“Birilerini suçlayarak kendini var etmeye çalışmak kabul edeceğim bir şey değil!”

“Birilerini suçlayarak kendini var etmeye  çalışmak kabul edeceğim bir şey değil!”

11.01.2021 13:37:06

CHP Meclis Üyesi Cabbar Doğan ile Türkiye'de yaşananlar ve Silivri'deki gelişmeleri konuştuk. CHP'nin muhalefet yaklaşımı, yerel yönetim ve İBB hizmetlerini yorumlayan Doğan, “Birilerini suçlayarak kendini var etmeye çalışmak kabul edeceğim bir şey değil!” şeklinde konuştu.

CHP Belediye Meclis Üyesi Cabbar Doğan, ülke ve Silivri gündemini Hürhaber'e değerlendirdi.
“TÜM YURTTAŞLARIN ORTAK DEĞER DEDİĞİ HİÇBİR KURUMUMUZ KALMADI”
Sevginar SALİ: Türkiye gündemine dair ne söylemek istersiniz?
Cabbar DOĞAN: Maalesef öyle bir süreçten geçiyoruz; kanun ve hukuk tanımaz, tam bir hegemonya başını almış gidiyor. Bilmiyorum sonu nereye varacak. Tüm yurttaşların ortak değer dediği hiçbir kurumumuz kalmadı. Cumhuriyet değerlerinin içi boşaltıldı. Anayasa hepimizin farklılıklarıyla sığınabileceği bir liman. Ama Anayasa tanınmıyor ve uygulanmıyor. Çok hazin bir durum. Ekonomi, dış politika, siyasetin dili çok kötü noktalara gitti.

“BUGÜN MAALESEF ÜLKEYİ YÖNETENLER İŞLERİNE GELDİĞİ GİBİ DAVRANIYOR”
Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin son kararı… Kararlara uyacağımıza dair 1950'lerde imza atıldı, zaman zaman ihlal ettik, kararları uygulamadık. Bedelini ülke olarak ödedik. Ülkenin bütçesinden gidiyor. Hükümetler, başkanlar, başbakanlar hepsi gelip geçici. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına saygı göstermek zorunluluğumuz var. Türkiye Cumhuriyeti adına imza atıldı. O dönemin şartlarında ülkeyi yöneten erk öyle uygun görmüş. İyi de yapmış ama bugün maalesef ülkeyi yönetenler işlerine geldiği gibi davranıyor.

“İNSANLARI ÖTEKİLEŞTİRME HADDİNİ NEREDEN BULUYORLAR?”
Sevginar SALİ: Ocak ayı meclis toplantısı, birinci birleşiminde AK Parti Meclis Üyesi Ömer Tekin'in açıklamalarına meclis toplantısında bir çıkışınız olsun. Sizi o isyan noktasına taşıyan sepleri açalım mı?
Cabbar DOĞAN: Ortadoğu, Türkiye'nin ve bu kültürün beslendiği bir coğrafya. O kadar gözyaşı ve kan dökülmüş ki. İnsanlar bunu hep din adına yapmışlar. Hazreti Hüseyin'i katleden Yezit bu topraklarda yaşıyor. O insanların çocukları ve torunları burada ve o zihniyet hala devam ediyor. İslam tarihinde dört ana halifenin üç tanesi suikastla öldürüldü. Biri hazreti peygamberin geleneklerini savunmak, biri de onları ihanetle suçlayarak iktidar mücadelesine giriyor. Gelinen nokta tam da budur. O zat, trol dediğimiz arkadaş zaman zaman insanları dinsizlikle suçluyor. İşte “CHP zihniyeti”, “Terör destekçileri” diye, bizi suçluyor. Böyle bir ruh yapısı var. Bu topraklarda yaşayan insanlar Dersim, Çorum, Maraş, Sivas, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat, Muhtıralar v.s. gibi olayları yaşadı. Ya bir değerin ya da dinin arkasına sığınarak pozisyon alıyor. Bu insanları çok yordu. Bu toplum buna layık değil. İnsanları ötekileştiriyorlar. Kendilerinde bu haddi nereden buluyorlar? O arkadaş da o gün partinin kurumsal kimliğine suçlamada bulunuyor. “Hain”, “Terör sevicileri”, “Din düşmanı” bunlar benim için ağır. Ben çok sabırlıyım ama insanlar bazen patlama noktasına geliyor.
Gündem Silivri'ydi, Silivri'nin sorunlarını konuşacağız. Bu insanlarda bir proje yok, spontane fikirlerini beyan edecek bilgi ve birikim de yok. İnternetten bulduğu yazıları çıkıp bize siyaset olarak yutturmaya çalışıyor.

