SOSYOLOG: Aleyna Çalış

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği nedir? 

Toplumsal cinsiyet, toplumda erkek ya da kadın olmakla ilişkilendirilmiş olan sonradan öğrenilmiş, sosyal özellikler, farklılıklar ve ilişkiler hakkındadır. Toplumsal cinsiyet, erkekler ve kadınlar arasındaki biyolojik farklılıklarla ilgili değildir. Çünkü biyolojik farklılıklar sabittir ve insanın doğumuyla belirlenir. Bu farklılıklar değişmez. Toplumsal cinsiyet, dinamiktir. Değişime tabidir; toplumlar ve topluluklar içinde sosyal olarak oluşturulur, öğrenilir ve uygulanır. Ayrıca ekonomi, yaş, etnik köken, din ve eğitim düzeyleri gibi daha birçok faktörden etkilenir.
Toplumsal cinsiyet; erkekleri ve kadınları iki tür grup olarak temsil etmektedir. Tüm değerleri, gelenekleri ve yaşam alışkanlıklarının kapsamı altında olan cinsiyet rolleri, dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren, sosyalleşme sürecimizde, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bizlere aktarılmaya başlanıyor. Ailenin, pembe ya da mavi renkli giysiler giydirmeyi tercih etmesinden oyuncak seçimlerine, duyguların nasıl ve ne kadar ifade edilmesi gerektiğinden örnek olarak sunulan rol modellerine, anne ve babanın toplumsal cinsiyet kalıplarının ne kadar içinde, ne kadar dışında bir yaşam sürdürdüğüne kadar; farkında olduğumuz ya da olmadığımız ufacık detaylar bile, toplumsal cinsiyete dayalı ayrışmanın ilk başladığı erken çocukluk döneminde yaşamımıza girmeye başlıyor. İşte bu nedenle, kadınlık ve erkeklikle ilgili yerleşmiş ve klişeleşmiş toplumsal cinsiyet içerikli düşünceler, beklentileri sıklıkla yanlış şekillendirmektedir.
Toplumsal cinsiyet; toplumlar, kültürler ve yöreler arasında/içinde de değişiklikler gösterir. Çoğu toplumda, erkekler ve kadınlar arasında, farklılıklar ve eşitsizlikler vardır. Bu eşitsizlikler; beklentiler, karar verme fırsatları, verilen sorumluluklar, üstlenilen faaliyetler, kaynaklara erişim ve kontrol etme, istihdam fırsatları ile ilgilidir. Belirli bir konuda ve ortamda, bir erkek veya bir kadından neyin beklendiğini, nelere izin verildiğini ve ne kadar değer verildiğini belirleyebilir. Ayrıca kadınlar, erkekler, kız ve oğlan çocuklar arasındaki ilişkileri de belirleyebilir. Bu da, hem sosyal hem de iş dünyasındaki tüm toplum ve ortamlardaki bireyleri ve toplulukları etkilemektedir. Toplumsal cinsiyet, “kadınlar” veya “ayrımcılık” için bir kod adı da değildir. Toplumsal cinsiyetin sadece kadınlar için geçerli olduğu anlayışı, yaygın yanlış anlayıştır. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, kadınlar gibi, erkekler için de geçerlidir.
Diğer bir deyişle, toplumsal cinsiyet anlayışı, kadınların ve erkeklerin sosyal olarak tanımlanmış rolleri ve de bu rollerin onların toplumsal güçlerini, yaşamsal fırsatları ve kaynaklarını nasıl etkilediği ile ilgilidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi, cinsiyet ayrımı yapmaksızın bir yönetim sorumluluğu olarak desteklenmelidir.

YORUM YAP