“Hayalleriniz varsa cesur oluyorsunuz”

“Hayalleriniz varsa cesur oluyorsunuz”

14.10.2019 11:44:22

Silivri Kadın Girişimciler Dernek Başkanı ve Odak Okulları Genel Müdürü ile ortaklarından Gülgün Nariç ile iş ve dernek çalışmalarını konuştuk.

Silivri Kadın Girişimciler Derneği, Basın Komisyonu öncülüğünde başlayan üye ziyaretleri Dernek Başkanı Gülgün Narinç ile ortağı olduğu Odak Okulları'nda gerçekleşti.


Narinç, 1970'te Üsküdar'da doğdu. Nişantaşı Anadolu Lisesi, ardından İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu. 1992 yılında evlenip, Silivri'ye yerleşti. 1995 yılında oğlu dünyaya geldi. Çalışma hayatına  1997'de Turgut Reis İlköğretim okulunda İngilizce öğretmenliği yaparak başladı. Aynı okulda 7 yıl çalıştı. 2004-2005 eğitim öğretim yılında Balkan Koleji'nde çalıştı. Bir yılın ardından Sarten Ambalaj'da eğitim koordinatörü olarak göreve başladı. 6 yıl çalışma süresince Kalite Koordinatörlüğü ve İnsan Kaynakları Müdürlüğü görevlerini üstlendi. Eğitim sektöründe kendi girişimiyle emek vermek amacıyla, kardeşiyle birlikte Çilli Anaokulu'nu kurdu.

Narinç, Odak ile ortaklık kararını şöyle anlatıyor: “7 yıl boyunca anaokulu sektöründeki çalışma hayatında kaliteli eğitim ve güven çerçevesinde geliştirilen iletişimle artık büyüme zamanının gelmesi kararıyla 2017 yılında Silivri'de açılacak olan Odak Okulları ile ortaklık kurduk. Odak; farklı eğitim sistemi ve sosyal duygusal gelişimin öne çıktığı, akademik başarının itici gücü olan farklılaştırılmış eğitim modeli KİDEA eğitim sistemiyle 2 yıldır ilçe çapında ve il bazında başarılara imza attı. Bu yıl 3. eğitim yılında olan Odak Okulları 480 öğrencisi, kaliteli eğitim kadrosu, demokratik yaklaşımı ile dinamik bir yapıya sahip. Yabancı dil anlamında farklı bir yaklaşıma sahip olan Odak Okulları, küçük yaştan itibaren language immersion metodunu kullanırken, hedef dili çocukların günlük yaşam dünyasına entegre ederek oyun yoluyla dile maruz bırakma yöntemini uygulamaktadır.

Akademik tabanı güçlü tutarak, her yıl hedeflerini ileriye taşıma hedefiyle, kalıcı bir okul kültürü yaratma yolunda ilerlemektedir” dedi.

Narinç, iş hayatı ve dernek deneyimlerini şöyle paylaştı:

“ÖĞRETMENLİĞİ ÇOK SEVİYORUM”

Sevginar SALİ: Turgut Reis İlkokulu ve Balkan Kolejinde öğretmenlikten sonra, Sarten Ambalaj'da yöneticilik ardından kendi okulunuz Çilli Anaokulu'nu kurdunuz… Şimdi de Odak Okulları'nda ortak oldunuz. Her bir iş deneyiminiz size nasıl bir tecrübe kazandırdı?

Gülgün NARİNÇ: İlk stajımı İstanbul Sanayi Odası'nda yaptım. Bir hafta çalıştım, sonra evlenince Silivri'ye geldim. İstanbul Sanayi Odası'na kabul olmak çok zor bir şey. Oradaki görevi bırakıp Silivri'ye geldiğim için hiç pişman olmadım. Herkese de Silivri'de yaşamanın ne kadar güzel ve keyifli olduğunu söylüyorum. Buraya da hep kaliteli insan grubunun gelmesini çok istiyorum.

Aslen Uluslararası İlişkiler mezunuyum ama Ankara'ya gidip Dil Sınavına girip sözleşmeyle çalışabilme hakkı kazandım. Çocuklara Yabancı Dili sevdirebilmek, ezberletmeden öğretebilmek çok önemli.

Oğlum dünyaya geldikten sonra, 2. 5 yaşına geldiğinde Turgut Reis İlkokulu'nda öğretmenliğe başladım. Yedi yıl İngilizce Öğretmenliği yaptım. Oradaki öğretmen arkadaşlarımla hala görüşüyor ve onları seviyorum. Bana çok destekleri oldu. Kale Park'a gidip kompozisyonlar yazıyorduk. Bunu hiçbir devlet okulu yapmıyordu. Gerçekten de farklı çocuklar yetişiyordu. Bir şeyleri farklı yapabildiğinizi gördükten sonra enerjiniz de yükseliyor.