“BİRİLERİNİ SUÇLAYARAK KENDİNİ VAR ETMEYE ÇALIŞMAK KABUL EDECEĞİM BİR ŞEY DEĞİL!”
Sevginar SALİ: Belediye Meclis Toplantıları siyasetin yapılması için uygun bir yer mi sizce?
Cabbar DOĞAN: Sert muhalefet olarak gündeme getirmek değil, temeli niyetinde dile getirmek yerinde olur. Birilerini suçlayarak orada kendini var etmeye çalışmak kabul edeceğim bir şey değil. Biz de grup olarak çıkıp konuşabiliriz ama insanları fazla meşgul etmemek adına söz almıyoruz. Grup kararı aldınız, grup sözcünüz var o zaten gerekeni yapıyor.

“YAPICI DİLLE, PROJELERLE, DESTEKLEYEREK MUHALEFET YAPACAĞIZ”
Sevginar SALİ: CHP'nin bu dönem, Silivri'deki muhalefet tarzını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cabbar DOĞAN: Türkiye'de illa polemik, kavga dilini kullanmayı muhalefet sanan bir kitle var. Biz onu benimsemeyeceğiz. Yapıcı dille, projelerle, destekleyerek muhalefet yapacağız. Temel stratejimiz bunun üzerinden yürüyecek. Yakın bir zaman içinde bir toplantı düzenleyeceğiz. Yeni döneme ilişkin, 2021 yılında bir stratejik yol ve yeni bir perspektif belirleyeceğiz. Nasıl bir muhalefet sergileyeceğiz bunu değerlendireceğiz. Örgütün içinde biraz rahatsızlıklar var. Kendini ifade etmeme sorunu var. Plansız, örgütsüz, birilerinin söylemiyle siyaset yürütülüyor algısı var. Bunu değerlendireceğiz.

“SİLİVRİ'NİN CAN ALICI İKİ SORUNU VAR”
Sevginar SALİ: Sizce Silivri'nin önümüzdeki süreçte mutlaka takip edilip çözüme kavuşması veya yola konulması gereken başlıca meseleleri nedir?
Cabbar DOĞAN: Silivri'nin en acil sorunlarından biri otopark. Bu sorunun takipçisi olacağım. Grup olarak zaman zaman bunları tartışıyoruz. Belediyenin de tek başına çözemeyeceği sorunlar oluyor. Silivri'yi ortadan hançer gibi kesen bir E-5 (D-100) karayolu var. Battı-Çıktı mı, Asma şeklinde mi yapacağız, Silivri'nin etrafından mı dönülecek? Bu iki sorun Silivri'nin can alıcı noktası.

“MERKEZDE YAŞANAN YOĞUNLUĞU DAĞITMAMIZ LAZIM”
Eski köy yerleşim planıyla kurulan Silivri şimdi 200 bin nüfuslu ve küçücük bir alana hapsedilmiş. Kamu kurumları, bankalar, çarşı merkezi küçük bir alana hapsedilmiş. Trafik yoğunluğu ve insan sirkülasyonuyla Silivri felç oluyor. Bunun çözülmesi lazım.
E-5 Karayolu ortadan kaldırılırsa Silivri rahat bir nefes alır. Kamu kurumu binalarının Yeni Mahalle'ye taşınmalarıyla orada yeni bir şehir havası yaratılacak. Buraya hapsolmak artık Silivri'nin kaldıracağı bir şey değil. Buraya otopark da yapsan olmuyor. Nüfus yoğunluğunu dağıtmamız lazım. Yeni Mahalle'de müsait, orada çok da planlı bir yapılaşma var. Orada yeni bir şehir yapılaşma zorunluluğundan söz edebiliriz.
Bizim Belediye Başkanımız Büyükşehrin yer göstermesiyle Köy Pazarını yaptı. Çok güzel bir proje ama sönük kalıyor çünkü ulaşım zor, otoparkı yok. Bizim insanlarımızın artık maalesef yürüme alışkanlıkları kalmadı. Sosyal davranışlarımız da değişti.
İnsan sirkülasyonu en yoğun banka, Vergi Dairesi, Kaymakamlık v.s. bunlar sürekli ihtiyaç. Bunların yolun üst tarafına kaydırılması lazım.
Silivri'de otopark, büyük bir sorun. Silivri'ye yeni bir perspektifle bakma zorunluluğu var. Tünel yapma, yolları genişletme şansımız yok. Eski köy yerleşim yeri bugün devasa bir şehir oluyor.

