“28 Nisan 2010 tarihli Hürhaber Gazetesi’nde şahsıma yönelik bazı evham ve isnatlarda bulunduğunuz yazıya cevabımdır.
 
Siyaset hizmet amaçlıdır. Ve her Türk vatandaşı gibi bir dönem siyasete talip olmam normaldir. Bunun altında her hangi bir şey aranmaması lazım. Sonuçta bölgede 30 yıldır varız ve olmaya da devam edeceğiz.

Sayın Uygun’un sporla siyaseti birbirine bağlanması ve AKP ağırlıklı bir liste isnadında bulunması ise tam bir hezeyandır. Şunu da anlamakta zorlanıyorum siyaset benim bildiğim genel ve yerel seçimlerde yapılır spor kulübü seçimleri ile siyasetin ne alakası var, hala anlamış değilim. Ben siyasi bir iradenin yönetimi değil Silivrisporun yöneticisi oldum bu geçmiş dönemde böyleydi bundan sonra olursa böyle olur.
2009 Haziran ayında yapılan Silivrispor yönetim kuruluna girmem medeni bir düşüncedir. Arkadaşlarımız rica ve davet etmiştir, biz de girdik. Sonuçta hizmet etmemin altında ne aranabilir? Kongre sürecine daha girilmeden bu hezeyanları anlamak mümkün değil. Sporu siyasete neden kalkan yapayım? İhtiyacım mı var?
Sonuçta bölgede hem spor kulübü hem de gıda bankacılığında başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum. Silivri’de iş ve istihdam arttırılması, artı değerler kazandırılması, gençlerin kötü alışkanlıktan kurtulması ve spor branşlarında faaliyet göstermesi için çalışmak neden bir siyasi bir düşünce olarak algılanır, bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Siyasi sözcülük basına yakışmıyor. Ben şu anda spor kulübüne aday olmadım ve önümüzde süreçte kararımı açıklayacağım. Aslında bu tür hezeyanlardan anladığım olmayan çocuğa don biçilmiş. Bahis konusu saygıdeğer isimlerle bir görüşmem de olmamıştır.
Sonuç olarak bölgemizdeki spor faaliyetleri ve yöneticiliği insanlarımıza hizmet ise gerisi teferruattır. Bilginize…
Saygılarımla,
Mustafa Saral”

***

Tabi Saral kardeşimin bu kendi deyimiyle ‘hezeyan’ açıklamasına benim de söyleyecek birkaç sözüm var.
Saral diyor ki; “Siyasete talip olmam normaldir”.
Kimse bunun anormal bir durum olduğunu iddia etmedi zaten. Yazdıklarımı okuma ve algılama imkanına sahip birinin böyle bir karşı savla cevap vermesine anlam veremedim.
Ve devam ediyor genç arkadaşımız; “Sporla siyasetin birbirine bağlanması ve AKP ağırlıklı bir liste isnadında bulunması ise tam bir hezeyandır”. Siyasetle sporu birbirine bağlayanların gündemimizdeki yeni aktörü sizsiniz. 2009 yerel seçimlerinde AKP’den meclis üyeliğine, kulüp yöneticisiyken, kısa bir süre önce de AKP’nin İlçe Yönetimine girdiniz.

Sanırım anlayış ya da algılama farkımız da şu cümlenizde net bir biçimde ortaya çıkıyor: “Siyaset benim bildiğim genel ve yerel seçimlerde yapılır spor kulübü seçimleri ile siyasetin ne alakası var, hala anlamış değilim.”
Çok şeyi anlamadığınız ortada. Anlatayım; Siyaset öyle seçimden seçime yapılmaz. Ya siyasetçisinizdir ya da değilsinizdir. Sahip olduğunuz siyasi kimlik veya kimlikler sizinle hayatınız, sosyal yaşantınız boyunca yürür gider. AKP’den daha bir yıl önce meclis üyeliğine aday olan, halen yönetiminde bulunan biri olarak siyasetçi olmadığınızı iddia etmekle ancak kendinizi kandırırsınız. Size o yönetim yetkisini verenleri de hayal kırıklığına uğratırsınız.
Spor kulübü seçimlerinin siyasetle ilişkisi üzerine Silivri’de kitap yazılır ama sizin bu gelişmelerden de pek haberiniz olmadığı durumu anlamayışınızdan algılanıyor. Sayın Saral, ya safsınız ya da karşınızdakileri enayi sanıyorsunuz.

Diyorsunuz ki; “Ben siyasi bir iradenin yönetimi değil Silivrisporun yöneticisi oldum.” 2009 seçimlerindeki adaylığınızı saymasak bile siz Silivrispor’un yönetimindeyken siyasi bir iradenin yönetimine girdiniz. Ya bu iki kimliğinizi ayrı taşımayı öğrenin ya da bunu başaramayacağınız gerçeğiyle bir an evvel yüzleşin. Sürekli olarak bir birini bir diğer kimliğinizi inkardan ve yaşadığınız çelişkisinden kurtulursunuz.

“Sporu siyasete neden kalkan yapayım? İhtiyacım mı var?” diye soruyorsunuz. 2009’daki siyasi başarısızlığınızın ardından neye ihtiyacınız olduğunu siz daha iyi bilirsiniz. Ya da öğrenmenizi umuyorum.

“Siyasi sözcülük basına yakışmıyor” demişsiniz. Ben sizinle ilgili görüşlerimi köşe yazarı olarak ifade ettim. ‘Basın’ı tanımlarken haber ve köşe yazısı arasındaki farkın da ayrımına varmanızı öneririm. Basın ayrıca bütün siyasi partilerin kamu nazarında sözcüsüdür, sesidir. Silivri’yi temsil eden bir spor kulübünün Başkanı olmaya hazırlanan biri olarak CHP’ye karşı oluşunuz kadar, AKP’li yönetici kimliğiniz ile ilgili inkarı da yanlış buluyorum.

Mustafa Saral kardeşimizin Silivri’ye hizmet etme aşkına inansak bile bunu başarabilmesi için gerekli donanım ve bakış açısına sahip olup olmadığını sorgulattı bize.
Kendisine naçizane bir önerim olacak: Önce ne yapmak istediğine, kim olduğuna karar versin, sonra ya olduğu gibi görünsün ya da göründüğü gibi olsun!

Ve de bana yolladığınız o ‘hezeyan’ dolu açıklamayı bir daha okuyun lütfen. Daha çok yolun başındayken ve yaşınız gençken kendi kendinizle çelişkilerinizi fark edin, yaptığınız hataları hayatınızdan çıkartın. Çünkü bu anlayışla ne yaparsanız yapın başarma şansınız çok zayıf.

YORUM YAP