Kış Saati – Yaz Saati Kavgası Sürüyor...

Hepİnİze merhaba pek değerli Silivrililer. Aranızdan “Şahin ve Aleyna ile Silivri'yi Tadıyoruz” isimli düzenli olarak yayınlayıp mekân değerlendirmeleri yaptığımız köşemizden bana aşina olanlar olabilir. Bundan böyle aylık olarak -belki zamanla sıklaştırırız, bilemiyorum şimdilik aylık- sizlerle “Gençliğin Sesi” isimli köşemde de sizlerle buluşacağız. Efendim, benim ismim Şahin Dirik, 21 yaşında, üniversite öğrencisi, doğma büyüme Silivriliyim. Bu köşemizin esas amacı Silivri'de yaşanan ve gündemi meşgul eden önemli olayların ve de ülke genelinde yaşanan gelişmelerin Silivri'de buldukları yankılarının bir gencin gözündeki yansımalarını sizlere aktarabilmek, olayları bir de gençliğin gözünden değerlendirmek. Beğeneceğinizi umuyorum…
Geride bıraktığımız 2016 senesinde ülke gündemini meşgul eden bombasıydı, patlamasıydı, şehitleriydi, darbesiydi derken en az onlar kadar konuşulan ve tepki çeken bir husus daha vardı; ‘kış saati' uygulamasının kaldırılması…
Mevzuya yurt genelinden olduğu gibi Silivri'den de tepkiler yükseldi. Bu kararın bu kadar dikkat çekmesinin sebeplerinin başında muhtemelen yıllardır ülkemizde uygulanıyor oluşu ve insanlarda çeşitli alışkanlıklar gelişmesine sebep olması geliyor olabilir… Ne derler “Alışmış kudurmuştan beterdir”. Yenilikler kimi zaman baştan göz korkutucu olabilir ancak alışması çoğu zaman tahmin ettiğiniz kadar zor değildir. Gelin, mevzuyu birlikte değerlendirelim.
Kimi çevreler kış saati uygulamasının kaldırılmasının Ak Parti hükümetinin çıkardığı namaz vakitleriyle alakalı bir hamle olduğunu düşünüyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla Silivri'mizde de böyle düşünenler var. Vallahi ne yalan söyleyeyim benim aklımın ucundan bile geçmemişti doğusu. Eğer işin altında bu sebep var ise hani derler ya “Şeytanın aklına gelmez” diye, durum o boyutlara varıyor demektir.
Ancak yine naçizane gözlemlerim sonucunda bu uygulamadan en çok memnun olan kesimin gençler olduğunu söyleyebilirim. Kış saati uygulaması sebebiyle okuldan çıktıklarında havayı çoktan kararmış bulan gençler gezip tozmaya pek vakit bulamıyorlardı. Şimdi havanın kararması saat 18.00-18.30 civarına tekabül ettiğinden gençliğin çoğu, uygulamanın kaldırılmasından memnun, okula karanlıkta gitmeyi pek de dert etmiyorlar, yeter ki okuldan çıktıklarında hava aydınlık olsun…
Uygulamayanın kaldırılmasına şiddetle karşı çıkan kesim ise elbette çalışanlar. Sabah işe giderken karanlık havada gidiyorlar. Çıkış saatleri öğrencilerden geç olduğu için elbette aynen gittikleri gibi karanlık havada işten çıkıyorlar. Kimisi sabah çocuğunu karanlık havada okula göndermekten şikâyetçi, sabah karanlığında yapılan trafik kazalarını da örnek gösteriyorlar. Eh be güzel kardeşim, o saatler alınsaydı çocuğun belki karanlıkta okula gitmeyecekti ama karanlıkta dönecekti. Öyle ya da böyle karanlıkta yolculuk edecekti. Şimdi soruyorum size, saatlerin alındığı onca yıl boyunca hiç mi trafik kazası yaşanmadı? Mantık bu sitemlerinizin neresinde?
Bu uygulamanın kaldırılmasından şikâyetçi olan insanlara sözüm. Bakın kardeşim, kaldırılmasaydı kış saatine geçişten bu güne anca 2 buçuk ay gibi bir süre geçmiş olacaktı. Sabahların iyiden iyiye karanlığa gömülmesi Kasım'ın ortalarında başladı. 21 Aralık'ı da atlattık! Yani bir 10-15 gün daha sabretseniz yine gün ışığında işe gidebiliyor olacaksınız…
Sırf 2-3 ay işe karanlıkta gidecekleri için kış saati uygulamasının kaldırılmasına laf söyleyenler, goygoycunun, memnuniyetsizin önde gideni midir? Bu uygulamanın kaldırılmasına tepki gösterenler sırf 2-3 ay işe karanlıkta gitmemek için bütün sene ışıkları bir saat erken yakmayı göze alacak kadar fikirsiz ve şuurlarını yitirmiş midir? İşte tüm bu sorular zihnimi fena halde kurcalıyor...

YORUM YAP