“YAZLIKLARDA KIŞIN DOLULUK ORANI YÜZDE 50'NİN ÜSTÜNE ÇIKTI”
Sevginar SALİ: Siz Semizkumlar'da oturuyor ve çalışıyorsunuz. Salgınla beraber, depremin de etkisinde artık insanlar yaz-kış burada oturmaya ve işlerini buradan idare etmeye başladı. O bölgelerde ne değişti?
Cabbar DOĞAN: Silivri, aynı zamanda turizm kenti. Yazın aşağı yukarı 400-500 bin nüfus hareketliliği oluyor. Yazlık evler, yazlık 2-3 aylık kullanıma yönelik bir planlamayla yapılmış. Salgınla birlikte müstakil, sakin ve doğal bir yaşam alanı ihtiyacı doğdu. Bu kış yazlıklarda doluluk oranı yüzde 50'nin üstüne çıktı. İnsanlar yüksek katlı apartmanlara dönmek istemediler ve burada kalarak yoğun bir tadilat sürecine girdiler. Evlere doğalgaz çekiliyor, mantolama yapılıyor ve kışın kullanılabilecek hale getiriliyor. Depremin de etkisi vardı ama salgın adeta insanların psikolojisini bozdu. Yaşam tarzımız, algılarımız, hayata bakış tarzımız değişti.

“BU VAHİM DURUM, ÜLKEYE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK”
Sevginar SALİ: Sizin özel olarak, sosyal sorumluluk anlamında ilgilendiğiniz bir konu var; uyuşturucu ile mücadele. Bizi bilgilendirir misiniz?
Cabbar DOĞAN: Türkiye bir kültür erozyonu yaşıyor. Doğu, İç Anadolu, Batı kültürü, insanlar adeta bunların içinde bocalıyor. Özellikle gençlik… Aile ve kültür yapısıyla şehir veya ülkenin yaşam biçimi çok farklı olabiliyor. Gençlik hep bir arayış içinde. Yozlaşma var ve kültür erozyonu yaşanıyor. Aileler de çaresiz kalmış. Aileler bu durumdan mustarip. Bu durum eğitim kalitesinden de kaynaklanıyor. 18 Yıldır ülkeyi yöneten siyasi erk, anlayamıyorum bunu çözemiyor mu? İşişleri Bakanı, “Uyuşturucu satıcıların bacaklarını kırın ben arkanızdayım” demişti. Antidemokratik bir söylemdi. Ülke bu kadar çaresiz mi? Herkes şikayetçi ama maalesef kimse elini taşın altına koymuyor. Sahaya bakıyorsun aynen devam ediyor. Çözüm istemeyen bir algı doğdu. Böyle bir endişem var. Pırıl pırıl gencecik insanlar, kültür erozyonundan bir arayış içine girmiş, kendini o kötü niyetli kimselerin kucağında buluyor. Uyuşturucu sorunu neredeyse sıradanlaşmış bir duruma getiriliyor. Bu çok vahim bir durum ve ülkeye yapılacak en büyük kötülük.

