Adil Sirkecioğlu

“Bütün bölücüler toplandık, toplandık...”

Her günümüz bir öncekini aratan olağanüstülükte geçiyor. İçteki ve dıştaki gelişmelerin hızına yetişmek mümkün değil. Yüzyıl önceki verdiğimiz kurtuluş mücadelesinin tecrübesiyle bugün daha güçlü ve kuvvetliyiz. Çanakkale'de destan yazanların torunları, Fırat'ın doğusuna ve de batısına düzen verip sınırlarını güven altına almak için savaşıyor. Bu savaş terör devleti olduğu ispatlanmış ABD ile komşu olmaktan kurtulana kadar sürmek zorunda. Uzaklardan gelip Ortadoğu'yu cehenneme çevirenler defolup gitmeden huzur bulamayacağız. ABD'ye karşı çıkmayanların, Türkiye'nin haklı mücadelesine eleştiri getirmeye çalışmaları geri zekâlılık değilse hainliktir.
Şükürler olsun ki daha iki yıl öncesinde NATO'nun emrindeki subaylarını (hainlerini) temizleyen Türk Ordusu yapılamazları gerçekleştirerek dosta güven, düşmana korku veriyor. Bir avuç kanı bozuk haricindeki bütün millet dualarıyla destek oluyor, gerekirse biz de gideriz diyor. Aydınım diyen karanlık adamlar bildiri imzalıyor. Türklüğü kabul etmeyen doktor ve mimarlar “savaşa hayır” utanmazlığını sergileyebiliyor. Çevre derneğinin sesi çıkmadı. O bölgenin tarumar olmasını çoktan kabullenmiş gözüküyorlar. Bakanlar Kurulu onayı ile verilmiş olan Türk isminin ağırlığı altında ezilmiş olan STK'lar paspaslık vazifelerini layıkıyla yapma telaşı içindeler. Dış güçlere paspas olma niyetleri kendilerini ilgilendirir. Maşa olmalarını engellemek bizim görevimiz. Bu konuda daha fazla yazıp öz vatanımda parya olmak istemiyorum.
Bütün beklenti ve darbelere rağmen ekonomi rayında. Borsa rekor üzerine rekor kırıyor. Döviz düşmanın beklediği kıpırdanmayı göstermedi. Derecelendirme kuruluşları bile puan kırmanın bir işe yaramadığını anlayıp havlu atmış durumda. Yüzyıl önce toplu iğne yapamazken denize dökebildiklerimizi, bugünkü imkânlarımızla sınırlarımızdan püskürtebilecek güçteyiz. Kıtalar ötesinden gelen Anzak torunları mahcubiyetlerini birlikte anma programlarıyla gidermeye çalışıyorlar. Emin olun torunlarımız Amerikan torunlarıyla Fırat'ta birlikte anma programı yapıp, şehitlerimize dualar gönderecekler.
Bilinen tarihimize göz attığımızda kahramanımın bol olduğu kadar, hainimin de çok olduğunu anlıyorum. Her devirde gurur duyduklarım yanında, utanç duyduklarım da var maalesef. Takdir-i İlahi olmalı. Hainimle mücadele antrenman yerine geçiyor belki de düşmana karşı üstün olma avantajı sağlıyor. 70'li yıllarda silahlandırılan Rumlar Kıbrıs'ta kaçacak delik ararken; bu günlerde ağır silahlarla donatılan, maaşa bağlanmış çapulcular hüsrana uğrayacaklar. Barzani'ye umut bağlayanların, yeni beklentileri de boşa çıkacak. Kudüs'ü başkent yapma telaşındaki İslam düşmanları döktükleri kanda boğulacaklar.
Terörle mücadeleyle birlikte günlük hayatta devam ediyor. CHP genel kurulunu gerçekleştirdi. Sırada MHP ve Ak Parti var. Girdiği her seçimi kaybeden Kılıçdaroğlu, genel başkanlığı bileğinin hakkıyla bir daha kazandı. Bahçeli çok önceden belirlediği tarihte yapmanın haklı gururunu yaşayacak. Hiçbir güç dediğini yaptırmasını engelleyemedi. Şapka çıkarıp, takdir etmek zorundayız. Ak Parti'de genel kurul hazırlıkları sürürken, İstanbul büyük sorun olarak sürekli erteleniyor. CHP ve İyi Parti kongrelerinden sonra MHP genel kurulu bekleniyor olabilir. İstanbul'suz bir genel kurul benim için sürpriz olmayacak. Erdoğan neylerse güzel eyler deyip bekleyeceğiz.
“Adalet ve cesaret” ismi verilen CHP kongresi derin izler bıraktı. Adaleti yürümekle bulamayan Kılıçdaroğlu, kendi kongresinde de sağlayamadı. 49 garabeti CHP tarihine altın harflerle yazıldı. 1081 imza ile teklif edilip 790 oy almak cesaret ve demokrasi adına gurur duyulması gereken bir özellik. Her konuda görüş açıklayıp gönülleri fetheden Bahçeli'nin bu konudaki düşüncesi merak edilir. Tecrübeli bir genel başkan olarak Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğine eminim! Silivri siyaset dünyasında Işıklar'ın 49 imzanın içinde olup olmadığı merak edilir. Bu konuda farklı düşünce ve yaklaşımlar var. Sakın ha gaza gelip (hele de benim) açıklama yapmasın. Bir anda adaylığı rafa kalkabilir. Her şeye rağmen en güçlü aday olma şansı devam ediyor. Ak Parti İstanbul'u ve Silivri'yi çözeme iradesi gösteremezse kazanması da garanti. Erdoğan iktidarını Kılıçdaroğlu'na borçlu olduğu gibi Işıklar da başkanlığını Erdoğan'a borçlu.