Öğretmenlik çok farklı bir meslek. Kişiliğime çok uygundu. Şu an üstlendiğim bu kadar sorumluluk olmasına rağmen, rüyalarımda kendimi hala öğretmen olarak sınıfa girerken görüyorum. Öğretmenliği çok seviyorum. O yüzden mutlaka eğitimle ilgili bir alanla devam etmem gerekirdi. Sınıfa girmek, çocukları anlamak, onlara bir şeyler öğretmek, önemli olan sadece öğretmek de değil, onların dünyasında yer almak ve onlara kültür verebilmek. Devlet okulunda düz bir eğitim sistemiyken ben kendi adıma farklılıklar yapıyordum. Öğretmen arkadaşlarım da destekliyordu çünkü çok gençtim 27 yaşındaydım ve daha önce iş hayatım yoktu.

Kısa bir süre Balkan Koleji'nde çalıştım. Sonrasında 6 yıl Sarten Ambalaj'da çalıştım.

“SARIBEKİR'İN ÜZERİMDE ÇOK BÜYÜK EMEKLERİ VAR”

Sevginar SALİ: Öğretmenlikten sonra Sarten'e, sanayi kuruluşuna geçiş nasıl oldu?

Gülgün NARİNÇ: Orada hep böyle çok saygı ve minnetle anıyorum, Yusuf Sarıbekir'in sihirli değneğidir geçiş sebebim. Eğitim Koordinatörü görevini üstlendim. Altı ay geçtikten sonra orada da bir farklılık oldu; Kalite Kontrolü ve İnsan Kaynakları Müdürlüğü görevi geldi. İlmek ilmek öğretildi. Eğitimler alındı. Aldığım eğitimleri uygulattırdı. Yusuf Sarıbekir'in üzerimde çok büyük emekleri var ve büyük saygı duyuyorum. Hala o güzel görüşme platformumuz devam ediyor. Sarten'de çok şey öğrendim; yurt dışı kültürü, çalışma ahlakı ve disiplini. Hep yabancı müşterilerle çalışıyorlardı ve kalitenin başında olduğumuz için sürekli seyahat etmek zorundaydım. O seyahatlerle birlikte birçok donanım elde ediyorsunuz. Orada önüm çok açıktı, çok da güzel işler yaptık, fakat hayallerim vardı.

“HAYALLERİNİZ VARSA CESUR OLUYORSUNUZ”

Hayalleriniz varsa cesur oluyorsunuz. Odak, benim hayalimdi ve gerçek oldu. “Hayaller sihirle gerçekleşmiyor, çalışarak gerçekleşiyor.” Gerçekten çok çalıştık, çok emek verdik. Odak, Silivri'ye yeni gelmişti, çok büyük bir riskti. Çilli Anaokulu da çok tanınmış bir okuldu. Uzun yıllar bir geçmişi vardı. Hiç tanınmamış bir okulla birleşmek büyük bir riskti. Çok çalıştık. Buranın ekibi iyiydi. İki “iyi” bir araya geldi ve aynı yöne doğru bakabildik. İki “iyi” her zaman bir doğru anlamına da gelmiyor. Bunu çok çalışarak, emekle başardık.

“ENERJİLERİMİZ TUTTU VE BİRBİRİMİZE GÜVENDİK”

Sevginar SALİ: Genelde ortaklı işler sıkıntılıdır, siz bunu nasıl göze aldınız? Sorunsuz nasıl ilerleyebiliyorsunuz?

Gülgün NARİNÇ: Çilli Anaokulu 7 yıl devam etti. Hayatımda hiç ortakla çalışma deneyimimiz olmamıştı. Sorunlar mutlaka oldu. Anlaşma zamanında oldu. Kendi dünyamda bir şeyi kabul ettiğim takdirde onunla ilgili bir daha sorun çıkmaması için çalışırım. Odaklandığınız zaman çözdüğün olaya başka zarar gelmemesi için sorunları bertaraf ediyorsunuz. Onu orada temiz bırakıyorsunuz. Anlayışım buydu. Ekip çok iyiydi. Güven çok önemli ve biz birbirimize güvendik. Bu güveni sarsacak hiçbir olay yaşanmadı ve sağlam adımlarla devam ettik. İyi şeyler de yaptığınızı görünce, bu ekip gerçekten iyi şeyler paylaşıyor, iyi bir enerji ortaya koyuyor diyorsunuz. Eğitim anlamında farklı bir şeyler yapmak onların da idealleriydi. Ben de 7 yıllık emeğimi gömmek istemiyordum. Velilerime, insanlara karşı bir sorumluluğum vardı. Şans da vardı. Entegre olduğumuz süreç içerisinde o enerjinin birbirini tutması da çok önemliydi. Keyifle çalışıldı ve hakikaten de sonucu ortaya çıktı.

