böyle zamanlar kasaba kulislerinde yerel konuların genel siyasetin arka planına düşmesi… Bu durum mevzunun hayati önemi ile ilintilidir. Şu an tam da o konumdayız ve şartlar muhalefetin yereli değil, geneli konuşması için olağanüstü uygun ve siyasi sonuçlar bakımından etkili.
Bunun için ben “CHP niye Türkiye genelini ilgilendiren konuları ilçe meclisine taşıyor” diye karşı çıkamayacağım. Kaldı ki Yıldız, büyük bir ustalıkla mevzuyu İBB ile de bağlantı içinde kamuoyunun dikkatine sundu. İBB'nin şu anki iktidarına yönelik övgü ve eleştirilerin, %62 oy oranlı ilçemizden sağlanan destek hesaba katıldığında, etkileşimini tartışmamıza gerek yok diye düşünüyorum.
Uzun lafın kısası muhalefet, iktidara varabilecek en doğru yoldan gitmek üzere yola koyulmuş görünüyor.
Volkan Yılmaz nezdinde Cumhur İttifakı'nın, Millet İttifakının yerel seçim hedefleri yoluna güller dökmesi gibi bir durum yok ama mani olunmak adına yapılabilecek ne var diye de bakmak lazım hem de epey etraflıca.
Belediye Başkanı'nın CHP'nin çıkışları ile ilgili fazla topa giremediği (tarafsız görünmek zorunluluğundan) noktada Filiz Güler'in AK Parti'yi, Hükümeti savunmakta yetersiz kaldığını da eklemeden geçemeyeceğim. Bu CHP'nin haklılığını, etki ve gücünü pekiştiren bir diğer etken.
Genelde de hissediliyor da (CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye yönelik söylemleri asla AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a yönelik sarf ettikleri kadar katı olmuyor…) yerelde CHP'nin, AK Parti'yi eleştirirken MHP'yi bu süreçten özenle sıyırması, ittifak ortaklığını göz ardı etmesi dikkat çekiyor. CHP'nin, seçmenin MHP'li yerel iktidar belirleme hassasiyetine uygun davranışı bilinçli mi, tesadüfi mi kestiremiyorum ama akıllıca bir eğilim olduğu aşikar.
Özetle; CHP'nin saha toparlanması, Silivri Meclisi'nde de aynen hissedildi… Melih Yıldız'ı, Grup Sözcüsü olarak en başarılı performanslarından biri ile 2021'e veda etmiş sayabiliriz, hakkıdır…

KISSADAN HİSSE
Vaktiyle bir derviş, nefsle mücadele makamının sonuna gelir. Bunun gereği olarak her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. “Vur usturayı berber efendi” der. Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar.
Derviş, aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başını kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak, “Kalk bakalım kabak! Kalk da tıraşımızı olalım” diye kükrer. Dervişlik bu; Sövene dilsiz, vurana elsiz gerekmiş ya. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı traş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder... Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasına kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına batıverir. Kabadayı oracığa yıkılır kalır. Ölmüştür.
Berber şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?” Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: “Ben gücenmedim ama benim bir sahibim var, O gücenmiş olsa gerek.”
*Alıntı

YORUM YAP