Özgüven ve ego arasındaki ince çizgi

Özgüven, hepimizin malumu olduğu üzere; kendilikle, özle ilgili duyduğumuz güvene denir.Ego ise; kendimizi ne sandığımız ya da bizi ne sansınlar istediğimiz ile ilgilidir ki, aslında ne olduğumuzdan ne kadar uzak veya ayrık olması önemsizdir. Bu bağlamda gözden geçirdiğimizde özgüven ve ego'nun kesinlikle ve net olarak farklı iki öz algısı olduğu açıktır. Özgüvenin olmadığı haller genelde olduğumuz şeyden daha az olduğumuzu düşündüğümüz hallerde ortaya çıkar. Ne olduğumuzu sanmanın, olduğumuz şeyin bir miktar üzerinde olmasında bir beis yoktur. Zira genel kanının aksine, olduğumuz şey aslında başkalarında olduğumuz düşünülen şeyden fazla olabilir. Başkalarının ne algıladığı noktası da zaman zaman sapmaya ve şaşmaya açıktır. Olması gereken, gerçekçi bir analizle ne olduğumuzu, ne kadar olduğumuzu saptamaktır. Bunun için de kişi kendisine dair analizinde gerektiği kadar iyimser, gerektiği kadar acımasız ve gerektiği kadar analitik olmalıdır.
Ego ise; bizden büyük ve adı biz olan bir balondur. patlayana kadar uçtuğumuz yanılsamasına, patladığında çöküntüye yol açabilir. Bu sebep ile; egoyla özgüveni karıştırmamak tek başına yetmeyeceği gibi, egonuzdan mümkün olduğunca kurtulmak ve özgüven konusunda imkan dahilinde olan en yüksek kendilik algısına ulaşmak kişilik değeri için hayati önemdedir.İş bilmez siyasetçiler, kompleksli sevgililer, kavgalar içinde boğulan ilişkiler, yalancıktan toplumsal rol ve ilişkiler bu ülkenin toplumsal değerinin zayıflamasına neden olmuştur. bunda en temel etken; yüksek ego ve kıt özgüvendir.
Bu yüzdendir ki özgüven kadında da erkekte de çok çekici bir unsurdur. Toplumsal olarak da öyledir. Toplumsal rollerimizde de, aileye dair rollerde de özgüven, ayağı yere sağlam basmaya övgüdür.

YORUM YAP