“VELİLERİN İHTİYAÇLARI VE BEKLENTİLERİ BİZİ BÜYÜMEYE İTTİ”

İyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum ama şunu da iyi biliyorum “ben oldum” dediğiniz an düşüşün başlangıcı demektir. O yüzden daha iyi nasıl olabiliriz diye çalışıyoruz. Ekibin kafası farklı çalışıyor. Değişik fikirlere sahip insanların bir araya gelmesi de bizim için büyük bir şans. Ortaklığa biraz da velilerim itti bizi. Sarten'i hayalimi gerçekleştirmek için bıraktım. Kardeşimle birlikte bir okul açarak hayalimi gerçekleştirdim, ama veliler hep ‘İlkokul niye yok? Biz çocuklarımızı şimdi hangi okula göndereceğiz?' dediler. İlkokula gittikleri zaman bile gelip sıkıntılarını anlattılar. Veliler sizi büyümeye iter. Velinin ihtiyaçları, güven duygusu ve beklentileri bizde bu fikri uyandırdı. Yeni bir ortaklık kurmak tabi ki bir cesaretti ve güzel ilerledi.

“EN ZORU KARARSIZLIK, KARAR VERDİKTEN SONRA SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR”

Sevginar SALİ: Hayatınızda iş konusunda verdiğiniz en zor karar hangisiydi?

Gülgün NARİNÇ: Aslında benim için kararsızlık en büyük zorluk. Karar verdikten sonra hiçbir sorun yaşamıyorum. Ortaklık aşamasında ‘iyi mi yapıyoruz' çünkü bir ismimiz var ve benim için onur ve şerefi temsil ediyor. Ona bir zarar gelmesini istemem. Karar verene kadar düşünüyorsunuz, ama karar verdikten sonra arkasında duruyorsunuz. Ortaklık aşaması zordu. Ondan sonra güzel ilerledi.

“BANA GÜVENEN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Burası inşaattı. Velileri gezdirirken ayaklarınız inşaat tozu oluyordu. Veli sınıf, sıra görmüyor, sadece bölmeleri görüyordu. Bölme görerek buraya kayıt yaptırmak nasıl bir güven getiriyor? Bunun boşa çıkmaması çok önemliydi. Bana güvenen herkese çok teşekkür ediyorum. Boşa çıkarmamış olmanın mutluluğunu da ekip adına hissediyorum.  Herkes o emeği verdi. Yola devam etme adına güzel şeyler hissedebiliyor olmak, zorlukları aşarak emek sonucu bir ürünün ortaya çıkması ve onu hep daha iyi nasıl yapabilirizi düşünen bir ekiple çalışmak mutluluk verici.

“MECBURİYET RUMUNDA OLANI ORTAYA ÇIKARTTI”

Sevginar SALİ: İş hayatınızı başladığınızdan itibaren eğitimcilik misyonunuzu sürdürmüşsünüz. Bu kişiliğinize nasıl yansıyor? Hayatınızı nasıl etkiledi?

Gülgün NARİNÇ: Aslında hiç eğitimci bir kimliğim yoktu. Eğitimci bir ailem vardı. Konsolosluklarda çalışmak üzere diplomat olarak yetiştirildik. 1992 Yılında evlenerek buraya geldiğimde Silivri'de çalışacak bir yer yoktu. Ruhumda olan şey çıktı. Mecburiyet ruhumdakini ortaya çıkarmış oldu. Bir değişiklik yapmadım. İletişimim ciddi anlamda kuvvetlendi. Toplum önünde konuşma yetiniz ciddi anlamda artıyor. Çocuklar da sizi dinlerken küpenizden ayakkabı topluğunuza kadar inceliyor. Özbakımınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Rol modelsiniz. Dört öğretmenim aynı zamanda benim öğrencilerimdi. Onlarla çalışmak müthiş bir gurur. “Siz çok iyiydiniz biz de kariyer çizgimizi böyle şekillendirmek istedik” diyorlar. Bunu duymak çok güzel. Tepeden tırnağa kendinize çok dikkat etmeniz önemli. Mutsuz olamazsınız. Yansıtamazsınız. Böyle bir lüksünüz yok, çünkü sizden bir şeyleri bekleyen bir kitleye sadece bilgi değil, enerji veriyorsunuz. Bu bilgiyi alabilmesi için o enerji kanalının açık olması lazım. Güler yüzünüz, saçınız, duruşunuz, jestiniz, mimiğiniz çok önemli. O kitle sizi sevdiği için bilgi kalını açıyor. Asla ezberlemez. Çok kozmopolit çocuklar var. Turgut Reis İlkokulu'nda çok kaliteli bir öğrenci grubu vardı, hala da öyle olduğunu düşünüyorum. Şu anda Turgut Reis İlkokulu Hami Projesi kapsamında birlikte çalıştığımız bir okul. Her çeşit çocuk geliyordu.  Hepsine alabildikleri kadar bilgiyi vermek, kimseyi ötelememek önemliydi. İnsaniyet adına da önemli bir çıta sağlıyor. Bana da ciddi bir iletişim becerisi kazandırmış oldu.

