Demek ki yazmak gerekiyormuş!

17 Mart tarİhlİ yazımda Silivri'de yapılan bir anket sonucunu paylaşmış ve AK Partili yöneticiler, İski ve İBB'yi nezaket çerçevesi içinde uyarmıştım. Şahin Dirik arkadaşım da 15 Mart tarihli yazısında sahil bandındaki Boğluca Dere üzerinde yıkılan köprü sorununu dile getirmişti. Bu uyarılarımızı dikkate alan AK Parti Silivri yönetimi gerekli yerler ile irtibata geçip eş zamanlı olarak hem tarihi köprüyü yaya geçişine açtı, hem de İBB alt yapı çalışmalarını gece gündüz vardiyasına çevirdi. Duyarlılıkları için AK Parti Silivri yönetimine ve İBB Başkanı Mevlüt Uysal'a teşekkür ederiz.
Diğer gazeteci arkadaşlara seslenmek istiyorum. Demek ki tespit doğru yapılır, nezaketli biçimde haber ya da köşe yazısı yazılır ise sorunlar çözülüyormuş. Silivri'de Hürhaber dışında gazete var mı bilmiyorum ancak internet gazetesi adı altında bir şeyler var olduğunu biliyorum. Hürhaberi örnek almaları dileğiyle diyorum ki “Demek ki yazmak gerekiyormuş!”

MALKARA KEŞAN HOPPALA PAŞAM!
Biz Trakyalılar şaşkınlık ifade etmek için bu tekerlemeyi sıkça kullanırız. Gazetemiz yazarı ve Habercisi Hazal Başaran köşesinde trafik keşmekeşinden, otoparklardan ve Silivri'nin yaşanılası hali kalmadığından dem vurmuştu. Bu yazacaklarımı okuyunca karamsarlığı bir kat daha artacak.
Silivri Hükümet Konağı yanında birkaç senedir bariyer ile çevrili alan var ya! Hani altı otopark üzeri temalı park olacağı söylenen alan oradaki otopark olayından vazgeçilmiş! Yalnızca park yapılacakmış. Ona da şükür. Halk için bir şey yapılacak olması güzel elbet. Otopark yapımından niçin vazgeçildiği hakkında Belediye Başkanı Özcan Işıklar'ın kamuoyunu aydınlatması gerekmez mi? “Ben yaptım oldu” mantığı ile hareket edilirse halk hep bir ağızdan demez mi “Malkara Keşan Hoppala paşam!”

KAYANARCA, TURAN, KARAKAŞ!
Aslan, Kurt ve Tilki acıkınca ava çıkmışlar.
Bir geyik, bir keçi, bir tavşan avlayıp dönmüşler.
Mağarada toplanınca Aslan, Kurt'a dönmüş; “Hadi paylaştır şunları da yiyelim” demiş.
“Emredersiniz haşmetmahap” diye eğilmiş Kurt: “Siz geyiği buyurun. Ben keçiyle yetineyim. Tilki de tavşanı yesin.”
Aslan, “Tam duyamadım. Hele yakına gel de bir daha söyle bakiym” diye gürlemiş.
Kurt, aslanın kulağına yaklaşınca da kafasını kaptığı gibi hapır hupur yemiş; kemiklerini oracığa bırakıvermiş.
Sonra da hadiseyi dehşet içinde izleyen Tilki'ye dönüp “Şimdi sen pay et” demiş.
Titremiş Tilki:
“Devletlum” demiş: “Bence geyiği kahvaltıda yiyin; keçiyi öğleyin... Tavşanı de akşam alırsınız.”
Aslan beğenmiş bu paylaşımı...
“Aferin” demiş; “Sen nerden öğrendin böyle adil paylaştırmayı?..”
“Önünüzdeki kafatasından” diye boyun eğmiş Tilki...
Dün Sevginar Uygun'un yazısını okuyunca bu fabl geldi aklıma. Tülay Kaynarca, Hüseyin Turan, Metin Karakaş üçlüsünden Haşmahap kim olacak dersiniz?

YORUM YAP