Adil Sirkecioğlu

DARBE (367) ÖZLEMİ


Yeni başbakanımız ve cumhurbaşkanımız hayırlı olsun. Devletimize, milletimize iyi hizmetler yapmalarını istemek, beklemek, temenni etmek hepimizin ortak düşüncesi olmalı. Onların hata ve yanlışları oy versin vermesin bütün bireylere zarar verir. Doğruları da top yekun fayda sağlayacağı şuuruyla hareket edersek anlaşamayacağımız konu olamaz.

Bir ay öncesinde cumhurbaşkanı tariflerinin, milletin tarifiyle uyuşmadığı ortaya çıkanların bu gün uygun bulmadıkları insanın biran önce başbakanlığı bırakıp, cumhurbaşkanlığı görevine başlaması aceleciliğini ibretle izledik. Kurucusu olduğu partiden ayrılma şeklini, helalleşmesini beğenmeyenler; milletten aldıkları yetkinin ağırlığını ölçsünler. Kendi partilerinin gözünde bile hafiflemiş olanların; iktidar partisi ve cumhurbaşkanı üzerinde ağırlığı olamaz.

Hatırlamakta büyük fayda var. Bu gün Abdullah Gül bir dönem daha devam etse diye bekleyenler, 2007 yılında Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığını engellemek ve geciktirmek için her türlü gayreti göstermişlerdi. Meşhur Cumhuriyet Mitingleri, meclisten kaçmalar, meclise girmeyerek görev yapmış sayılmalar, muhtıra ve 367 garabeti. Yapılan çirkinlikleri bugüne faydası yok ama hatırlamak şart oluyor. Bu demokrasi dışı davranış ve çirkinlikleri sergileyenler, aynılarını bugün gerçekleştirememenin ızdırabını yaşıyorlar.Demokrasi dediğimiz çağdaş yönetim tarzında çirkinliğin cezası sandıktan çıkan sonuç olduğunu anlamayana anlatmak çok zor.

Cumhurbaşkanlığı yemin töreninde Ahmet Necdet Sezer özentisi bir vekil iç tüzük kitapçığı fırlatmış. Sezer Anayasa kitapçığını rahmetli Ecevit’e attığı zaman ekonomik kriz patlamıştı. Vekil Türkiye ekonomisinin sağlamlığını test etmek istemiş olabilir. Borsa çökmediği, dolar fırlamadığı için mutlu olmuştur, mutlu olduk. Bize bunu ispatlayan vekile şükranlarımı sunarım. Askeri birliklerce meclisin kuşatılmasını tercih ederdi ama bugün yapabildiği kitapçık fırlatmak. Nerden nereye. Zararsız hale getirebilmek AK Parti hükümetinin en büyük başarısı kabul edilmeli.

Eşinin başı kapalı diye yolunu değiştiren, cumhurbaşkanı seçmeyi görev kabul eden, ramazan ayında ‘’oğlum bana rakı getir’’ komutuyla manşet olan, rakıyı rejimin teminatı kabul edip, ettiren subayların yokluğu darbe özlemi içinde olanları büyük üzüntüye sevk ediyor. Hele de 27 mayıs ihtilalından sonraki idamlardan mutluluk duyanları kahrediyor. Yapacak bir şey yok. Türkiye gelişiyor, çağdaşlaşıyor. Başı açık beyni yobaz olanlar bu çağdaşlaşmaya ayak uyduramazlarsa gerici kalmaya mahkum olacaklar. Memlekete verdikleri zarar ve tahribatın tamiri uzun zaman alsa da giderilecek ve Türkiye her yönden yıkılmaz kale olacak.

Çatı aday konusunda birlikte tavır sergileyen MHP olması gerektiği hüviyete dönme sinyalleri veriyor. CHP’lilerin çılgınlıkları karşısında ‘’Titre ve kendine dön ‘’ düsturunu hatırlamış olabilirler. Trakya ve sahil MHP’lileri bu hali yadırgayıp eleştireceklerdir ama tersi bir davranış Anadolu’yu kaybettirir. Bu da baraj altına tekrar yuvarlanmak demektir.

Bir olumlu tavırda Silivri MHP’den. İlçe Başkanlığının bonzaiye karşı açtığı savaşta hepimiz üzerimize düşeni yapmalıyız. Şenol başkan siyasi partilerin tek görevinin siyaset yapmak olmadığını gösterdi. Kutluyorum. Emniyetimiz paralel yapı soruşturma ve operasyonlarından etkilenmediyse bu konuya daha fazla hassasiyet göstermeli. Okulların açıldığı günde okul çevrelerinde satıcı görmek istemiyorum demek vatandaşlık görevim. Görmemi engellemek emniyetimizin görevi. Yapılacak ilk huzur toplantısına bu konuyu halletmiş olmanın huzuruyla katılmak isterim.

Işıklar’ın basınla ve insanlarla iletişim kurma noktasında hayli mesafe aldığına hep birlikte şahit oluyoruz. Başkanlık ve yöneticilik konusunda aynı düşünmesem de, ilişki kurma kolaylığına şapka çıkarıyorum. AK Partiye geçecek dedikodularına aldırmadan, AK Partililerle görüşebilen, başkan hizmet noktasında zayıf kalma görüntüsünü bile karşı tarafa yıkabiliyor. Seçim kazanmadaki en etkili silahını muhteşem bir şekilde kullanmaya devam ediyor.

Sevginar’ın Işıklar röportajını okumuşunuzdur. Üst üste güzel röportajlara imza atıyor. İmrenmiyorum desem yalan olur ama benim yapacağım iş değil. Işıklar’ın basını ve de Hürhaber’i ustaca kullandığının göstergesi kabul ediyorum. Verdiği cevaplar CHP’li bir belediye başkanının ötesine geçemiyor. Ne kadarı resmi, ne kadarı kendi görüşü diye kafa yordum; kendi görüşü olabilecek satır bulmaya zorlandım. ‘’% 65’le seçilme tehlikesi önlendi’’ sözünü ve başarısını kutluyor hatta ayakta alkışlıyorum.

Sezer’in oy kullanmamasını bende ibretle karşıladım. Bununla birlikte bir sonraki seçimde aynı tavrı İhsanoğlu da sergilerse benim için sürpriz olmayacak. MHP ve CHP en basit vatandaşlık görevini bile yerine getirmeyenleri aday yapar ve umut bağlarken daha fazla düşünmeli. Teferruat sayılabilecek konular bile sıkıntı verirken kurultay yapsan ne olur, yapmasan ne olur?

Yazar kasa atılan günlerden, anayasa fırlatılan daha sonra içtüzük uçuşturulan günlere geldik. Ne yapılırsa yapılsın iktidar ve çoğunluk sandık atmama olgunluğu gösterecektir. Demokrasi çoğunluğun azınlığa tahakkümünü önlemek için vardır. Daha fazla da ve önemlisi azınlığın çoğunluğa tahakkümünü önlemek için olmalıdır. Anlaşılmak istenmeyen husus budur.

Sandıksız, kitapsız kalmayın; saygılı kalın.


YORUM YAP