Üniversite sınavında Türkiye 44'üncüsü olmak... Olağanüstü bir başarı. Çağımızın psikolojik sorunlarından biri başarıya rağmen mutlu olmamak.
Başarı yükseldikçe, beklentiler de yükselir.
Bu tip akademik üstün gençlerde mükemmeliyetçilik, en önemli psikolojik risktir. Burada başarı önemli değil, ulaşılmayan önemlidir. Dışarıdan bakılınca çok büyük bir başarı. Fakat iç dünyada "Neden birinci olamadım?" Bu durum başarıyı küçümseme kusurları büyütmedir. Bu bireyde yetersizlik hissi yaratabilir. Öz saygı ve öz değer bazı gençlerde "Başarılı olursam değerliyim" inancıyla gelişir. Sınav sonucu da kendi değerinin göstergesidir. Bu beklenti farkı ağır bir hayal kırıklığıdır. Görünmez baskılardan biri de sosyal karşılaştırma oluyor.
Günlerce, aylarca tek bir hedef için çalışan öğrenciler sınav sonuçlandığında mutluluk yerine boşluk hissi yaşayabilir. Beyin, hedef sonlandığında duygusal rahatlama da zorlanır. Psikolojide buna “ hedef sonrası boşluk “denir.
Asıl sorun ailelerde, "İlk beşe girebilirdin" "sen daha fazlasını yapardın" "iyi niyet gibi ifadeler başarıyı gölgeler. Oysaki çocuklarımız takdir etmek sevinilen bir başarı yaşatmak emek ve başarılarının kıymetli olduğunu hissettirmektir.
Anne ve babalar olarak çocuklarımızın sadece başarısı değil, onlarla gurur duyabilen şefkat gösteren yaşamdan doyum alan başarıyla yaşayabilme becerisini öğretmeliyiz.
Uzm. Klinik Psikolog
Gül Dümen