“O YASALAR BU KÜLTÜREL DOKUYA UYMUYOR”
Kadın cinayetleri de bunun bir parçası. Ben Doğu kökenliyim. Kültürel değerleri taşıyarak büyüdüm. O ataerkil, maçoluk hegemonyası bizde hep hakim. Doğu'da hala var. O insanlar şimdi Batı'ya göç etti. Kadın sürekli erkeğinin sözünü dinleyen, itaat eden, yarı köleyken göçle birlikte Doğu ve Batı kültürü iç içe girdi. Sosyolojik kültürel yapıya uymayan yeni yasalar ve yaptırımlar çıktı. Evden uzaklaştırma tam bir rezalet. Kadını koruyacağım derken adamı daha beter kışkırtıyor, şiddete teşvik ediyor. Bir üniversitenin araştırmasına göre en çok cinayet uzaklaştırma kararı alınan kişiler tarafından işlenmiş. Böyle bir uygulamayla bunun sonunu almaları çok zor. O yasalar bu kültürel dokuya uymuyor. Doğu'dan Batı'ya göç edenlerin sosyal kültürel etkileşimini bu ülke bir türlü sağlayamıyor.
İnsanların yaklaşık yüzde 80'i asgari ücretle çalışıyor ve yaşam mücadelesi veriyor. Bu, kapitalist sistemin yarattığı bir dayatma. Toplumun köleleştirilmiş fertleri… Siyaset de en çok varoş kesimden besleniyor.

“FARKLI PROJELERLE O İNSANLARI TOPLUMA KAZANDIRMAK LAZIM”
Kürtler örneğin kendini ifade edemiyor. Göç ettiği bölgede ona farklı bakış açısı gelişiyor. Seçim sürecinde çok insanla bir araya geldim, konuşurken çok farklı noktalara gidebileceğini görüyoruz. Belediyede sosyal kültürel etkinlikler oluyor. Belli bir kesim var hep onun üzerine gidiliyor. Önceki dönem de öyleydi, şimdi de öyle. Belediye bu sene biraz daha değiştirdi. Köylerde açık hava sinema etkinliği düzenledi. Aslında güzel bir şeydi ama yeterli değil. Farklı projelerle o insanları topluma kazandırmak lazım. Kültürel sosyal etkinlikler onların da hakkı değil mi?

“SİLİVRİ'DE GÜZEL BİR İVME VAR”
Sevginar SALİ: Yerel yönetimin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cabbar DOĞAN: Volkan Başkanın çabası var. Merkezi hükümet ve Büyükşehrin iyi niyetiyle Silivri'de güzel bir ivme var ama maalesef belediyede bir şey görmüyoruz.
Ben bir Kültür Merkezi'ni çok isterim. Sosyal donatısı olan bir merkezi bekliyorum. Tam da fırsattı. Temizlik, çöp toplama zaten yapılması gereken hizmetler. En iyisi yapılmalı. Yazın bayağı sıkıntılar yaşanmıştı.

“BELEDİYE BAŞKANINDAN BEKLENTİMİZ SİLİVRİ'DEKİ İNSANLARIN YAŞAM TARZLARINI ETKİLEYEBİLECEK YENİ BİR İVME,
VİZYON ORTAYA KOYMASI”
Grup olarak da bir prensip kararımız var. Bir sene bocalama dönemi, ikinci sene salgın, yol haritası, projelendirme, bütçenin ayarlanması v.s. Bundan sonra takip edeceğiz. Eski muhalefetimizi farklı yönlerde geliştireceğiz. Belediye Başkanı koşturuyor. Merkezi hükümeti, Cumhur İttifakı'nı iyi kullanıyor. Onlar açısından bu güne kadar güzel gitti. Belediye açısından taşları yerinden oynatabilecek, “Bu da benim eserimdir” diyebilecek bir şey görmüyoruz. Hala da yok. Üst geçitle, emniyet binasıyla… bunlar devletin yapması gereken ihtiyaçlar. Belediye Başkanının bunları sahiplenmesi çok tuhaf. Belki girişimleri olmuştur, doğaldır. Bizim Belediye Başkanından beklentimiz Silivri'deki insanların hayatını, yaşam tarzlarını etkileyebilecek yeni bir ivme, vizyon, perspektif ortaya koyması. Sonuçta Belediye el değiştirdi. Yeni bir bakış açısı gerekiyor. Bunu şu anda görmüyoruz. Artık bundan sonra takip edeceğiz.

