Ali Gülcü

Leyleğin bildiği

Ihlamur ağacının kuytusuna, sanki bank kalabalıkmış da tek kişilik yer varmış gibi köşesine oturuyorum.
Mavi bir gün, bahar, güneş pırıl pırıl sıcak değil henüz, zamanı var...
Sahi martın üçünde Vize'den Pazarlı'ya giderken gördüm leylek sürüsünü, ilk defa bu kadar erken, ayıp olacak şimdi Çorlu çevre yolunda elektrik direğini mesken tutan bön leyleğe, onca köy, onca baca, onca ağaç varken teee dünyanın bir köşesinden göç, asfalt kenarlarında binlercesi olan, baktığın zaman diğerlerinden ayıramadığın elektrik direğini yuva belle!
Neden ille de o direk?
Kafa patlatamayacağım bu işe çok fazla...(!) Leylek olsam tenhada bir ağaca yapardım yuvayı o kadar diyeyim...
Belki olana bitene değil de leyleğe, börtü böceğe, balığa, midyeye kafa patlatmak daha iyidir!
Geçenlerde Enez'de dokuz saat sahilde balık bekledim...Balığı boş ver arkadaş, tek vuruş yok, dokuz saat bu dile kolay, gözler kamışta, her yarım saatte bir acaba yemleri yengeçler mi yedi diye oltaları topla, tekrar at, hayal kur, yanına kıvrılan sokak köpekleri ile konuş, ille de üzülecek bir şeyler bul, önce sinirlen birilerine sonra onun yerine koy kendini, onun aklına gelmeyecek bahaneler üret onun adına, anlamaya çalış, acaba başkalarında balık var mı diye meraklan, tüm balıkçıları ziyaret et çaktırmadan kovalarına bak, senden farkları olmadıklarını anlayınca içinden içinden gülümse öyle...
Ertesi akşam balık lokantasında, bıyıkları sigara dumanından sararmış, beyaz saçları seyrelmiş, elleri titreyen yaşlı bir balıkçıdan öğrendim meselenin aslını; depremde kaçmış balıklar...(!)
" Nereye be agacığım" dedim boş bulunup.
" Ne bileyim be kardeşim" dedi..."Nereye gittiklerini bilsem peşlerinden gitmem mi?"
Balık olsam ben de kaçardım diyecektim de, yorgundum...
Leyleğin bir bildiği vardır diyorum banktan kalkarken yoksa memlekette onca elektrik direği varken...

YORUM YAP