Tabipler Odası Silivri Temsilciliği’nin ev sahipliği yaptığı çelenk koyma törenine; Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, CHP İlçe Başkanı Mümin Tuğlu, CHP yönetim kurulu üyeleri; Hüseyin Şahin ve Cengiz Ağpur, DP İlçe Başkanı Dilek Sütırmak, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Şebnem Bozçalı, Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı Silivri Şube Başkanı Tamam Köroğlu, sağlık kuruluşu çalışanları ve vatandaşlar katıldı.
GÖKPINAR: HEKİMLERİN SIKINTILARINI PAYLAŞMAK İSTİYORUZ
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende Doktor Ersin Gökpınar, İstanbul Tabip Odası Silivri Temsilciliği adına Dr. Fethi Bozçalı’nın kaleme aldığı 14 Mart tıp bildirgesini okudu. Son yıllarda hekimlere karşı giderek artan şiddeti ve yarattığı gelecek kaygısını dile getirdi. Hekimliği ve sağlık hizmetlerini güvenli bir ortamda yerine getirmek isteyen tüm meslektaşları adına konuşan Gökpınar, şunları kaydetti: "Ülkemizde ‘Modern Tıp Eğitimi’nin başlangıcı olarak kabul edilen 14 Mart 1827 tarihi, her yıl 14 Mart Tıp Bayramı adıyla kutlanmaktadır. İstanbul Tabip Odası, her yıl olduğu gibi son bir yıl içinde sağlık ortamında yaşanılanları, hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının sorunlarını, tüm bunlara ilişkin çözüm önerilerini gündemleştirmek amacıyla 14 Mart Tıp Haftası adıyla çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. 14 Mart 2013 bildirgesiyle, sağlık ortamında hem biz hekimlerin, hem de halkın sağlık alanında yaşadığı sıkıntıları sizlerle paylaşmak istiyoruz.
"SABİM, CANA MAL OLUYOR”
Sağlık çalışanına şiddet o kadar arttı ki 16 Nisan 2012’de Dr. Ersin Arslan arkadaşımız Gaziantep’te bir hasta yakını tarafından öldürüldü, yine 13 Kasım 2012’de Dr. Melike Erdem arkadaşımız, Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Müşteri Memnuniyet Birimi’ gibi kullanılan SABİM şikâyet hattıyla açılan mesnetsiz, bıktırıcı haksız soruşturmalara daha fazla dayanamayıp Samatya Hastanesi’nin 6. katından atlayıp canına kıydı. Türk Tabipleri Birliği(TTB)’nin sağlık çalışanına şiddetin azalmasına katkı sağlayacağı inancıyla hazırladığı ve TCK’nin bazı maddelerinde şiddet uygulayanlara daha fazla cezai yaptırım öngören ek düzenleme önerileri, hala meclis komisyonlarında bekletilirken, ölümlere yol açan SABİM şikâyet hattı sağlık çalışanlarını taciz etmeye devam ediyor.
"SAĞLIK ÇALIŞANLARI KÖTÜ KOŞULLARDA ÇALIŞMAYA ZORLANACAK”
Sağlık Hizmetlerinin tamamen özel şirketler tarafından piyasa koşullarına göre sunulmasını düzenleyen 663 sayılı yasa geçen yıl çıkarılmış, Sağlık Bakanlığının görev, yetki ve sorumlulukları adeta denetlemelere indirgemişti. TTB yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine CHP aracılığıyla başvurmuş, ancak maalesef iptal istemi kabul görmemişti. Bu yasayla birlikte Devlet Hastaneleri, Kamu Hastane Birlikleri adıyla, yaklaşık 10 bin yeni sözleşmeli profesyonel yönetici(Genel Sekreter/Ceo) eliyle kar/zarar kriterlerine göre özeldeki zincir hastaneler gibi ticari bir işletme biçiminde yönetilmeye başlanıldı. Ancak bu işletmelerin sonradan BEDAŞ, Köprü ve Otoyollar gibi özel girişimcilere pazarlanıp, tamamen satılacağı bilinmelidir.
Kamu Hastane Birliklerine hazırlık amacı taşıyan performansa dayalı çalışma biçimi, verimlilik, giderlerin kısılması gibi gerekçeler bahane edilerek, sağlık çalışanlarının uzun çalışma sürelerine karşılık ücretleri düşürülecek, iş ve ücret güvencesinden yoksun, daha kötü koşullarda çalışmaya zorlanacaktır.
