31 Mart, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun göreve seçilmesinin ikinci yıl dönümüydü. Yerel basında adet olduğu üzere bu tür yıl dönümlerinde bir muhasebe yapılır; hizmetler konuşulur, yatırımlar değerlendirilir, verilen sözlerle ortaya çıkan tablo karşılaştırılır.
Ben de tam böyle bir değerlendirme yazısı kaleme almayı düşünürken, neredeyse bir yıldır İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve ardından ülke çapında tüm CHP'li belediyelere doğru genişleyen operasyonların son Bursa halkasının gölgesi bu yazının çerçevesini ister istemez değiştirdi.
Çünkü süreç yalnızca CHP'li belediyelere yönelmiş bir görünüm kazandıkça, bunun siyasi bir operasyon olduğu yönündeki algı da kamuoyunda daha güçlü hissedilmeye başlandı.
Elbette aralarında gerçekten yolsuzluk iddiaları nedeniyle başlatılmış soruşturmalar vardır. Ancak hukukta kullanılan bir ifade vardır: esastan çok usule ilişkin itiraz.
Bir mahkûmiyet kararı kesinleşmeden, hatta iddianameler hazırlanmadığı halde aylarca cezaevinde tutulan belediye başkanlarının bulunduğu bir ortamda, CHP'li başkanların yerel yönetim performansını yalnızca asfalt, kaldırım ve yatırım üzerinden tartışmak adil bir değerlendirme olmaz.
İktidarın yarattığı atmosferde CHP'li bir belediye başkanını tüm yönleriyle rahatça eleştirmek de kolay değil. Çünkü insanlar her zaman sahip oldukları şartlar içinde değerlendirilmek zorundadır.
BEKLENTİLER GERÇEĞİ ŞEKİLLENDİRİR
Her kişinin gerçeği beklentisi ölçüsünde şekil alır.Bora Balcıoğlu'ndan çok şey bekleyenler için ortaya çıkan tablo bir hayal kırıklığı olabilir. Ama baştan daha sınırlı beklentiyle yaklaşanlar açısından bakıldığında sürecin kötü gitmediğini söyleyenlerin sayısı da az değil.
Silivri kamuoyu aslında şunu biliyor: Bora Balcıoğlu büyük yatırım sıçramaları yapacak bir belediye başkanı beklentisiyle seçilmedi.
Seçim kampanyasının dili de bunu gösteriyordu.
Rahat ve gerilimsiz bir belediyecilik anlayışı üzerine kurulu bir kampanya yürütüldü. Proje tanıtım toplantılarında elbette çeşitli başlıklar açıklandı. Ancak Silivri'nin gerçeklerini bilen, ülkenin koşullarını gören ve Bora Balcıoğlu'nun siyasal tarzını tanıyan herkes bu projelerin önemli bir bölümünün hayata geçemeyeceğini zaten öngörebiliyordu.
DEĞİŞMEYEN BAŞKAN PROFİLİ
Bora Balcıoğlu'nun en güçlü taraflarından biri seçim öncesinde neyse bugün de aynı kalan yönü:Halkla ilişkiler.
Silivri'de bu konuda neredeyse ortak bir kanaat var. Başkan olmadan önce nasılsa, başkan olduktan sonra da aynı Bora Balcıoğlu.Yerel siyasette değişmemek bazen en büyük değişimdir.Bu durum seçmen açısından güven verici bir tablo oluşturuyor.
Ancak işin bir de başka boyutu var.
BAŞKANLIK BİR ORGANİZASYON MESELESİDİR
Seçim kazanmak ile belediye yönetmek aynı şey değildir.Önceki Bora Balcıoğlu ile Silivri Belediyesi arasında kurulması gereken önemli bir yönetim organizasyonu şeması ve sağlanması gereken disiplin vardı. Bunun ilk iki yıl içinde tam anlamıyla oluşmaması büyük bir handikap olarak görülmeyebilir. Ama bundan sonrası için her şey çok daha acil.
Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik zemininin bu kadar kaygan olduğu bir dönemde Silivri Belediye Başkanlığı görevini sürdürmek ve kurumu kilitleyecek bir kriz yaşamadan ikinci yılın sonuna taşımak başlı başına bir başarı ölçütü olarak değerlendirilebilir.
Çünkü artık içinde bulunduğumuz dünyada öngörülebilir sonuçlar ve hesaplanabilir süreçler giderek ortadan kalkıyor. Yerel yönetimler dâhil olmak üzere kamu yönetiminin her alanında planlama kadar belirsizlikle baş edebilme kapasitesi belirleyici hale geliyor.
Bu nedenle bir belediye başkanını değerlendirirken yalnızca gerçekleşen projelere değil, zorlaşan şartlar altında sürdürülebilirliği sağlayabilme becerisine de bakmak gerekiyor.
Genel konjonktürde dezavantaj gibi görünen şey, yerelde Bora Balcıoğlu açısından bir sahiplenme duygusu üretmiş durumda. CHP'li belediyelere yönelik operasyonların yarattığı atmosfer Silivri'de de bir refleks oluşturdu ve bu, başkanın eksik bıraktığı alanlara yönelik eleştirilerin tonunu belirgin biçimde yumuşattı.
Bu durum yerel ölçekte oluşan bir sahiplenme psikolojisi ile açıklanabilir.
YENİ DÖNEMİN BAŞARI KRİTERİ
Bugün geldiğimiz noktada Bora Balcıoğlu'nun performansını değerlendirirken dikkat çeken başlıklardan biri şu:Belediyeye ve kendisine telafisi olmayan zararlar vermeden iki yılı tamamlamış olması.Üstelik seçmen gözünde “değişmeyen bir başkan” profili çizebilmiş olması.
Yerel yönetimlerde ilk iki yıl genellikle hazırlık dönemidir. Kaldı ki Bora Balcıoğlu'nun bu süreci tamamen yatırımsız geçirdiğini söylemek de doğru olmaz. Önceki dönemden devralınan projelerin sürdürülmesi ve bazı başlıklarda ileriye taşınması dahi mevcut koşullar içinde olumlu bir performans olarak değerlendirilebilir.
“Ama bugünün dünyasında başka bir gerçek daha var:Artık kazananlar çoğu zaman en çok çalışanlar değil; doğru siyasi, ekonomik ve toplumsal bağlantıları kurabilenler oluyor.”
Siyaset bilimci Bekir Ağırdır'ın içinde bulunduğumuz dönemi çok net anlatan bir diğer tespiti de şu:“Artık mesele başkalarını geçmek değil, kendi performansını en iyi noktaya taşıyabilmek. Çünkü kontrol edebildiğiniz tek alan bu.
Bugünün dünyasında sadece iyi olmak yetmez, görünür olmak da gerekir. Sadece üretmek yetmez, doğru kişilerle ilişkiler kurmak da gerekir. Sadece çaba göstermek yetmez, oyunun kurallarını bilmek de gerekir.
Ama sorun şu: Kurallar çoğu zaman açık değil. Ya da açık ama adil, ahlaklı ve hukuka uygun değil. Bu yüzden bazıları oyuna avantajlı başlar. Bazıları ise oyunun ne olduğunu anlamaya çalışırken geride kalır.”
Bugün yerel yönetimlerde başarı artık yalnızca iyi niyetle, emekle ya da samimiyetle değil; doğru ilişkileri kurabilme kapasitesiyle de şekilleniyor. Başkan Bora Balcıoğlu'nun önündeki süreçte yapması gerekenler Silivri adına güçlü kurumsal ilişkiler kurabilmesi, doğru iş birliklerini geliştirebilmesi ve bu bağlantıları somut kazanımlara dönüştürebilmesidir.
İlk iki yıl bir eşikti.Asıl değerlendirme bundan sonra başlayacak.






