Sevginar Sali

Bir yürüyün artık...

“Hayat bazen elinizdeki harflerden hiçbir sözcük yapamayacak kadar okunaksız gelir. O zaman yürümeli. Çünkü insan her yürüyüşten değişmiş olarak döner. Ve döndüğünüzde bakın cümleler dolup taşacak. Zira insanı yoran, yürümek değil beklemektir. İnsanı bitiren enerjisini harcaması değil, içindeki enerjinin akacak yer bulamayınca kendini zehirlemesidir...” diyor David Le Breton…

Kilerlerin boşluğu tarif edilirken “İçine fare düşse acından ölür” tabiri kullanılır ya… Silivri de bu günlerde o misal; siyaset yazarları sıkıntıdan her an patlayabilir… “Günlük siyasi gazete” tanımımızı “Günlük eğitim gazetesi”ne dönüştürmek mi lazım acaba? Eğitim camiası da alanı da o denli hareketliyken siyasetin üzerine adeta ölü toprağı serildi sanki…
Ne oldu bu siyasetçilere? 2019'daki seçim zirvesi (patlaması mı desek) öncesi erken öten horozların başına alışılagelmiş şey gözleri ne kadar korkutmuş olabilir ki?
Epey korkutmuş… Herkes bir merak içinde aynı zamanda belirsizliğin yılgını… Bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da sessizlik yemininde… Susmanın, konuşmaktan zor olduğu dönemlerde lal kalmak ciddi bir sınav…
Geçen sevgili köşe yazarımız ile konuşuyoruz AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'da İl Danışma Meclisinde yaptığı konuşmayı dinleyip dinlemediğimi sordu, “Nasıldı?” dedi… Bizim siyasilerin hangi kanatta yer alırsa alsınlar iktidarda ortak sorunu; söyledikleri ile yaptıkları arasındaki muazzam fark. Tayyip Erdoğan, söylediklerinin yüzde 30'nu yapsa ben partisine oy vermeyi düşünürüm. Türkiye'nin muhalefet sorunu olduğu (o ana muhalefet diye CHP'ye sataşıyor da) görüşüne de yüzde 100 katılıyorum. İktidarların tüm hataları muhalefetin ciddi zaafları sebebiyle olagelmiştir. ‘Hırsızın hiç mi suçu yok?' mantığı ile konuyu ele almamız da nafile bence. Hırsız ondan bekleneni yapacak, önemli olan evsahibinin kendi güvenliğini sağlamak hususunda aynı şekilde hareket etmiş mi, etmemiş mi?
Türkiye için de, Silivri için de iktidardan ziyade muhalefet sorunumuz olduğu konusunda uzun süredir görüşümü farklı yönde etkileyecek bir durum dikkatimi çekmedi.
Siyaseti uzun bir maraton olarak tarif eden siyasetçiler sıklıkla molalar verebiliyorsa yarıştayken bu rakip eksikliğindendir… Bir diğer yandan Silivri siyaseti de budana budana tutulacak dal kalmadı vaziyetine düştü…
Kendi damarına basılmadığı süreci her hangi bir siyasetçinin kamuya bir şey anlatma derdine düşmediği ortamların vaat ettiği gelecek ne ola ki?
AK Parti'de Rıfat Kutlu'ya karşı, Ender Gezici aleyhinde yürütülen son derece gizli harekatın farkındayım… “Bu da mı sıkıcı?” diyeceksiniz : ) Benim için çok enteresan bir durumu arz etmiyor açıkçası. Rıfat Kutlu kalmak istediği sürece ( ki sahip olduğu koşullarda kendisinden başka bir şey beklenmemeli) yeniden ilçe başkanlığını engelleyecek en önemli kıstas AK Parti'de son dönem getirilen aynı kişiye birden fazla görev verilmemesi kriteri olabilir… Malum o da genç yaşına rağmen İBB ile Silivri Belediye Meclis Üyeliğinin yanı sıra İlçe Başkanlığı görevini de üstlendi. Abisinin durumundan daha etkili bu çıkabilir… Ama şu da bir gerçek ki Kutlu'dan daha etkin bir ilçe başkanı mevcut durumda (yerel seçim arifesinde) AK Parti'nin Silivri'de bulması zor…
Kutlu, aslında çok daha etkin bir ilçe başkanı olabilir… Bu görevi fırtına gibi yaptığı dönemleri bize unutturan kendi partisi ve teşkilatı.
Son günlerde en sık karşılaştığım soru “Ne olacak Rıfat Kutlu'nun durumu?”… Kutlu'nun bile cevabını bilmediği soruya benden doğru yanıt nasıl çıksın? Onu bırakın AK Parti de bilmiyordur daha Silivri'yi ne yapacağını… Bilse derin dondurucuda bu kadar uzun zaman bekletmez… Bir parti düşünün ki kendi elini kolunu, kendi bağlıyor… Belli ki Silivri'den bir beklentileri yok… Valla benim de şahsen onlardan olduğundan değil de, muhalefetsiz bizim iktidarın da tadı, tuzu yok! Ondan zorluyorum : ) Zorluyorum, zorluyorum yakında elimde kalacak : ))

YORUM YAP