"SAĞLIK BAKANLIĞI HALKTAN NE KADAR ÜCRET ALACAĞINI AÇIKLASIN”
Kamu-Özel işbirliği ile 43 bin hastane yatağı yenilenirken, Sağlık Bakanlığı, yapılacak hastanelerin toplam yapım maliyetinin on katı parayı(yaklaşık 53 milyar TL) 25 yıllığına özel şirketlere kira bedeli olarak ödeyecek. Şanslı özel şirketler hem yeni yapacakları hastanelerden elde edecekleri kira gelirleri hem de arsa değeri oldukça yüksek eski hastanelerin (Şişli Etfal, Taksim İlk Yardım, Haydarpaşa Numune vs) yerlerini büyük alışveriş merkezleri yaparak kendilerine oldukça önemli kazançlar sağlayacaklar. Ayrıca sağlık çalışanları, kurulacak taşeron şirketlerde, iş, ücret güvencesinden yoksun, düşük ücretler karşılığında çalıştıracaklar. Şehir Hastaneleri adıyla ultra lüks hastaneler yapıp,halka daha iyi sağlık hizmeti sunacağını iddia eden Sağlık Bakanlığı,tüm bu hizmetler karşılığında halktan katkı,katılım,ilave ücretler adı altında ne kadar ücret alacağını açıklamaya davet ediyoruz.
"VATANDAŞIN SAĞLIK HAKKI GASP EDİLİYOR”
Halkın sağlık hakkı her geçen gün daha fazla gasp edilmektedir. Başta özel hastanelerde alınan ücret farklar olmak üzere, yine kamu-özel tüm sağlık hizmet birimlerinde katkı, katılım, ilave, reçete, ilaç yüzdesi gibi adlar altında alınan ve birçok kalemden oluşan cepten ödemeler halkın sağlık hizmetlerine ancak ilave ödemlerle ulaşabildiğini göstermektedir. Genel Sağlık Sigortası’nın zorunlu hale getirilmesiyle birlikte, halkın ödediği yüksek primlere rağmen ek olarak cepten yapılan ödemeler, özellikle kronik ve tedavisi pahalı hastalıklarla mücadele eden hastalar açısından oldukça tahammül edilemez hale gelmiştir.
Sağlık çalışanlarına dayatılan performansa dayalı çalışma sistemi, mesleki bağımsızlığı zedeleyen uygulamalar sağlık hizmetinin niteliksiz hale gelmesine, toplumun iyi sağlık hizmeti alma hakkı göz ardı edilmiştir. Çok hızlı hasta muayene etmeye, kapasitesinin üstünde ameliyat yapmaya, gereksiz tetkik yapmaya, ilaç yazmaya zorlanan hekim ve sağlık çalışanın topluma nitelikli sağlık hizmeti vermesi beklenmemelidir. Aile Hekimliğiyle Birinci Basamak Sağlık Hizmet Birimlerinde, Kamu Hastane Birlikleriyle Kamu Hastanelerinde çalışan meslektaşlarımıza, Özel Sağlık Birimlerinde çalışan arkadaşlarımızın şimdi yaşadıkları gibi iş güvencesinden yoksun esnek çalışma koşulları dayatılmaktadır. Ayrıca emekli hekim arkadaşlarımızın aldıkları oldukça düşük emekli maaşları nedeniyle, sürekli çalışmaya mahkûm edildiklerini tüm kamuoyunun bilmesini isteriz.
"HALKA EŞİT VE ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİNİN MÜCADELESİNİ HER PLATFORMDA VERECEĞİZ”
Biz hekimler ve sağlık emekçileri, bu mesleğin maddi karşılığının ötesinde derin bir vicdani sorumluluğu olduğu bilinciyle, herkese insan olduğu için, bu ülkenin yurttaşı olduğu için, eşit, nitelikli sağlık hizmetinin sunulmasının insani bir hak olduğunu düşünüyoruz. Toplumun sağlık ihtiyaçlarını yeterince karşılasın diye ödediğimiz her türlü verginin karşılığında, halkın tüm sağlık ihtiyaçlarını bir kuruş cepten vermeden genel bütçeden karşılanabilineceğini biliyoruz. Biz hekimler sadece insanca yaşayabilecek bir ücret, şiddetten arınmış çalışma ortamı, iş güvencesi, mesleki bağımsızlık, halka eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti sunulmasını istiyoruz. Bunun için tüm sağlık örgütleri olarak her platformda bunun mücadelesini vereceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”
ATA’NIN HUZURUNDA ÇELENK SUNDULAR
Törende Atatürk Anıtı’na; İstanbul Tabip Odası, ilçemiz Özel Hayat, Kolan, Anadolu Hastanesi ve Serene Tıp Merkezi çelenk bıraktı.