“HİZMETİN SİYASİ GETİRİSİ VE GÖTÜRÜSÜ VAR”
Sevginar SALİ: Büyükşehirdeki değişikliğin Silivri'ye yansımalarını yorumlayalım mı?
Cabbar DOĞAN: Büyükşehre sert eleştirilerim oldu. Büyükşehrin Silivri'yi, CHP'yi hiçe sayması v.s. Elbette Belediye ile irtibata geçilir ama bizi de haberdar etmeleri lazım sonuçta siyasetin de mücadelesini biz veriyoruz. Birçok şeyi biz basın olarak sizden öğrendik. Bu çok hazin bir durum. Belediye ile görüşülmesine bir şey, muhatap alınmasın demiyoruz ama bu grubu da dikkate almak zorundalar. Biz de belediyenin bir parçasıyız. Demokrat belediyecilik anlayışımız var. Hizmetin gelme noktasında bizim de projelerimiz, beklentilerimiz, halkın talebi var. Her ne kadar hizmet yapılıyorsa da bunun bir siyasi getirisi ya da götürüsü var. Meclisini ve grubunu bypass ettiğin zaman bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağız. Bedelini biz ödeyeceğiz. Yarın sahaya çıktığınız zaman bu hesabı biz vereceğiz. İnsanlarla iç içeyiz, yüz yüze bakıyoruz. Hizmet noktasında güzel gelişmeler var ama taleplerimiz, şikâyetlerimiz bundan sonra çok farklı noktalarda olacak. Kendilerine ilettiğimizde iletişim kopukluğu olduğunu kabul ederek bundan sonra bunun giderileceğini söylediler. Ben aslında bu konuları hiç dışarıda konuşma taraftarı değilim. Siyaset anlayışım ve karakter yapım gereği laf gezdiren hiç olmadım, olmak da istemiyorum ama bazı şeyleri dile getirmek zaruriyeti ortaya çıkıyor. 10 Nisan 2020 tarihinde mektup yazıp gönderdim. Bir ay önce İl Başkanıyla bir araya geldik. Hizmet anlamında biz sonuna kadar mücadelemizi vereceğiz. Büyükşehrin kurumlarının hizmetlerinin buraya gelmesi taraftarıyız.

“IŞIKLAR'A BİLGİ BİRİKİMİNİ HİZMETE YANSITMA ŞANSI VERMEDİLER”
Sevginar SALİ: Yönetim değişikliği ile yüzde yüz bir şey değişmiyor. Beklenti mi çok yüksek? Özcan Işıklar tekrar seçilseydi daha mı iyi olurdu?
Cabbar DOĞAN: Işıklar'ın ilk beş yıllık döneminde çok fazla içli dışlı olmadım. Sonraki beş yıllık süreçte takip ettim, hep iç içeydim. Bilgi birikimi, tecrübesi, belediyecilik anlayışıyla inanın Silivri'ye bir daha böyle bir değer gelmez. Eksikleri tabi ki vardı. İnsanoğlu sonuçta beşer şaşar. Bilgi, birikimini hizmete aktarabilme şansını vermediler. AK Parti iş ve hizmet yaptırmamak üzerine bir strateji geliştirmiş. Özcan Başkana hiç kolaylık göstermediler, kan kusturdular. Yapmayı bırak engelleme üzerine bütün seçenekleri geliştirdiler. Şimdi öyle değil. İBB Silivri'ye hizmet yapılıyor. İnsanlar bazen karıştırıyor, İBB'nin yatırımları için “Silivri Belediyesi yapıyor” diyorlar. İnsanların yaşam alanlarını iyileştirmek belediyenin görevi. Bürokratik iletişim geliştirilir ve hizmetler yapılır. Başkan Işıklar 30 yılını belediyeye vermiş. Böyle değerler kolay yetişmiyor. Tam verimli zamanıydı. Çok mücadeleci bir seçim süreci yaşadık. Her tarafı kuşatılmıştı. O kadar engellemelere rağmen görev yaptığı süre içinde can alıcı 5-6 projesini gerçekleştirdi; Engelli ve Koordinasyon Merkezi, Gıda Bankası, TÜRAM. Maalesef biz de kendimizi ifade edemedik ve sonuçlar öyle tecelli etti. Bugünkü Büyükşehir performansıyla o günkü Büyükşehir arasında çok fark var.

“2021 ADALETİN EGEMEN, İNSANLARIN MUTLU OLDUĞU BİR YIL OLSUN”
Sevginar SALİ: Yeni yıl mesajınız nedir?
Cabbar DOĞAN: 2020 Yılı antidemokratik uygulamaların ve adaletsizliğin yaşandığı bir yıl oldu. 2021 bütün dünyaya, ülkemize; sağlık, huzur, mutluluk getirsin. Adaletin egemen, insanların daha mutlu olduğu bir yıl olsun.


YORUM YAP