CHP kongresinde kaybetmiş gözüken İnce'nin “Kaybeden gitmedikçe, kazananı gönderemeyiz” sözü gelecekte atasözü muamelesi görecek. Ulusalcısını, vatanseverini, demokratını kovalayıp partiyi mezhepçi ve bölücü bir çizgiye oturtan Kılıçdaroğlu iktidar olmaktan korkuyor, istemiyor. Hayattayken Atatürk'e düşman olanlar, Kılıçdaroğlu vasıtasıyla Atatürk'ten intikam alıyorlar. Bölücü ve haince söylemleri ve isimleri ben sıralamayacağım. Sizler benden daha iyi takip ediyorsunuz. Muharrem İnce'nin nazarlık misali pamuklara sarılıp muhafaza edilmesi görmek istemeyenlere verilen rüşvet misali. CHP kalesi kabul edilen Edirne ve Trakya'ya yapılan delege haksızlığını milli birlik ve bütünlüğe vurulan en büyük darbe olarak görüyorum. 200 (yazıyla iki yüz) oya verilen bir delegeliği tam bir utanmazlık kabul ediyorum.
Işıklar'ın son zamanlardaki davranış ve söylemlerini salt MHP oylarına talip olmayla izah etmek anlamsız. Samimi ve içten olduğuna inanıyor takdir ve tebrik ediyorum. Silivri'nin her köşesini Atatürk panolarıyla donatması, Afrin'e Ak Parti temsilcilerinden daha çok sahip çıkması sırf oy uğruna yapılacaklar sınıfında olamaz. Partisiyle ters düşme pahasına yapılıyor olması daha bir anlamlı.
Trakya ve sahillerde oy patlaması yaşayan CHP'nin bölücülerin oylarına talip olmasını anlayamıyorum. 25+10=35 hesabı yapılıyorsa büyük hata. On değil de gelse gelse belki beş gelir ama bilinsin ki on beş-yirmi gider. Bu gelişme CHP için olduğu kadar, Türkiye içinde sakıncalı. Partilerine sahip çıkamayan Atatürkçülerin yeni adresler aramalı sevinilecek bir durum olamaz. Bütün bölücüleri toplama niyetindeki Kılıçdaroğlu yabancı ülkelerin elçilerini toplayıp, destek isteyebilir. İsminden başka hiçbir milli tarafı kalmayan STK ile işbirliği yapabilir. Varsa Ak Parti içindeki (ben var olduğuna inananlardanım) bölücülerle ittifak kurabilir. Önümüzdeki seçimlerde CHP'nin propaganda şarkısının “Bütün bölücüler toplandık, toplandık. CHP'de yuvalandık.” olmasını 49 mükerrer oyla teklif ediyor, kabulünü rica ediyorum.
Silivri'nin son köprüsünü de kaybettik. Bölücüler Silivri'yi bölme ve ulaşılmaz olma teziyle master yaptılar. Yayalar için hiçbir geçiş düşünmeden kepçe vurulan köprüyü yaşlı ve anlamsız gözlerle seyrediyoruz. Çalışmaların ilk başladığı gün eski meclis üyemiz Tevfik Duru'nun “Git kendi gözlerinle gör” telefonuyla çalışma yapılmayan yere intikal ettim. Çalışılmayan ama kapatılan bölgeyi gezerken bastonuyla yürümeye çalışan Silivri'nin Şeker Nine'siyle karşılaştım. “Karşıya nasıl geçeceğim oğlum?” sualine 150 m ilerideki köprüyü (2 gidiş 2 geliş, 4 şeritli yapılıp, otopark olarak kullanılan) gösterdim. 20 m geçebilmek için 350-400 metre yürümek ömrüne ömür katacak, sebep olanlar hayırla anılacaktır. Karşılaştığım iki zabıtaya ne zaman biter dediğimde, Işıklar'ın tekrar kazanacağını müjdelercesine en az iki sene sürer dediler. Yüzlerindeki sinsice tebessüm beni tanıdıklarının göstergesi olabilir diye düşündüm. Allah vermesin ama Silivri'yi işgale kalkışacak düşman askerleri emin olun bütün köprüleri kapatamaz. Şer güçler el ele verdiler, yemin ettiler Silivri'yi yaşanmaz hale getirdiler. Esnaf kan ağlarken, insanlar yürüyemez hale geldi. Köprüler, tüneller, kanallar, uçaklar yapmakla övünen Türkiye'de; Silivri'ye yapılanlara göz yumanları cezalandırmamak yakışmıyor. Şehr-i eminimize erkete vazifesini yaparcasına astırdığı pankart yakışmamış. Keşke altına ilave etseydi. “Silivri'de yaşamak güzel!”
İstenirse yapılacak köprünün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'na yetişeceğini düşünüyorum. Çocuklarımızın bu mutlu gününde sahilde dolaşmalarına engel olmak hiç hoş olmaz. Hangi görüşü savunursa savunsun bütün köşe yazarlarımıza çağrı yapıyorum. On gün içinde ikişer yazıyla köprümüze sahip çıkıp, kalemin gücünü gösterelim. 23 Nisan'da açılacak köprü Silivri'ye, insanımıza, esnafımıza ve savunduğumuz değerlere büyük fayda sağlayacaktır.
Ağam kızar, paşam bozulur tedirginliği yaşayanlar; adaletten ve cesaretten nasiplenmeyenler bu yazımı okumamış olsunlar.
Çok uzun olduğunun farkındayım. Yakında tekrar buluşmak umuduyla…
Barış için savaşmadan, köprü için yazmadan kalmayın.

YORUM YAP