1989 yerel seçimlerinde, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de bulunduğu 38 belediye başkanlığını kazanan ve nüfusun yaklaşık %65'ini yönetme yetkisi elde eden Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin (SHP) başarısı kabullenilemedi. Bu nedenle, 1991 yılında yapılacak genel ve 1994 yılında yapılacak yerel seçimlerde SHP'nin önünü kesmek üzere çeşitli operasyonlar tertiplendi.
O dönemde gerçekleştirilen bu girişimlerin, 2024 yerel seçimleri sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik yapılan müdahalelerle benzerlik taşıdığı açıkça görülmektedir. Bu durum, söz konusu operasyonların benzer merkezlerden yürütüldüğünü düşündürmektedir.
Bu açıdan bakıldığında, uluslararası emperyalizmin ve yerli iş birlikçilerinin ülkemiz üzerindeki emellerinin farkında olduğumuzu ifade etmek gerekir. Tertiplenen bu tür senaryolar; 1983, 1987 ve 1991 genel seçimleri ile 1989 yerel seçimlerinde halkımızın feraseti sayesinde boşa çıkarılmıştır. Ancak emperyalizm, Türkiye Cumhuriyeti üzerindeki hedeflerinden vazgeçmemiştir.
1991 genel seçimlerinin ardından hükümet ortağı olan SHP'yi hükümetten düşürmek ve 1994 yerel seçimlerinde başarısız kılmak amacıyla yeni operasyonlar gündeme alınmıştır. Bu süreçte İstanbul'da İSKİ, Ankara'da ise ASKİ üzerinden yürütülen gelişmelerle partinin yıpratılması ve başta İstanbul olmak üzere birçok belediyenin SHP yönetiminden alınması hedeflenmiştir.
Bu hedef doğrultusunda, siyasi yapı sağda ve solda parçalanarak seçime girilmesi sağlanmış ve sonuçta planın önemli ölçüde başarıya ulaştığı görülmüştür. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul'da ortaya çıkan tablo bunu açıkça göstermektedir:
• Refah Partisi adayı Recep Tayyip Erdoğan: 973.704 oy
• Anavatan Partisi adayı İlhan Kesici: 855.897 oy
• Sosyal Demokrat Halkçı Parti adayı Zülfü Livaneli: 784.693 oy
• Demokratik Sol Parti adayı Necdet Özkan: 478.612 oy
• Cumhuriyet Halk Partisi adayı Ertuğrul Günay: 54.028 oy
Bu tabloda %25,19 oy oranı ile, yani kullanılan oyların yaklaşık dörtte birini alarak Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiştir. Plan işlemiş, senaryo sonuç vermiştir.
1994–2002 arası dönem, bu sürecin devamı niteliğindedir. Bu yıllarda yürütülen siyasi temaslar, uluslararası görüşmeler ve ABD ziyaretleri eşliğinde yeni bir siyasi yapı için hazırlıklar yapılmıştır. Refah Partisi'nden bir grup ismin ayrılması, “Milli Görüş gömleğinin çıkarılması” ve liberal sağ çizgide yeni bir parti kurulması hedeflenmiştir.
Yapılan çalışmalar sonucunda partinin adı, lideri ve siyasi çerçevesi belirlenmiştir:
Partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi, genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Siyasi söylemin temel ekseni ise “yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar” başlıkları üzerine kurulmuştur.
Bu söylemin topluma benimsetilmesi ve siyasi liderliğin güçlendirilmesi için bir mağduriyet algısının oluşturulması gerektiği düşünülmüş, bu doğrultuda gelişmeler yaşanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, okuduğu bir şiir nedeniyle yargılanmış ve tartışmalı bir yargı kararı sonucunda ceza almıştır.
O dönem CHP'nin hükümet ortağı olduğu süreçte; Erdoğan'ın görevine polis müdahalesi yapılmamış, sabaha karşı evine baskın düzenlenmemiş, ailesine yönelik bir olumsuzluk yaşanmamış ve belediye başkanlığı görevini yürütmesi engellenmemiştir. Ceza kararı kesinleştikten sonra ise binlerce kişinin katılımıyla cezaevine uğurlanmış, cezaevi sürecinde insani koşulların sağlandığı bir ortam oluşturulmuştur.
Sonuç olarak; siyasi kadrolar organize edilmiş, mağduriyet algısı oluşturulmuş ve 2002 genel seçimlerine giden süreçte gerekli altyapı tamamlanmıştır. Tüm bu gelişmelerin ardından parti, 2002 genel seçimlerinde iktidara yürüyecek noktaya gelmiş ve hazırlanan senaryo eksiksiz şekilde uygulanmıştır.
2002 genel seçimleri ve sonrasındaki süreç, 2019 yerel seçimleri ile 2024 yerel seçimlerinin ardından yaşanan gelişmeleri ise gelecek hafta ele alacağım.
Saygılarımla.






