Sevginar Sali

Hadi itiraf et...

Geçen gün Selimpaşa'dan bir meslektaşımla cenazeden dönerken, “Eskiden her şey sanki daha güzeldi…” cümlesi ortama ağır bir kütük gibi düştü. Özlediğimiz şeyler sayılıp dökülürken, ne kadar ilkel şartlarda çalışıp, o vakitleri özlemenin de neyin nesi olduğu uyuşmazlığı oturdu içime.
Şimdiki mükemmel profillerimizde, dünyanın seyrine açtığımız muhteşem hayatlarımızda battığımız mutsuzluğun acı tadı vurdu dilime…
Değiştirmeye çalıştıklarımız, yetişmeye uğraştıklarımız, kendimize bile itiraf etmekten soluk soluğa kaçtıklarımız…
En son ne zaman avaz avaz şarkı söylediniz mesela…? (Yüksek sesle şarkı söylediğinizde stres seviyeniz giderek düşer ve rahatladığınızı hissedersiniz. Şarkı söylemek, endorfin ve oksitosin salgılanmasına yardımcı oluyor.)
Kıyafetleriniz terden sırtınıza yapışana kadar ne zaman dans ettiniz ya da…?! (Dans etmek, stres azaltan ve mutluluk duygularını arttıran kimyasallar olan dopamin ve serotonin maddelerinin salgılanmasına yardımcı olur. Birçok çalışma ortaya koyduğu üzere, dans etmek baş ağrısı ve sırt ağrısı gibi fiziksel ağrıları hafifletmekte oldukça faydalı bir yöntem.)
Yaz yaktı kavurdu, denizin tadını kaçımız çıkardık? (Denize girmek sinirleri sakinleştirerek stresi azaltmaya yardımcı olur, cilt gözeneklerini açar, vücudunuzdaki kan dolaşımını sağlar, üst solunum yolu rahatsızlıklarına iyi gelir.)
Saydığım üç eylem de sadece kendinize ayıracağınız bir kaç saate bakar! Ne para ne büyük imkan ister! Yaptık mı peki?
Patronuna, iş arkadaşına, komşuna, trafikte sevimsiz şeyler yaşadığın sürücüye, eşine kızmaya vakit bulup omuzlarındaki yüke ruhunu daraltacak ağırlıklar yedeklemeye zamanın oldu da (sosyal medyada harcadıklarına girmiyorum bile), kendi iç dünyanı arındırmaya birkaç saat ayıramadın demek!
Sen kendine neyi layık görüyorsun bir bak da sonra istersen yine çevrendekilerin davranış ve tutumlarından şikayet etmeye devam et!
Çok daha fazla mutlu anların, güzel şeyler yaşadığın bir hayatın olabilir. Bunu senin için senden başkası yapamaz.
Olduğun hali kabul et. İstediğin için mücadele et. Ve ne yaşarsan yaşa kendine bunu itiraf et, kaçma gerçeğinden…
Art niyet, kaygı, mutsuzluk, isteksizlik, asabiyetle açılan kapıdan, oturulan koltuktan, adım atılan işten kimseye fayda da hayır da gelmez.

CELÂL ŞENGÖR'ÜN MOTİVASYON ÖNERİLERİ
1. Ah vah etmeyi bırakın, işinizin başına geçin.
2. Bir kere bakmak yetmez, aynı konunun defalarca üzerinden geçin.
3. Tutkunu olmadığınız işi meslek edinmeyin.
4. Yaptıklarınızı mutlaka kayıt altına alın.
5. Yazarak çalışmak en akıllıca yöntemdir, bunu uygulayın.
6. Ne iş yaparsanız yapın, kitap okumanın önemini görmezden gelmeyin.
7. Şans, hazırlıklı zihinleri tercih eder, başkalarının ne kadar şanslı insanlar olduklarını düşünmeyi bırakıp kendi şansınızı yaratmak için zihninizi hazırlayın.
8. Bazen tembellik etmek durup dinlenmek ve doğanın size verdiklerini izlemek hakkımızdır. Ancak rehavete kapılıp ipin ucunu kaçırmayın ve çalışmaktan kaçmayın.
9. Hafızanızı güçlendirmek için beyninizi çekmeceli dolap gibi kullanın ve her bilgiyi ilgili alana yerleştirin. Beyninize bir torba gibi davranmayın.
10. Her insanın çalışma düzeni kendine özgüdür işinize yarayan ve sizi başarıya ulaştıracak olan neyse kendi yöntemleriniz olarak geliştirin.
*Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor /
Celal Şengör

GÜNÜN SÖZÜ
“İstasyonda tren gelince herkes vagonları karşılar kimse lokomotifi karşılamaz!”
*Celal Şengör

YORUM YAP