DOKTORLARDAN 14 TALEP
Türk Tabipleri Birliği (TTB) nin 14 Mart Tıp Haftası vesilesiyle 10 Sağlık Örgütüyle birlikte hazırladığı, 14 başlık altında toplanan taleplerini sıraladı. Sağlık Bakanlığı ve kamuoyuna da sunulan talepler şöyle:
1. Emekli hekim ücretleri acilen iki katma çıkarılmalıdır.
2. Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastalan "puan”a dönüştüren mevcut "performansa göre ücretlendirme” sisteminden ivedi olarak vazgeçilmelidir. Kamuda çalışan hekimlerin ücretleri, Türk Tabipleri Birliği’nin hazırladığı "Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nda önerildiği şekilde iş güvenceli tek bir işte çalışarak insanca yaşamaya, mesleki gelişimi sürdürmeye yetecek, emekliliğe yansıyacak biçimde düzenlenmelidir. Daha önceki Tam Gün uygulamaları nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalan hekimlerin eski görevlerine dönebilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
3.Sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkını güvence altına alacak düzenlemeler ile sağlık ortamlarının şiddetten arındırılması için Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan öneri doğrultusunda Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişiklik yapılmalıdır.
4. Hekimleri ve sağlık çalışanlarını kamuoyu ve hastalar nezdinde küçük düşürücü tutum ve söylemlere son verilmeli; Alo 184 Sabim Haiti’nin faaliyetleri öncelikle durdurulmalı ve akıbeti sağlık çalışanlarının örgütleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
5. Hekimlerin hastalarına yeterli süreyi ayırabilmelerine ilişkin düzenlemeler yapılmalı, kamuda ve özel sektörde hekimlere yirmi dakikadan daha kısa süre içerisinde hasta randevusu verilmemelidir.
6. Birinci basamakta çalışan hekimler arasındaki ücret eşitsizliklerine son verilmeli, kurum hekimlerinin özlük hakları ivedi olarak artırılmalı; aile hekimleri iş güvencesine kavuşturulmalıdır.
7. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin sözleşmelerinde Türk Tabipleri Birliği taraf olarak kabul edilmeli; işten çıkarmalar Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin iznine bağlı olmalıdır. Hekimlerin diplomalarına dayalı açabildikleri ayakta sağlık hizmeti veren sağlık kuruluşlarının "lisans” adı altında hekim dışı kişilerce açılabilmesine imkân verilmemelidir. Hekimlerin serbest çalışma hakkını kısıtlayan her türlü uygulamadan vazgeçilmelidir.
8. İşyeri hekimliğini taşeronlaştıran; işyeri hekimlerinin eğitimini yetkin olmayan özel sektör girişimlerine açan, atama ve ücretlerin belirlenmesinde Türk Tabipleri Birliği’nin yetkilerini yok eden uygulamalar ivedi olarak durdurulmalıdır.
9. Hekimlerin mesleki, kişisel ve ailevi yaşamını olumsuz etkileyen başta ve öncelikle mecburi hizmet ve geçici görevlendirmeler olmak üzere çalışma yaşamındaki anti demokratik uygulamalar kaldırılmalıdır.
10. Başta asistan hekimler olmak üzere bütün hekimlerin nöbet ertesi izin hakkı istisnasız olarak uygulanmalı; 40 saatlik haftalık çalışma süresi, nöbetler de dahil olmak üzere 56 saati geçmemelidir. Normal poliklinik hizmetleri için vardiyalı çalışma uygulamaları kaldırılmalıdır.
11. Kamu sağlık kurumlarında sözleşmeli, döner sermayeden sözleşmeli, vekil, taşeron işçisi adı altında her tür güvencesiz çalıştırmaya, esnek-kuralsız, fazla çalıştırma ve angaryaya son verilmeli; taşeron şirket çalışanları da içinde olmak üzere sağlık çalışanlarının tamamı devlet memuru statüsüne kavuşturulmalıdır.
12.Ülkemizde sağlık insan gücünün planlanması ilgili tarafların katılımıyla bilimsel olarak yapılmalı, insan gücünün yetiştirilmesi sırasında tıp eğitiminde niteliği yok sayan uygulamalara ivedi olarak son verilmeli; mevcut tıp fakültelerinin öğretim elemanı, donanım vb. eksiklikleri giderilmeli; tıp fakültelerine kapasitelerinin üzerinde öğrenci alımına ivedi olarak son verilmelidir. Tıp fakülteleri hastanelerinin ekonomik, yönetsel ve akademik özerkliği korunmalıdır.
13.Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan ve yurttaşların sağlık hakkını engellemenin yanı sıra hekimlerin mesleki ve klinik bağımsızlığını yok eden bütün kısıtlamalar kaldırılmalı; hekimlerin tedaviyi düzenlemesine yönelik bütün düzenlemelerin, Türk Tabipleri Birliği ve Uzmanlık Dernekleri’nin katılımı ve bilimsel çalışmalarına dayalı yapılması sağlanmalıdır.
14.Sağlığı ticarileştiren, sağlık hizmetlerini metalaştıran, eşit-ücretsiz-nitelikli sağlık hizmetinin önündeki öncelikli engel olan sağlıktaki bütün katkı-katılım payları ve ilave ücretler kaldırılmalıdır.
Hazal BAŞARAN