“BİRLİKTELİK GÜÇ OLUŞTURUYOR”

Sevginar SALİ: Bütün bu yoğunluğun arasında Silivri Kadın Girişimciler Derneği'nin de başkanlığını yapıyorsunuz. İş hayatındaki kadınlara ne önerirsiniz? Bir STK'da görev almaları neden önemli?

Gülgün NARİNÇ: Hayatımda ilk defa ben bir STK'ya üye oldum. Yanlış hatırlamıyorsam 2011 yılı Mayıs ayıydı. Silivri Kadın Girişimciler Derneği'ne üye oldum. O kadar kıymetli insanlarla karşı karşıya geliyorsunuz ki birlikteliğin hep bir güç oluşturduğu inancındayım. Kapıların bize çok daha kolay açıldığını görüyorum. Sadece maddi değil, maneviyat anlamında desteğe ihtiyaç olunuyor veya faaliyet için, yeni bir arkadaşımızın etkinliğinde hemen bir araya geliniyor. Logaritmik anlamında yaptığınız işin bir geri dönüşümü oluyor. Arkadaşlık, enerji, bir arada olmak, keyif almak, insanların ruhuna dokunabilmek zaten apayrı. Dernekteki arkadaşlarımla birbirimizi elbet tanıyorduk ama bir araya gelip her şeyimizi paylaşabilmek çok daha farklı bir katma değer ve insanın ruhuna da sağlıyor.

“BÖLGEYE AÇILMAK İSİTYORUZ”

Sevginar SALİ: Bundan sonraki hedefleriniz neler?

Gülgün NARİNÇ: Okulumuzun çok daha iyi yerlere gelebilmesini hedefliyoruz. 2018 yılı Mart ayında Yazıcı Grup da aramıza katıldı. Ve o katılımla birlikte enerji daha da büyüdü. İleriye dönük yaptığımız yatırım sohbetleri var. Onları hayata geçirebilmek çok önemli. Hayata geçtiği takdirde de sağlam adımlarla gitmesi çok önemli. Buradaki yerimizi sağlam güçlendirmeliyiz. Ondan sonrasında zaten birlikte olduğumuz süre zarfında yapacağımız çok güzel işler olacak. Odak Okullarının varlığını güçlü bir şekilde idam ettirmesi, yerel değil, biraz daha bölgeye de açılmak istiyoruz. Şu an için Çatalca'dan gelen bir grubumuz var. Selimpaşa-Silivri arasında olduğumuz için zaten her iki taraftan gelen öğrencilerimiz var. O çemberi biraz daha büyütebilme isteğimiz var. Tabu şu an için sağlam ve dik durabilmek önemli. O da iyi bir insan kaynağıyla sağlanıyor.

“İNSAN İNSANIN ZEHRİNİ ALIR”

Sevginar SALİ: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Gülgün NARİNÇ: İnsan insanın zehrini alır. Mutlaka modunuzun düşük olduğu, kendinizi kötü hissettiğiniz anlar olur ama dışarıya karşı böyle görünmemeniz gerektiğini çok anlar oluyor. Bu anlamda derneğe, eşime, oğluma çok teşekkür ediyorum. Dernekteki arkadaşlarıma ve yakın arkadaşlarıma karşı artık çok daha farklı bir bakış açısına sahibim. Birbirimizi eleştirme özgürlüğümüz var. O çok önemli. Okuldaki birlikteliğimizde de ekip olarak beraber karar almamız çok değerli. Çok demokratik bir yapı var. Herkes birbirinin fikrini soruyor, beyin fırtınası gerçekleşiyor ve en doğru karar alınıyor. “Ben bunu böyle uygun görüyorum, böyle olacak” denmiyor. Hareket kabiliyetini hafiflettiği için güler yüzle çalışılıyor. Hayatımdaki herkese teşekkür ediyorum.

 


YORUM YAP